İşe geldiğimde kahvaltı ederken buldum ofistekileri…sarIyer börekçisinin tel, tel kıymalı böreği ve yanında ona eşlik eden tavşan kanı çay…börek tekliflerini geri çevirip sadece çay aldım masama ilerlerken..yok yok, diyette falan olduğumdan değil, kalktığımdan beri kendimi bir acaip hissediyordum..mideme kramplar giriyor kalbim taşikardi olmuş gibi küt küt atıyordu…kendimi hiç iyi hissetmiyordum hiç…gün boyu telefonlarla isteksizce konuştum, hemen her gün girdiğim hafife hiç göz atmadım, gelen misafirlerim tarafından pek suskun ve düşünceli bulundum..algılama yeteneğim dibe vurdu, aklımdan geçenle ağzımdan çıkanı bir türlü dengeleyemedim…öğlen yemeği yemedim, bol miktarda kahve tükettim…gün boyu süren huzursuzluğum çıkma saatine yakın daha da arttı..biliyordum elbette nedenini, akşamın derdi gündüzden gerdi durumlarındaydım ben bugün…

Zor olan kabullenmek miydi
Yoksa yeni bir arayışa geçmek mi?
Hayat bize sunduklarıyla mı kaderimizi oluştururdu;
Yoksa kaderin oluşu muydu bize bu yaşadığımız hayatı sunan
Sorularına cevap bulanlar sormaktan vazgeçerler mi
günün birinde;
Ya da cevap bulamayanlar hep yalnış soruları mı sorarlar!
Sorusuz ve de cevapsız bir diyar var mıdır;ağaç kovuklarının içinde uyuyabileceğimiz ve mavi bir enginliğe uyanabileceğimiz...
Söyler misiniz bana mutluluklar yaşamaya değecek kadar gerçek midir?
Gerçeklikten somutluğu çıkarsak elimizde kalan yeterli midir?.............