Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "HP 2133 Mini Notebook"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

sevgililer günü hakkındaki yazılar:

papatya çiçek çiçekler ve bir böcek çiçeğin üstünde bana onu anlat tell me about daisy or a insect on the a flower

Herhangi bir bozkırda biten papatyaları ya da mavi dalgaların üstünde özgürlüğe kanat çırpan martıları anlatışında bulabilirim bahsetmekten hoşlandığın güzelliğini. Hatta uğur böceğine dileklerini sunarken keşfedebilirim en gizli duygularını.

Ama lütfen bana kendini anlatma. Özel biri olduğunu anlattığın o uzun konuşmaların sırasında kanında kibir budalalığı zehrini görüp dehşete düşüyorum. Üstelik bazen sana acıyorken buluyorum kendimi.

22 ahkam var

yarın kapitalizmin dini ritüellerinden biri olan sevgililer günü. "beni şu kadarcık sevsen yeter" diyen cicili bicili aptal kızların jöleye bulanmış salak bakışlı oğlanlara, uğruna çocukların 9 yaşından itibaren savaşçı olarak kulanıldığı; 1 gramı için binlerce insanın toprağa ciğerlerini, kanlarını bıraktığı; vahşigapitalistlerin elde etmek için içsavaş çıkarıp, binlerce insanı öldürüp, süründürüp, madenlerde çalıştırıp sömürdükleri, pırlanta kesimli elmasları aldırmak için binbir cilve naz niyaz yaptıkları gün.

5 ahkam var

Aşk mı? Para mı?
Doyumsuz olmak mesela;
Lidya'lılardan nefret etme derecesinde tiksinmek aslında,
Ben, seni gerçekten de çok seviyorumlara inanmaya çalışmak gibi,
Ama al şu 100 bin lirayı bakkaldan ekmek al dercesine bir kendini bilmez bir tavır tadında,
Her 14 Şubat yaklaşırken bir kez daha sevgilim yok derken gülmek gibiside yok hani.

24 ahkam var
şerefe
şerefe
Sevgililer gününe 30 gün kala;
Beklenen günün gelmesine daha kocaman 30 gün olmasına rağmen, caddeler ve sokakları ciddi bir telaş sarıyor. Herkes o kadar panik içinde ki, yürekleri “eyvah hazırlıkları yetiştiremeyeceğiz” korkusu sarıyor. Kara kara düşünüyor insanlar sevdiceklerine ne alacaklarını.
Sevgililer gününe 20 gün kala;
Şehir yavaş yavaş aşk kırmızısına boyanıyor. Maddi ve manevi hazırlıkları bitmeyen insanların paniği, telaşı ve korkusu kartopu misali giderek büyüyor içlerinde.
Sevgililer gününe 10 gün kala;
İnsanların sevgililerine ne hediye alacağını bilememe kabusundan haberdar olan giysi, altın ve mücevher üreticileri, gazetelere ve televizyonlara “sevgililer gününde tek taş alınır”, “sevgiliniz bla bla gömleğiyle yıl boyunca şık görünsün” reklamları vererek sözde insanlara yardımcı olmak için çırpınıp duruyorlar. Üstelik reklamlar o kadar cazip(!) ki tek taş yüzüğe 12 taksit bile yapıyorlar. Sanki “gel de alma” demesini istiyorlar insanların. Erkekler için gömlek, kravat, kadınlar için tek taş yüzük. Bizim aşkımızı bildiklerini sanıyorlar ve bizim adımıza karar veriyorlar. Kimsenin de sesi çıkmıyor bu konuda çünkü herkes hediye seçme zahmetinden kurtulduğu için o kadar mutlu ki.
Sevgililer gününe 7 gün kala;
"Sağım, solum, saklanmayan ebe" modunda kalpler, seni seviyorumlar, ı love yoular ve güller ile kaplanıyor caddeler-sokaklar. Dört gözle beklenen günün gelmesini bekliyor aşkla çarpan yürekler.
Sevgililer günü;
Kırmızıya boyanmış şehirdeki insanlar banklarda, sahillerde, kafelerde, otellerde buluşup kutluyorlar birbirlerine aşık olmalarını. Hediye paketleri açılıyor eller titreyerek. Sarılmalar, öpüşmeler derken bir sevgililer günü de böyle geçip gidiyor.
Bense benim için bir şey ifade etmeyen bu sıradan günde, yatağımda oturmuş, cep telefonumun ekranıma bakıyorum yaklaşık yarım saattir. Kullandığım sim kartı şirketinin bana yolladığı otomatik mesajını okuyorum çevire çevire. Mesajda; “-gülü bir gün, seni her gün, gülü soluncaya, seni ölünceye kadar seveceğim- sevgilinize yukarıdaki mesajı gönderebilirsiniz, sevgililer gününe özel diğer mesajlar için lütfen bla blayı arayın” yazıyor. Tamam sevgilimize ne alacağımıza, bu günü nasıl geçireceğimize karışıyorsunuz da bari bırakın sevgilimizin kulağına istediğimiz sözü fısıldayalım, saçma da olsa, romantizmle alakası olmasa da onun sevgililer gününü kendi cümlelerimizle kutlayalım.
Bu mesaj, eğer iddia edilenler abone sayısı doğruysa 11 milyonluk abonenin hepsine yollandı. 11 milyon kişinin yarısının sevgilisi yoksa 5,5 milyon kişinin vardır. 5,5 milyon kişinin yarısı beğenmediyse bu mesajı diğer yarısı beğenmiştir. Demek ki neymiş en az 2 milyon kişi sevgilisine bu otomatik mesajı yollamış. Elde ettiğim bu sonuç, ilkokulda hep yapmış olduğumuz parmakla sayı sayma olayı kadar komik ama canım o kadar sıkkın ki, kendimi mazur görüyorum.
Birbirinden hiçbir farkı olmayan, hepsi birbirine benzeyen, modayı yansıtan vitrin mankeni ruhsuzluğundaki copy-paste aşklar. İşte bu günde ben, ağzına kadar nefretle doldurduğum kadehimi buna kaldırıyorum.
7 ahkam var
tuttum
6

ZİPPO

"Sevgiler gününde bana zippo alsana"
"O nedir?"
"Çakmakkkk"
"Eee istediğin çakmak olsun, normalde de alırım sana çakmak. Ne var?"
"Olsun. Sen sevgililer günü için al"

Böyle bir diyalog sayesinde zippo diye birşeyi ilk defa duyuyordum. Sevgililer günü yaklaşınca dışarı attım kendimi zippo çakmak bulma amacıyla. Büyük bir tütüncünün önünden geçersen "zippo" tabelası gördüm. Yaklaşıp vitrine baktım. Çakmaklara göz atamadan fiyatlar çarpmıştı gözüme. "Amannnnnnn" gibi bir tepki verdim. 30 eurodan başlıyordu fiyatları. Ama 30 euro olanlar en basit tipleriydi. Fiyatlar yükseldikçe daha janjanlı modeller görülüyordu. Altı üstü bir çakmak yahu? Sigara kullanmamama rağmen kendime de alasım gelmedi değil. Girdim mağazaya. Tezgahtar yardımcı olmak istedi. Bütün modelleri serdi gözümün önüne. Tezgahtar hoş bir kadındı. Beraber kaybolduk çakmakların arasında. Bir türlü karar veremiyordum. Muhteşemlerdi. Renkli olanlar, kabartmalılar, kurukafalılar, kalpliler, şirinler, egzotikler, romantikler, ormantikler, siyahlar, bayraklılar, pornagrafik desenliler... Daha neler neler. Bir sürü çeşit çakmak. Birini alıp kapağını açtım. Alelade duruyordu nedense. İçi hoşuma gitmemişti. Sonra öğrendim ki benzin dolduruluyormuş içine. Bir tane kurukafalı beğendim. Güzeldi. Marka kabartmalıydı. Sizin içinde bir kaç model beğendim...

39 ahkam var

Aşk nedemek? Yıllardır tekrarlanarak sorulmuş, klasik haline gelmiş bir sorudur. Kimisi tutsaklıktır der, kimisi çok güzeldir der... vs. Ama şimdi iki dakika dürüst olalım.Aşk işkencedir.Evet. Neden mi? Çünkü ya sen kızı seversin aile seni sevmez , ya kız seni sever senin ailen izin vermez. Böyle iki arada bir derede yaşlanır gidersin.

Ayrıca aşka ne gerek var değil mi? :) Sırf masraf.(!) Sevgililer günü geldiğinde sıkıysa hediye alma. O oyuncak ayıcıklar ne kadar olmuş haberin var mı? :) Tabi işi abartan kızlarda yok değil . O kızları oyuncak ayıcık kesmez; en azından pırlanta , tek taş yüzük, araba diye başlarlar. Of valla allah sevgili olanlara kolaylık versin .

7 ahkam var

beatles 1968’ de “white album” yayınlar. içindeki “helter skelter” şarkısı charles manson’ a göre acaip şifre içerir, insan medeniyetinin çözüleceği mahşer gününü, kıyameti, 4 büyük kitabın mufassal anlattığı büyük hesaplaşmayı günün bahtsız insancıklarına peygamberane haber verir.

“chazz” charles manson insan evladı, sakat ergen hasta gençlik geçirir. anası sünger alkolik. baba dayağı okulundan mezun olanda sokak mektebe yazılır, tıfıl olmaklığından çok tutunamaz yetimhaneye düşer, burada diğer oğlancıklara tecavüz ederek kendini geliştirir. nefsinin zaptedilemez şeytanı vardır, okkalı kilitleri bile söker atar. daha süt bebesi iken ifrit şiirler yazar, 6 telli akor basar, musikinin tesiratını erkenden çözer. tüm müzkirata süratle sardırır, nebati kimyevi uhrevi cinsi velhasılı her nevi mütekeyyif iptilası edinir, ömrünün 7 günü varsa 6’ sı çeşitli sebepten mahpuslukta geçen charles, bunu fırsat bilir, kimilerine epey habis gelen fikrin tohumunu bu gözden uzakta izolede dehşetli söz kimya eğelerde bilemeğe, fikrini diğer filozofların fikirlerine katmağa, büyümeğe serpilmeğe başlar. Bir nevi aziz marquis de sade kaderini paylaşır. aklı az daha pişende kendine üstad seçtiği aleister crowley eseri “book of law” mükerrer okumaları neticesinde iş kurmaya karar verir. bu devirde enayi çokluğundan paranormal kült kurmak köşede büfe bakkal açmaktan daha kolay ve getirili olduğuna uyanır, bilahare kendi cemaatin naçizane kurmak yollu, dostlarına müritlerine sevgililerine kendisini hem tanrı, hem şeytan olarak tanıtmakla bismillah der, işe girişir. epey kanka toparlar, boşta gezen filiz oğlanlar ay kızlar onun fikir cezbesine kapılır, sevgili rütbesi ile azizin kapısın süpürüp ihtiyacın görür, charles üstada dil döndürüp iltifatlar ederler. beat hip freak gençleri onun rengarenk esini ile mat cemiyetin asla kabul etmeyeceği birtakım aşırılıkların sarhoşluğun etin fikrin kaybedilen zamanın anaforunda mutlu mesut yaşarlar, şeyhleri bu esnada tehlikeli olabilir bu sularda dikkatle dümen kırmakta, sevgililerin gemisin yüzdürmektedir. Bu işlerin tafsilatı alelade nefse ağır gelir, yine malumun üzerinden devam edersek, envaiçeşit habasete necasete istinaden epey şeytani yaftalanan bu çevresine, tarikatine nevri dönen amerikan basını bunlara “aile” der. Manson “isa” enkarnesi olduğunu da üstüne yapıştırınca patates kafalı amerikan cahili kıratına göre epey orijinal sayılacak kavramlarüzeri bu harika aşırılık konseptine bigane kalmak olanaksız hale gelir.

4 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu