Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "Yolu KITT göstersin"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

sevmek hakkındaki yazılar:

Yaşadığımız zaman, artık anı yaşamaya müsait değil. Hep bir adım ilerisini hesaplamakla geçiyor attığımız her adım. Riskler faktörünü, lisede matematiği ancak iki olarak kotarabilmiş olsak bile ışık hızıyla hesaplamayı becerebiliyoruz çoğumuz.

Nereden ileri geliyor ki bu kadar hesap kitap sistemi kurma gereği? Her ne kadar bangır bangır bağırsalar da teknoloji çağındayız hız çağındayız diye, hiç bir şey kolaylaşmıyor hayatımızda. Bilakis; giderek dakikalar yetmez oluyor planlarımızı gerçekleştirmeye. Üçte ikisi bilemedin üçte biri hep yarınlara kalıyor planlarımızın.

0 ahkam var
tuttum
4

KARAR

\
Düşündüm, ben bu herifsiz yapamıyorum. Aradan 3 hafta geçti nafile. Fonda acı hâkim. Bir dakika aklımdan çıkmıyor.
8 ahkam var
tuttum
3

lâf

\

‘Lafla adam olunsaydı, en erdemli insanlar politikacılar olurdu.’

dedim. Özel’in olsaydım, mücadele ederdin, sahiplenirdin, benim seni sahiplendiğim gibi. Kızıyorum hem sana hem bana. En çok da, kendime.

Sana kızıyorum sahiplenmediğin için. Kendime kızıyorum, seni sevdiğim, düşündüğüm, aradığım, özlediğim için...

\

Ev bomboş geldiği için. Alışmakta zorlandığım için. 4 ay öncesine dönmeyi isteyip de zorlandığım için. Antidepresan almadan gün geçiremediğim için.

58 ahkam var

Artık kendimi güzel göstermeye çalışmadığımın farkına varıyorum. Ne zamandır bu yüzden kız arkadaşım yok! Ne zamandır aslında yaptığım güzel bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Dürüst olmayı seçtim sonuna kadar, gururla kaybediyorum. Çirkinin ve güzelin bu kadar iç içe olduklarını bilmiyordum. Aslında ikisi de yok, ya da ikisi tek bir şeyin parçası. İçimde ne kadar iyilik kaldığını düşünmüyorum. İyi olmaya çalışmıyorum ne zamandır. Bu yüzden bir kız arkadaşım yok! Ne zamandır aslında yaptığım iyi bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Dürüst olmayı seçtim sonuna kadar, mutluluk içinde kaybediyorum. Kötünün ve iyinin bu kadar iç içe olduklarını bilmiyordum. İkisi de yok, ya da ikisi tek bir şeyin parçası. Uzun zamandır hiçbir şey bana utanç vermiyor, ahlak ve dürüstlük el ele yürümüyor. Kendi erdemlerimi yaratmaya çalışıyorum ve bunu insanlara anlatamıyorum. Kendi erdemlerim insanlara saçma geliyorlar. Ama inanıyorum ki insanın erdemi varsa, o ancak kendi yarattığı erdem olabilir. Bunu anlatamıyorum ve kız arkadaşım yok. Olması gerekeni yapmaya çalışan maymunlar gibiyiz. Kız ve erkek, hiç fark etmiyor. Bizi nereye sürükledikleri kimsenin umurunda değil. Benim de umurumda olmamalı, böyle davranıyorlar bana. Kız arkadaşım yok. Artık kendimi sevdirmeye çalışmadığımın farkına vardım. Sevgi ve nefret iç içe, ikisi de tek başına yok! Bize sevmeyi öğrettiklerinde başka bir şeyden nefret etmek zorunda bırakılıyoruz. Bize sevinmeyi öğrettiklerinde başka bir şey üzüyor bizi. Kimseye anlatamıyorum. Uzun zamandır bir şeyleri anlatmaya çalışmıyorum. Bu yüzden de kız arkadaşım yok! Aşk içinde kaybediyorum. Aşığım kaybetmeye, sonsuz bir öğreniş içindeyim. Bize utanmayı öğretiyorlar ve utanılacak hiçbir şey yok. Bize kazanmayı öğretiyorlar ve sahipleniyorlar, kölelere dönüştürülüyoruz, görünmez efendilerimizin adlarıyla hırslanıyoruz. Başkaları oluyoruz ve bu hoşlarına gidiyor. Artık hiçbir şeye kızmıyorum ve bu yüzden kız arkadaşım yok. Kendimi güzel göstermeye çalışmadığımı farkındayım, olduğum halimi anlatmaya çalışıyorum benim için bu güzelden daha önemli, daha gerekli ve daha gerçekçi. Gerçeği seviyorum ve bu yüzden kız arkadaşım yok. Onlar alıştırıldıkları gerçek dışılıktan çok memnunlar ve ben bu şeylerden memnun değilim.

9 ahkam var
tuttum
7

TOPRAK

Etiketler: , , ,
\

Bugun sımsıyah bir bulutla duş aldım..
Gitsin diye üstümden bütün ilahi lekeler terledim ardından süresizce.
Düşünmek her şeyi. Bu ülkede veya bu ülkenin herhangi bir toprağında zerdali ağaçlarının hışıltısıyla.

Süresiz aşkların süreli birliktelikleri gibi ışıl ışıl çağlayan, içinden huzur geçen rüzgarların tadı gibi temizlenıyorum şimdi yavaş yavaş.

Düşüncerler değil düşüncesizliklerle kirlenen ruhumu yağmurlara vurdukça bütün kızıl bulutlar ruhuma iniyor gibi ürperiyorum.
Tanrıya dönüşü yaşıyorken sessiz sessiz dökülüyor kaşlarımın üntüne saçlarım.
Nan kokusundaki bereketlilik gibi düşündükçe o’na gidişimi hayal edebiliyorum sık sık.
Ben soyunuyorum sana dıyorum. Tüm lekelerimi çıkarmış ilahinin tınısını bekliyorum
Bir ses versen de gelsem diyorum. Etime sardığın ruh anlamını yitirdiği günden bu yana
Sesinin hasreti ile geceyi gündüz gündüzü gece ediyorum.
Bir yanda sarı siyah bir film şeridinden geçen et kokan bir hayat, bir yanda ahrimi ve ahrilerimi bütünleştirecek olan olan sen ebedi ışık.

bil ki.. bekliyorum sesini..

21 ahkam var
Etiketler: , , ,

Uzun zaman oldu sevmek üzerine bir şeyler yazmayalı. Duygusuzlaştım sanırım diye düşünmeye başladım.

Oysa ben aşıktım yani hala aşığım. Ama yazmak gelmedi her nedense içimden.

Aşk acı vermeyince damarlarından kan çekilir hale gelmeyince sanki uykuya yatıyor. sürekli bir mutluluk hali onu rölantiye alıyor. Ya da sürekli bir mutsuzluk hali...

Canım çekti aşkı.....

Aşkım yanımdayken üstelik...

Ne yapmalı....

Aşık olmalı yeniden...

Aşkıma aşık olmak yeniden...

Ona yeniden bakmak ilk günkü gibi...

17 ahkam var

Yağmur güzeldir bu mevsimde. O kendine has kokusuna, yeni yeni açan bahar çiçeklerinin ve huzur dolu toprağın kokusunu ekleyip başlar insanları büyülemeye. Yağmur güzeldir bu mevsimde. Dalgalar bile dingin dingin serilir su yüzeyine. Sahil kenarında, hala tek bir şemsiyeyi paylaşan ihtiyar sevgililer.. Yıllara meydan okumuşçasına … Ya da bir apartmanın kapısının eşiğinde bir birine sarılmış genç bir çift... Düşen damlaları izleyip, aynı ıslaklığı dudaklarında yaşayan …. Yağmur güzeldir bu mevsimde ve bu mevsim de yağmur güzellikler getirir peşi sıra …. Su perileri mesela, çok az insan görebilir onları, ancak ıslanmaktan korkmayan ruhlarını bulutların altında yıkayanlar görür su perilerini. Islak saçları, dünyayı aydınlatan gülüşü, dudağından sarkan yağmur damlası, melekleri kıskandıran sesi ile yağmurun bir lütfü gibi durur öyle karşısında. Sen de onlardan biriydin işte. Yağmurla gelen bir su perisiydin. Nereden ve neyle geldiğini bilmiyorum ama geldin bir kere ve de hoş geldin. Habersiz geldin ama gitmene izin veremem su perisi. Ufak bir çocuğun elinden en çok sevdiği oyuncağını almazsın dimi? O zaman gitme su perisi, kal benimle. Elimi tut, gözüme bak, içimde ki hasrete vuslat ol, dudaklarımı ıslat ve izin ver, izin ver seveyim seni. Senin beni sevmeni istediğim gibi…

4 ahkam var

Dogdugumuz zaman yuvarlak ,keskin,saf bir yüzümüz vardir.icimizdeki evren bilincimizin kirmizi atesi yanar durur.Ama yavas yavas ....
bizi
ana babalar yer,
okullar yutar,
sosyal kuruluslar emer,
kötü aliskanliklar kemirir,
yas ise tüketir.
Sindirildigimiz zaman;tipki ineklerdeki gibi alti mideden gectigimiz zaman,pis bir kahverengi tonunda cikariz.

24 ahkam var

Onu o kadar çok anlattım ki. "Aman be sıktın" deniyordur belki. Onun hakkında yazacaklarım yazdıkça çoğalıyor sanki. Canım ikizim... Hiç bitmez yazacaklarım ikizim hakkında.

\

Doğum günü tebriğinden sonra, yine kalbim Ayşecimle doldu taştı, birşeyler yazmaya karar verdim onun hakkında. Ayşe' yi 5 yaşından beri tanıyorum. Şöyle bir bakıyorum da 15 senedir hala çözememişim kendisini. Kimse çözemedi onu. İzin vermedi kimseye. Kendisinin çizdigi bir dünyası vardı, o dünyanın dışına bir kez olsun çıkmadı. İçeri kimseyi de kabul etmedi. Ben hariç... Bana kapıyı açtı çok defa. Girdim ama karıştıramadım. Bir köşede oturdum her seferinde. Hiçbir şeye dokunmama izin vermedi. Ayşe' nin dünyası diye birşey var. Eminim ben buna. İçinde kendi kendine süper uğraşlar bulduğu, harika şeyler ortaya çıkardığı, belki mutsuz belki hüzünlü belki kendisini içinde yalnız hissettiği bir dünyaydı. Bana çok albenili gelirdi hep.
\
Küçükken arada gelir "hadi bizim site için bir dergi çıkaralım, sonra dağıtalım" der dururdu:) Birşeyler yazar, hikayeler toplar, kendimizce karikatürler çizip güya kendi dergimizi oluştururduk. Bir başka gün Ayşe'yi kapılarının önünde bulurdum. Önünde birşeyler olurdu. İncik, boncuk filan, sonra bebeklerine diktiği giysiler... Meğer onları satıyormuş. Bazen de annelerimiz filan evde yokken mutfağa girer onun süper fikirleri doğrultusunda heryeri alt üst ederdik.Sonra babam bana paten almıştı. Benim olur da, Ayşe'nin olmaz mı hiç? Ona da almışlardı. Ama onunki daha güzeldi. Pembeydi onunkiler. Benimkiler gri:( Tam onların evinin önünde çok az arabanın yavaşça geçtiği, süper, dümdüz bir asfalt yokuş vardı. Kendimizce uydurduğumuz birşey vardı. Patanist... "Patanist olalım" derdik. Çok alışmıştık, o yokuştan çok güzel (cidden güzel şimdi bile küçümsemiyorum. gerçekten çok başarılıydı) kayıyorduk. Artistik hareketler yapmayı da hiç unutmuyorduk. Biraz daha büyüdükçe babasının fotoğraf makinasını aşırmaya başlamıştı. Garip garip bir sürü fotoğraf çekerdik. Kamerayla gelirdi bir başka gün. Her şeyi videoya alırdık. Ergenlik dönemine gelince görüşmediğimiz iki sene boyunca, Ayşe birçok resmimizi photoshopla değistirmişti. Videolarımızı kesip biçip değişik şeyler oluşturmuştu onlardan. Evet, Ayşe' nin dünyasının yeni ugraşı photoshop ve benzeri bir dolu program olmuştu. En son üzerinde çalıştığı şeyleri gösterince epey şaşırmıştım.Çok profesyonelceydi gerçekten. Kendi dünyasında süper işler çıkarmıştı. Ama kimsenin haberi yoktu, tek ben biliyordum onun o süper orijinal fikirlerini. Tek bana göstermişti. Dünyasına sadece beni davet ederdi çünkü. Çalışmalarıyla mutlaka çok güzel şeyler başaracağını seziyordum hep. Ama o işletme okumaya başladı. Ayşe'ye o kadar tersti ki. Ne diyebilirdim ki. Ayşe'nin dünyası sonuna mı gelmişti yoksa:(
\

Onun içimi neşeyle kaplaması doğum günü tebriği sayesinde oldu. En anlamlı tebrikti onunki benim için. Aramadı diye kızmıştım çünkü hiçbir doğum günümde beni yalnız bırakmamıştı. Telefonum bozulduğunda bile ne yapıp edip babamın numarasını bulmuş ve o şekilde ulaşmıştı bana. Burdan da anladığım, o beni terk eden arkadaşlarımın, özel günlerde hep unuttuklarını "kontörüm yoktu." "telefonum bozuktu." "telefonumu çaldılar unuttun mu?" gibi bahanelerle örtmeye çalışmalarının hayatımda duyduğum en saçma sapan yalan olduğu... İstemek önemli sadece. Ayşe, benim onu aramadığım zamanlarda ne yapar eder, bana bir şekilde ulaşır, kontörü yoksa da ailesinden birinin telefonundan arardı mutlaka. Ona minnet borçluyum ben galiba. Beni bir annem bu kadar sevdi bir de Ayşe. Anne sevgisi farklı birşey. Ama ben biliyorum annem kadar duygusal sevmese de beni çok seviyor. Ne zaman arasam yanımda olacak biliyorum. Ben onun hiçbir zaman yanında olmayı başaramasam da, o her zaman yanımda olduğu gibi yine yanımda olur, ne olursa olsun. " Bir eli kanda olsa" derler ya işte öyle... Evet, Ayşe bu doğum günümde aramamış, "ne yapsam da duygulandırıp ağlatsam?" diye didinip ugraşmıştı herhalde. Uzun bir aradan sonra msne girmiştim. Bir mail vardı bana. Ayşe'dendi. Doğum günü mailiydi. Birkaç birşeyler yazmış. Aşağı indikçe resim gibi birşeyler olduğunu gördüm. Ama Ayşe'yle benim resmim filan değildi. Silik renkli kalemle yazılmış kağıtların fotoğraflarıydı. Zorlansam da okumaya çalıştım. Ne olduğunu kavrayamadım ilk başta. Çok fazlaydı. Bir sürü kağıt resmi. İlkini okuyup bitirince ne olduğunu anladım. Ayşe'nin günlük sayfalarıydı. Birbirimizden koptuğumuzda yazdığı günlük sayfaları... Benden bahsettiği, o an ağlayarak benim hakkımda yazdığı, neden onu hiç arayıp sormadığımı söyleyip durduğu günlük sayfaları. Nasıl bir doğum günü tebriğiydi bu? Üzmek mi yoksa sevindirmek mi istemişti? Aslında her ikisini de yapmıştı.Hem biraz içim burkulmuştu hem de sevinmiştim. Sevinmiştim çünkü beni bu kadar bir tek ikizim seviyordu ve herhalde bir tek de o sevecekti. İçimin burkulmasını, kendi yaşadığı üzüntüleri bana aktarabilmek ve bir nebze olsun içini dökmek için istemişti, sevinmemi de beni çok sevdiği için... Sonra bir cd geldi kargo ile. "Ne bu? ne bu?" diye düşünürken taktım bilgisayara açtım.İlk karede ikimizin bir resmi vardı.Fonda çok güzel bir parça çalıyordu. Sonra benim bile hiç görmediğim bir resmimi koymuştu.Yavaş yavaş büyüyorduk resimlerde. En küçüklük resimlerimizden en büyük halimize doğru, en doğal hallerimizde... Çok güzel olmuştu. Müzik bitip benim uyuyan resmimle video son bulduğunda gözlerimde yaşlar birikmişti bile. Bu da doğum günü hediyemdi sanırım.

15 ahkam var
Etiketler: , ,

Bugün çok canım sıkkın. Hiçkimselere anlam veremediğim birgün yaşıyorum. Hani canınız sıkkın olduğunda herşey üst üste gelir ya aynen öyle birgün işte. Şimdi kapıdan çıkıp kendimi sahile atmak istiyorum. Kimseler olmasın rüzgarın esintisi olsun sadece birde çay. Siznle paylaşmak isterim. Neden insanlar çok bencil? Ya da neden birinin iyi niyetli olduğunu anladığında insalar emrivakiler yapar. Bende eğer çok sevdiğim biriyse bütün işimi gücümü bırakır giderim. Ama ona sıra geldiği zaman kavga kıyamet. Anlıyacağınız arkadaşlar bugün beni çok üzen bir olay oldu. Yaptığım süprizlerin birdeğeri kalmıyacak çünkü ben yarını bugün yaşayamam maalesef. Ama yinede seni çok seviyorum. Kitabımı almadığın içinde kızmadım. Alışkınım zaten her işimi kendim yapmaya....

21 ahkam var
1 2 3 ... 5 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu