
Genel anlamda sanatta çıplak insan figürünün kullanıldığı ürünler için bir tanımlımdır “Nü”. Çıplak sözcüğünün insanı tanımlamasına rağmen, çıplak kadın figürleri için kullanılagelmektedir. Çıplak, birçok uygarlıkta, dinsel törenlerde, büyü şölenlerinde önemli koşul sayılmıştır. Bereket simgesi olarak kullanılmıştır. Arkoik dönemde ölüm simgesi, Ortaçağda saflık ve temizliğin simgesi, Rönesans’ta insan ve doğa ilişkisinin simgesi sayıldı. 19. Yy.da Goya’nın metresi ve Maneti’n Sokak kadınını betimlemesiyle idealleşme eğilimi sona ermiştir. Daha sonraki yıllarda duygusallık ön plana çıkmıştır. Çıplaklığın gerçekçi kimliğe dönüşmesi Courbet, Degas, Renoir’in tablolarıyla oluşmuştur. Son yüzyılda çıplak tarih boyunca üstlendiği simgesel tanımlamalardan kurtulmuş görünmüştür. Türkiye’de çıplak, gerek minyatür geleneği içinde, gerekse resimde batılılaşma süreci içinde ele alınmıştır. Canlı modellerden çıplak çalışan; 1914 kuşağı ressamlarımızdan Ruhi Erel, İbrahim Çallı, Namık İsmail gösterilir. Bu dönemdeki duygusal yaklaşım, daha sonra Kübist ve soyut eğilime dönüşmüştür.
Greenpeace,küresel iklim değişikliğine dikkat çekmek için,Ağrı Dağı'nda 3 bin metrede Nuh'un Gemisi'ni inşaa ediyor.

Bir akşam televizyonu karıştırırken, bir diziye denk gelmiştim. Sahnelerin birinde mini etekli bir bayan ve arkadaşı vardı. Film bu ya kızın arkadaşı bayılıverdi. Mini etekli bayan, ilk yardım yapamadı veya senarist bunu uygun görmedi. Bu bayan, arkadaşının yere düşmesiyle birlikte çaresizce etrafa bakmaya ve etraftakilerden yardım beklemeye başladı. Neyse ki birileri bayılan gence yardım ettiler. Kızcağızın, o kadar kısa bir etekle yere eğilmesi, rahat hareket etmesi ve ilk yardım yapması mümkün değildi. Mümkündü ama sanırım “şık” olmayacaktı.