Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "flash tabanlı 'çevrilen dergi' hazırlayın ve sitenize ekleyin"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

sinema hakkındaki yazılar:

Hepimiz filmlerde, kliplerde vs görüyoruz bu aleti.
Hatta bazı vidyo programlarınında simgesi olarak kullanılıyor, size heryerde filmi, sinemayı çağrıştırıyor.

Eskiden tebeşirle yazıyorlarmış
Eskiden tebeşirle yazıyorlarmış
E nedir peki bu, sırrı nedir ?

Bu siyah tahta şey aslında Türkçe adı Çekim Tahtası İngilizce adı ile Clapperboard, görüntüleri senkronize etmeye yarayan, ek olarak görüntüler arası karışıklık olmaması aracılığıyla çekilen görüntü dizisinin hangi bölümünün, kaçıncı çekimi olduğu gibi bilgilerde üzerinde yer alır. Ekstra bilgi olarak, tarih, yönetmen, yapım adı gibi bilgilerde yer alabilir.
Tabii ki zaman hak getire dijittalleri, otomatik olarak senkron bilgisi yüklenen modelleri de var.

Üstte senkron ve karakter bilgisi var.
Üstte senkron ve karakter bilgisi var.
Ancak hala yaygın olarak akrilikten üretilen versiyonu kullanılıyor, amacı da gayet basit, marker kalemler ile kolayca tekrar tekrar yazılabilmesi için.
Yazı bu kadar mı diyenler acele etmesin daha yeni başladık.

2 ahkam var
\
Uzun zaman sonra bu filmi yazıyım dedirten bi film oldu romulus my father benim için.... Tabii ki beni filme çeken ilk bakışta çok sevdiğimiz eric bana ....Onu Berlin'den, Truva'dan hatta kötü film Black Hawk Down'dan, Hulk'tan hatırlayabiliriz, ve unutamayız ...Kendisi cool, samimi ve tam tanımı gerçekçi oyunculuğu ile filmlerine renk katıyor..Şu sıralar kitabı bestseller Boleyn Girl filminde de başrolde...Sakin, sevecen, aynı zamanda hafif sert kişiliği ile hatrı sayılı bi hayran kitlesine sahip...Sakin agresiflerden :) Film mülemmel güzellikte bir çekim kalitesine sahip, bunu geçemeyiz. Renk seçimi, filmin kötümser yapısını bozan, olaylar seyirciyi içten içe karartabilecekken yine de iyi bişeyler olacakmış hissini veriyor. Beklenmedik olaylardansa hayatın basit akışını sıkmadan anlatabiliyor. Film, göçmen 3 kişilik bir ailenin hikayesi..baba karakter becerikli, sabırlı, çalışkan..çocuk yaşından fazla bilinçli, olgun ama çocuk sonuçta...çok da başarılı bir performans çizmiş, çocuğun gözlerindeki bakışları, taşıdığı ama belli etmediği yük..hakikaten başarılı..bu filmin hafızama kazınan 2 sahnesi var.. Biri Rumulus'un karısının sevgilisini tren istasyonuna götürdükten sonra, motorsikletle dönerken bi an karşısındaki ağaca bakması ve ona çarpmak istemesi..Bence bu sahne çok başarılıydı, klasik bi intihar sahnesi havası vermedi kesinlikle..İkincisi ise, anne (Franka Potente ki ben çok severim) intihar ettiğinde babasının dönmesini sabaha kadar bekleyen çocuğun evin verandasında köpekle beraber uyuduğu ve sabah babası geldiğinde uyandığı sahne..Sahnelere daldım direk, anne karakter unuttum. Anne dengesiz, ciddi gel gitler yaşayan bi kadın..Sonunda da gittiği yerden dönemiyor zaten ve intihar ediyor ...Üzücü tabii..Sadede gelicek olursak basit hayatımızın içinde akan olayların iç yaşamımıza yansımasını basit ama etkili bi şekilde anlatabilen ve bu anlamda başarıyla temsil edebilecek bir filmdi..Duragan konusuna rağmen, filmden koparmayan , sıkmayan bu başarılı filmi alkışlıyoruz o halde...
1 ahkam var
Etiketler: , , ,
Constantine
Constantine
Hollywoodun ünlü filmindeki baş karakter Constantine, tarihte yaşamış büyük bir kraldır ve en önemlisi hristiyanlığı sırf ülkesi karıştığı ve düzeni yeniden sağlamaK için ortaya atan kişidir... Bu sayede ülkesinde düzen yeniden sağlanmış ve hristiyanlık yayılmıştır...
1 ahkam var
yazı tura, iyi bir filmdi
yazı tura, iyi bir filmdi

türk toplumunun, türk tarihinin belli günleri var. oniki eylül mesela. yıl belirtmeye gerek kalmıyor. onyedi ağustos da böyle bence. bindokuzyüzdoksandokuz dememe gere kalıyor mu? kalmıyor. türk sinemasında onyedi ağustos üzerine yeterince eğilinmediğini düşünüyorum..hiç eğilmediler demiyorum. bakalım şimdi..o şimdi asker (yön: mustafa altıoklar), çorba gibi bir filmdi, mustafa altıoklar ne zaman senaryo yazsa böyle oluyor, konu zafiyeti geçiriyor insan filmlerini izlerken. mümkünse altıoklar, başkalarının senaryolarını filme çeksin, kendisi senaryo yazmasın. uğur yücel'in yazı tura'sı eli yüzü düzgün bir türk filmiydi, üstelik filmin ikinci yarısı onyedi ağustos odaklıydı. mahsun kırmızıgül'ün beyaz melek'inde de aynı "o şimdi asker"de olduğu gibi şöyle bir değinilip geçilmişti onyedi ağustosa. karakterlerin yolculuğu sırasında sanırım adapazarından geçiyorlardı, adamın geçmiş acıları canlandı vs..gelelim taylan biraderlerin küçük kıyamet'ine. başak köklükaya'nın yıkılmış istanbula bakarkenki gözlerini bir türlü unutamıyorum. doğu yücel'in ellerine sağlık. ne kadar akıllı, ne kadar sağlam, nitelikli bir işti. üstelik de odağı istanbul depremiydi basbayağı. psikolojik gerilim türüne koyacağımız bu film bile neden tatmin etmiyor beni..hala daha iyi daha nitelikli bir türk filmi bekliyorum onyediağustos odaklı. küçük kıyameti geçebilecek bir yapım izleyebilecek miyiz bakalım. onu da hollywood'tan izlemeyelim de...

0 ahkam var

Cem Yılmaz'ın kendine özgü bir tarzı var.
Oynadığı filmlerde, yaptığı gösterilerde farklı karakterleri
canlandırıyor, fakat hepsinde, kendi karakterine özgü
tavırların izlerini görüyoruz.

Son olarak da, Gora filmindeki "porno film yapımcısı" rolünü
görünce "tamam" dedim.
İşte bu, Cem Yılmaz'a en çok yakışan rol.
Onun için biçilmiş kaftan.

Bu tespitimle ilgili bir yazı yazacaktım ki, olumsuz tepkileri
düşünüp vazgeçtim.

***

Daha sonra beklenmedik bir şey oldu.
Cem Yılmaz, basına ilginç bir demeç verdi.
Bu, benim için tam anlamıyla bir sürprizdi.

141 ahkam var

Soru: "Türk sineması neden böyle kısır?"
Cevap: "Birçok alanda olduğu gibi sinemayı da
bir ticaret dalı olarak gördük de ondan."

Nilgün Abisel'in Türk Sineması Üzerine Yazılar
kitabını okuduğumda öğrendim ki;
sinemamız ilk zamanlarında da tıpkı bugünkü
gibi kusurlu ve sorunluydu.
Bununla birlikte, daha o zamanlarda Türk sinemasının
sorunlarıyla ilgili oldukça ciddi ve yapıcı eleştirilerin de
dile getirildiğini öğreniyoruz.

Türk sinemasının eski günlerinin sorunları dile getirilirken
"teknik imkansızlıklardan" dem vurulması ise
artık baygınlık vermeye başladı.

9 ahkam var
\

Türk filmleri kuşağımda Tatar Ramazan’dan sonra İstasyon’u inceliyorum bizler için.

Cüneyt Arkın ( Gırgır Ali) Erol Taş tarafından dönemin ünlü assolisti, milyonların sevgilisi Hülya Koçyiğit’i ( Yasemin) kaçırmak için tutulur. Önce bu teklifi geri çeviren Cüneyt ağabeyimiz gidip Yasemin’i görünce kaçırmaya karar verir. Gırgırına. Erol Taş kötü adamdır bir sürü adam tutabilir istese ancak özellikle Cüneyt ağabeyimizi ister zira o namusludur ve ona güvenilebilir.

16 ahkam var
\

Az önce boş zamanımı değerlendirmek için izlediğim "Sesini Duyur"(Raise Your Voice) aslında boş zamanımın ne kadar değerli olduğunu gösterdi bana.Yazının içinde spoiler sayılabilecek bir çok ibare bulunabileceği için filmi izlemeyenler okumayabilirler.(Film 2004 yapımı, izlenmeye ne kadar değer tartışılır)

14 ahkam var
1 2 3 ... 56 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu