Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Mutlu Anları Yakala"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

siyah hakkındaki yazılar:

Susmanın verdiği rahatlığın yanında terkedilişin hüzünüyle kendime gelmek isterken verdiğin o gülü buldum, kurumuş, solmuş ve eskimiş... İçinde gizlediği sevginin yok olmasını izlerken kırmızının saf hali yerine kusursuz bir siyahlık vardı. Gözlerimden inen iki damla gözyaşı üzerine düşerken attığı çığlık sana verdiğim sevginin ve değerlerin akibetini anlatmak için yeterdi aslında fakat sen duyamadın. Görmek istediğin gibi görüp, duymak istediğin gibi duydun... Ansızın ve açıklama yapmadan. Yaşanan tüm güzellikleri saklamış içinde bu kuru gül. Biriktirmiş... Acıların çığlıklarına kifayetsiz cümleleri eklerken olası bir geri dönüş için hep bir umut beklemiş. Geri dönmek kolay da eskisi gibi sevmek, geri döndüğün kadar kolay mı?

17 ahkam var

Adaletin kuşku duyulur hale geldiği bir ortamda , kendi adaletini arayan insanlar olabileceği gibi bu adalet hizmetini sunarak para kazananlarda olacaktır...Keşke bu paralar sadece polis , hakim , savcı ve hapishane memurlarına ödenen maaşlar olsa !
altta anlatılan gibi bir toplumda yaşamak veya o sahnelerde bir rol sahibi olmak istemiyorsak adalete güvenmeliyiz, devletimizde adaletini güvenilir hale getirmeli ki kırmızı ve siyahlara muhtaç olmayalım...

Sahne 1

Biri siyah diğeri kırmızı giymiş iki adam arkası dönük vaziyette bir masaya karşı oturuyorlar.

1 ahkam var

Kırmızı, yeşil ve mavi yolda yürüyorlarmış birden karşılarına hızla karşıdan gelen sarı çıkmış. Hayrola nereye gidiyorsun diye sormuşlar sarıya böyle hızlı hızlı. Bir sergi var yetişmem lazım demiş. Sonra bu üçü yürümeye devam ederken yeşil benim eve gitmem lazım çoluk çocuk ekmek bekler demiş. eyvallah demişler kırmızı ve mavi, yeşile ve içmek için beyazın meyhanesine gidelim diye kararlaştırmışlar. Sonra beyazın meyhanesine gidip başlamışlar içmeye karşı masalarında siyahla karısı eflatun varmış. Bizim salak mavi ve kırmızı içip içip zıvanadan çıkınca dalmışlar eflatunun vucud hatlarına bunu gören siyah bunları bir güzel dövmüş ve beyaza söyleyip meyhaneye bir daha sokmamak üzere söz istemiş. Dayak yiyen mavi ve kırmızı perperişan yolda otururlarken karşıdan gelen kahverengiyi görmüşler nedir bu haliniz demiş kahverengi. Bekleyin sizi hastaneye götüreyim tanıdığım bir doktor var demiş adı turuncu...

13 ahkam var

Yazın yapış yapış sıcaklığını geride bıraktı İzmir dün itibariyle. Dün gece yağmur yağdı. Hava yeniden serinledi. İzmir de yaşamama rağmen sevmiyorum yazı. Güneşi, denizi mutlu günleri, akşam yenen çoban salatasını. Sonbahar daha güzel geliyor. Japon bahçelerindeki kırmızılar ve sarılar, toprağın içten gelen sıcak kahverengiliği, yağmurla ıslanmış yumuşaklığı. Sonbaharın masallardan çıkmış hali
Sonbahara yakışır bir gün yaşıyorum tüm bunların yanında. Dizdiğim bunca övgünün nedeni de bu zaten. Hava kapalı. Uyandığımdan beri kitap okuyorum. Bir yandan bir şeyler çalıyor fonda. Durumla tamamen alakasız. Keyfimi bozan tek şey balkonda kurumayı bekleyen çamaşırlar. Zaten az olan ışığımı engelliyorlar. Hala yazlık giysilerimle oturuyorum. Ayaklarım üşüyor. İnatla çoraplarımı giymiyorum. Uyku vaktimin gelmesini bekliyorum bir yandan, kapı pencere açık yorganıma sarılmayı ve içten içe üşümeyi... Kışı özlüyorum. Klozete oturma korkusu yüzünden tuvalete gitmeye üşenmeyi özlüyorum.
Evim o kadar huzurlu ki. Hüzün mutluluk dağıtıyor. Dinginlik. Sakinlik. Ne kadar zamandır sakin kalamadığımın farkına vardım. Yaşadığım anı kaybetmenin düşüncesi bile beni ağlatabilir.
Hayatımın biraz daha iyiye gittiğini görüyorum artık. Sevgi açlığımın gereksizliğinin farkına varıyorum. Beni ne kadar yıprattığına şahit oluyorum. Aptallığımın da. Ne zaman oldu tüm bunlar ne zaman başıma geldi ben neredeydim yaşarken. Baygın olarak geçirdiğim beş yıl bana ne verdi diye sorgulamadan önüme gelenler arasından fark etmeden seçimler yaparken nerede kaybettim beni ve her şey ne zaman başladı diye sorguya çekmek istiyorum kendimi ürkütmeden.
Geriye dönüp baktığımda üzüldüklerim sevindiklerim gittikçe farklılaşıyor. Araları açılıyor. Büyümek mi bu kendini kandırmak mı? Büyüyoruz hayat zorlaşıyor diyoruz sürekli. Ya da keşke çocuk kalabilsek; temiz ve saf. Beyazlara bürümeye çalışıyoruz kendimizi masumiyetin rengi diyerek. Gerçekten masumiyet mi beyaz? Tüm renklerin karışımı tüm renklerin rahmi. Siyah ve beyazdan dengeler yaratıyoruz. Sonra hayır siyah ve beyaz değil gri de var işin içinde kesin hatları yok duyguların, hayatın diye ahkam kesiyoruz. Bir şey bildiğimizden değil anlam yüklemek için yırtınmamızdan. Söyleyecek bir şeyimiz kalmamasından korkuyoruz. Sürekli boşluk doldurma oyunları oynuyoruz. Tanrı olup yaratıyor ya da öldürüyoruz. İç içe tiyatro sahnelerinde abartılı mimikler ve jestler silsilesi hayatımızda. Dikkat çekmek için çırpınıyoruz. Kendi tanrılarımızı eğlendirmek üzmek; çocukları, tanrıya güçlerini fark ettirmek için umutsuzca çırpınıyor. Kolumuzu kaldırıp, rolümüze devam edecek halimiz kalmadığında ise son nefesimizi veriyoruz. Yeni gelenler sahneden sürükleyerek, hırsla kaldırıyorlar bedenlerimizi. yerimizi önce kapabilmek için. Perdenin kapanmasını bile beklemeden

0 ahkam var

Ölüm olgusu genelde siyah ve beyaz renklerle simgelenmiştir. Bir taraftan bilinmezliğin, karanlığın göstergesi olarak siyah, diğer yandan yeni bir hayatın başlangıcı olarak beyaz.

Aslında siyah da beyaz da fiziksel açıdan birer körlük durumudur. Nesnenin üzerine düşen ışığın nesne tarafından tüm renkleri yutması sonucu siyah ortaya çıkar; bu hiçbir rengin görülememesi durumudur. Beyaz ise ters bir yolla, tüm renklerin geri yansıtılması ile, yine hiç bir rengin görülememesi yoluyla ortaya çıkar. Bu iki rengin/renksizliğin bu nitelikleri sebebiyle ölümü yansıtması manalıdır. Renksizliğin ölümün bir göstergesi olarak düşünülmesi renklerin hayata işaret ettiği, hayatı temsil ettiği çıkarımını yapmamızı sağlar. Hayat fiziksel olarak görebildiğimizken, ölüm göremediğimizdir.

50 ahkam var
\
Wikipedia'da yeni dünya düzeni gibi derin konuları araştırırken "Siyah Helikopterler" adına bir komplo teorisi ile karşılaştım. Hızlı hızlı okuyup "aman be" diyip kapattım. Sonraları Psychonauts adlı psişik macera oyununu oynarken tipik bir Amerikan paranoyağının beyninin içine girdim (oyunda astral dalışlarla insanların beyinleri içinde macera koşturuyorsunuz da). İçeride arka planda dekor olarak siyah helikopterler geziniyordu. Çakıldım kaldım.
\
Bu kavram Amerikan derin paranoya kültüründe iyice yer etmiş demek ki. Yoruma açık olan Siyah Helikopterler Komplosu hakkında çeşit çeşit varsayımlar buldum. Kimine göre nanoteknolojik silahlar, kimine göre Birleşmiş Milletlerin Amerika'yı yıkma planı araçları, kimine göre derin Amerikan işi, kimine göre uzaylı ittifakı, kimine göre filanca üsteki masum masum bekleşen alt tarafı üç beş helikopter. Bir rap grubunun bununla ilgili bir şarkısı var. Gorillaz'ın kliplerinde de siyah helikopterlere rastlıyorduk. Bir site, Google Earth'ten siyah helikopter bulmaca yarışması düzenlemiş. Youtube'da da çeşitli "Aha Siyah Helikopterleri Gördüm" videoları mevcut.
2 ahkam var
Etiketler: , ,

devrilmiş cümleler var
hikayenin ilk satırına oturan
tedirgin kulübelerimizin
kapılarını yoklar

seninle vedalaşamam

gökyüzüne koşullu acılar var
siyahta daha siyah
uykulu kulubelerimizin
perdelerini yoklar

seninle vedalaşamam
henüz şaşırmıyorum
ilk güldüğümüz şeylere.

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu