
Ağaç bulmak zordur dağlarımda. Öylesine çıplaktırlar. Renkleri bozdur. Heybetlidirler. Başlarında kar eksik olmaz. Öylesine soğukturlar. Ama dağlarımın suları vardır. Nefesini keser. Hiçbir yerde içmemişsindir böylesine berrak, böylesine tatlı suyu.
Dağlarımda kertenkeleler vardır. Ürkek hayvandır kertenkele… Adımını atarsın; belli belirsiz bir hışırtı, kaybolur gider. Yusufçuk da öyle. Çok peşine düşersen kuyruğunu bırakıverir. Kıpır kıpır kuyruğu oyalar seni. Çocukken kuyrukları için peşlerine düşerdim. Hey gidi günler hey…
"Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?
Tarih'i tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?"
Mehmet Akif Ersoy’ un bu kıtasıyla başlamak istedim. Yazının sonunda belki daha bir anlam ifade edebilir.

Bir süredir buralardan uzak kaldım. Aslında aynı kısır döngü içerisinde ki tartışmalarımıza devam etmeyi gerekesiz görüyordum.
Çünkü benim pilli camiasında bir ırkçı ,faşist , kafatasçı vs. gibi ünvanları ; henüz İsrail Lübnan a girmemiş iken yahudiler ve siyonistler ile ilgili yazdıklarım sayesinde kazanmış birisi olarak yazdığım her bir satır ve kelime aynı kalıplara sığdırılıyordu.
Aradan geçen zaman içerisinde İsrail bir takım bahaneler ile Lübnan a girdi. Ve şu anda USA üzerinde ki tüm etkisini kullanarak Suriye nin zayıflatılması için hava saldırısı yapılmasını istiyor.