Yaşayıp gidiyoruz işte.
Yiyip içiyoruz.
Eğleniyoruz.
Çoğumuz iyi kapli olduğumuzu,
iyi bir insan olduğumuzu söylüyoruz.
Bunu söylemesek bile,
yaptıklarımıza mazeret bulabiliyoruz.
Yani...
Katiller, caniler, suçlular bile haklı!
Tabii ki kendilerine göre...
Muassır batı medeniyetleri refah içerisinde yüzüyorlar.
Bunun bir kısmını çalışmaya borçlular.
Bir kısmını ise,
yaptıkları zulme, soykırıma, insanlık suçlarına borçlular.
Öyle günler görmeye başladık ki...
"Bilim, akıl ve mantık bir yaratıcıyı, bir Tanrı'yı reddediyor.
O zaman Tanrı diye bir şey yoktur!"
"Üstelik, dünyada yaşanan haksızlıklar ve adaletsizlikler,
ve bunlara karşı çıkan bir gücün olmaması da
Tanrı'nın aslında var olmadığını gösteriyor."
...diyebilenler de var.
- "Daha demin şuradaydı, nereye gitti bu kalem?”
- “Anahtarımı bulamıyorum gördün mü?
- “Üç saat sonra uçak kalkıyor ve ben hâla pasaportumu bulamadım!.."

Kendini "Amatör Profesör" (!) olarak tanıtan Profesör Solomon'un "Kayıp Eşyaları Bulma Yolları" kitabının hayli genişçe bir özetini ve ana noktalarını bu bildiride elimden geldiğince (biraz da keyfimce) çevirmeye ve kendim gibi bakar-körlere yardımcı olmaya çalışacağım.