
Her gun medyada, internette ilginc iddialarin oldugu haberlerle karsilasiyoruz. Astroloji, UFOlar, yeraltindan gelen sesler, Ay'in oteki yuzu, Mars'ta insan yuzu ve piramitler, kayip kitalar ve irklar, uzaydan gelen DNAlar, hatta evrenin ve hayatin olusumunu kutsal kitaplar ve birtakim arkeolojik bulgularla kanitlamaya calisan son derece sansasyonel iddialar karsisinda zeki ve egitimli insanlar bile yanilgiya dusebiliyorlar.
Bu iddialarin cogunun tersini ispatlamasi zor olmasindan dolayi, tembel bir zihne bombardiman halinde tekarlanan yanlis bilgiler bir sure sonra kendini kabul ettiriyor ve problem burada basliyor.
İşte insanoğlu tuhaf. Şaşkın bir bakıma. Ya da en basitinden, özünde kırık. Veyahut o kıvama getirilmiş artık uzun yıllar sonunda. Özünde kırık ve hasarlı ki, ruhen daha doğuştan -ya da hemen sonrasından- yorgun ve defolu ki, yıllar sonra, yıllar boyunca edindiği değerler, fikirler, kurallar, vizyonlar, saniyesinde içinden yükselen, ölene kadar bir türlü geçmeyecek o infantil primat duygu karşısında yok olup gidebiliyor. İnsanlarda tiksiniyorum diyen bir insan -her insan gibi-, ben, gelip bu siteye iç dökebiliyorum. Bunu word e de yazabilirim. Ama hayır, buraya yazıyorum..
Sizi bilmem ama ben bazen durup dururken çevreme bakarım ve şu dünya üstünde ne kadar çok insan var diye düşünürüm. Gerekli ya da gereksiz bilemem, ama gerçekten nüfusu çok fazladır insan oğlunun. Bir işe yararlar mı yaramazlar mı acaba ilgilenmem, sadece nicelik düşündürür beni. Düşündükçe de içimi bir sıkıntı kaplar, nefes alamaz hale gelirim. Boyutlarına oranla, şu güneşten uzaklık olarak 3. sırada olan taş parçasında gereğinden fazla yer kaplamaktadır bu cins. Gittikçe de daha fazla çoğalmaktadır, hatta bazen imkansızı zorlamaktadır, rekorlara koşmaktadır.
Sevgili semazem, haber nedir yazısında günümüzde değişen habercilik anlayışını sorgulamış.
haklısın, haberin tanımı değişti.
Duyduğumda bana enteresan gelen bir şey söyleyeyim. Birinci körfez savaşında CNN’de şöyle bir haber veriliyor. Ürdün hastahanesinde çalışan bir genç kızın gözyaşları arasından Irak’lı askerlerin hastahaneyi bastığını bebekleri betona yatırıp kurşuna dizdiğini ve hastalara işkence yaptığını anlatıyor.
Daha sonra bu kızın Ürdün Büyükelçisinin kızı olduğu ortaya çıkıyor. Ortada böyle bir olay olmadığını, kızın göz yaşları içinde anlattığı olayın bir stüdyoda yaşandığı ve dramatik etki verebilmek için yönetmen kullanıldığı ortaya çıkıyor.