Amerika'da yapılan bir deneyde kadın deneklere çok zayıftan çok şişmana kadar sıralanan kadınların resimleri gösterilip, "bunlardan hangisi gibi olmak isterdiniz" ve "sizce erkekler bunlardan hangisini daha çok beğenir" şeklinde iki soru sorulmuş. İki soruda da kadınlar ortalamadan daha zayıf olanları seçerken, erkekler tam olarak ortalama kilodaki kadınları daha çok beğendiklerini söylemişler.
Bir diğer deneyde, vücut algısının ve çevredeki diğer insanların cinsiyetlerinin, performans üzerindeki etkiler araştırılmış. Bilgisayar vasıtasıyla iletişimin ve yüz yüze iletişimin öğrenme üzerine etkilerinin karşılaştırılması konulu bir deneye katıldıklarını sanan 17 ile 20 yaş arasında, ortalama boy ve kilodaki 106 kadın katılımcı kullanılmış. Katılımcılar tek başlarına, her odasında bir bilgisayar olan 4 odalı bir laboratuvardaki odalardan birine alınmış. Diğer 3 odada başka katılımcıların olduğu söylenmiş. Gerçekte diğer odalar boşmuş. Katılımcının fotoğrafı çekilerek öğrenim bilgileri, yaşı, cinsiyeti, boyu ve kilosu gibi bilgilerle birlikte bir nevi profil oluşturulmuş. Katılımcıya bilgisayardan, hayvanların sosyal davranışları konulu bir yazı okutulduktan sonra bilgisayarın sorduğu sorulara cevap vermesi gerektiği ve dört katılımcının da birbirinin cevaplarını ve profillerini göreceği söylenmiş. Diğer odadakilerin cevapları aslında bilgisayar tarafından veriliyormuş.
Jane Elliott, Iowa'lı bir ilkokul öğretmeni. 1970 yılında, dış görünümünden dolayı nedensiz yere ayrımcılığa uğramanın nasıl bir şey olduğunu öğrencilerine gösterebilmek için sıradışı bir yöntem kullanmış.
Öğrencilerini mavi ve kahverengi gözlüler olarak iki gruba ayırmış. Mavi gözlülerin diğerlerinden daha zeki ve üstün olduğunu, kahverengi gözlülerin onlarla aynı yerde oynamamaları gerektiğini, çünkü kahverengi gözlülerin yeterince iyi olmadıklarını söylemiş. Kahverengi gözlülere, kahverengi gözlü olduklarını belli edecek işaretler taktırmış. Kısa bir süre içinde iki grubun da içinde bulundukları durumu benimsediğini farketmiş. Mavi gözlüler küçük birer nazi gibi davranırken, kahverengi gözlüler öğretmene ve mavi gözlülere karşı nefret hisleriyle dolmaya başlamışlar.
Metro, sinema gibi kalabalık bir ortamda olduğunuzu düşünün. Birden yardım isteyen birinin sesini duyuyorsunuz. Etrafınıza baktığınızda onu göremiyorsunuz ama yardım isteyen sesini hala duyuyorsunuz. Etrafınızdaki insanlar dan hiçbiri hareketlenmiyor. Bu durumda ne yaparsınız? Sesin geldiği yöne doğru gidip kaynağını bulmaya mı çalışırsınız yoksa "kimse müdahale etmediğine göre önemli bir şey değildir" diye mi düşünürsünüz.
Cevap vermek o kadar kolay değil değil mi? Bir de şunu dinleyin.