Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Nintendo DSi"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

türkçe hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
30

Süpermarketler -2

Geçen yazıda kısa bir giriş yapmış, paranın ve matematiğin alışveriş olgusundaki yerine değinmiştim. Yine o yazıda söylediğim gibi başlarda belirli periyotlarda –ki bu hafta kavramının da ortaya çıkış sebeplerinden bir tanesiydi, insanlar ürettiklerini (veya avladıklarını) pazar yerine getirirler burada takas ederler ya da satarlardı. Fakat paranın tatlı kokusundan (sanırım güzel bir oksimoron oldu..) olsa gerek bir süre sonra insanlar pazar yerini hergün kurmanın menfaatlerine daha bir uygun olduğunu düşünmeye başladılar.

-bugünlerde de herkes uzmanlaşıyor-
-bugünlerde de herkes uzmanlaşıyor-

Ne var ki, asırlar sonra kuantum mekaniğinin babalarından Heisenberg’in de ortaya koyacağı belirsizlik ilkesi gereği, insanlar aynı anda iki yerde birden bulunamazlardı. Dolayısıyla hem tarlada veya avlakta hem de tezgahın başında olamayacakları için insanlık yeni bir kavramla tanışmak durumunda kaldı: uzmanlaşma! Filozof katili bu terim sayesinde insanlar başlarda masumane iş bölümleriyle (kocanın avlayıp eşinin satması gibi..), biraz daha ileride ise yaptıkları işlerin erbabları olarak bugünkü uzun çarşılarımızın ilk tıfıl örneklerini oluşturmaya başlamışlardı.

Chicago’da Büyük Pazar, 1865
Chicago’da Büyük Pazar, 1865

Özellikle konar-göçerlik zamanlarında bireyin (veya iyimser bir ifadeyle kabilesinin) şahsi zorunluluğu olan zanaat bilme durumu, hayatta kalabilmek için başlıca yükümlülüktü. Nitekim avladıkları hayvanlardan matara yapamasaydılar yeniden avlanmak için su kaynağından uzaklaşamazlar, kili işleyemeseler yiyeceklerini kötü zamanlar için stoklayamazlar, çemberi tamamlamak için ekleyelim, madeni kullanamasalar avlanamazlardı. Şüphesiz bütün bu malzemeleri takas ederek de bulabilirlerdi. Fakat Ademoğlu, kendi cinsini yoktan yere öldürebilen yegane varlık olduğundan mı bilinmez, takas için yüzyüze gelmektense kendi üretmeyi yeğliyordu. Her nasılsa, zaman içinde ve bir noktaya kadar bu güdüsünü törpülemiş, ve toplum içinde yaşamanın avantajları baskın geldiğinde olmazsa olmaz bu edinimleri unutmaya başlamıştı (bugüne bir not, bkz. ampül takamayan elektrik mühendisi). Aynı şekilde ziraat ve ava istidadı olmayan zanaatkarların da kendi tezgahlarını açmasıyla bugüne kadar süregelen pazar ve çarşı uygulaması başlamış oldu.

3 ahkam var
tuttum
30

Süpermarketler -1

Eşyayı takas etmek insanoğlunun en eski eylemlerinden biridir. Adem oğlunun avcı-toplayıcı düzeninden beri insanlar bulamadıkları eksiklerini başkalarıyla trampa ederek tamamlamaya çalışmışlardır. Tarihi çok eski olan bu kavram ayrıca insanoğlunun nasıl bir iktisadi yaratık olduğunu da gözler önüne serer. Mesela İngilizcede ‘barter’ (1592) dediğimiz takas kelimesi Eski Fransızca’daki ‘barater’ (1373) sözcüğünden, onun da Kelt dilindeki ‘brath’dan geldiği sanılmaktadır. İşin enteresan tarafı, bu sözcüğün değişmeden bugün İrlandaca’da da (modern Kelt dili’nde) kullanıldığı ve hainlik veya sahtecilik anlamına geldiğidir.

\

Bu noktada iki çıkarım yapılabilir. Birincisi, ticarette kurnazlığın Anglo-Sakson kökenli olduğudur; ki bu da bugün Birleşik Krallığın neden dünya finans piyasasını elinde tuttuğunu açıklamaya yardımcı olur. İkincisi ise, ‘barater’de olduğu gibi kelimeyi kanıksayan milletlerin sözcüğün anlamında bir değişikliğe gitmediğidir. Yine bu da, sadece İngilizlerin değil bütün insanlığın açıkgözlülüğünün göstergesidir.

yaklaşık 2,4 m. çapındaki Yap Parası (bozdur bozdur harca..)
yaklaşık 2,4 m. çapındaki Yap Parası (bozdur bozdur harca..)

15 ahkam var
tuttum
2

en hızlı kısa mesaj yazma yarışması

pamuk eller cep telefonuna
pamuk eller cep telefonuna

cep telefonunu çoğunlukla kısa mesaj almak-yollamak için kullanan insanlar iyi bilirler ki bir süre sonra parmaklar kendiliğinden hareket eder. hatta öyle ki arkadaş grupları kendi aralarında "en hızlı mesajı kim yazacak yarışması" düzenler. büyük bir sükse kazanır en hızlı mesaj yazan kişi.

yine türk telefon kullanıcıları iyi bilirler ki cep telefonlarında türkçe karakterler yoktur, özellikle "sıkıcı", "sıkıldım", "sıkılıyorum" yazmak tam bir kabusa dönüşür. insan kendine gelen "cok sikici bir gun, can sikintisindan olmek uzereyim, disari cikalim mi" mesajlarına gülse mi ağlasa mı bilemez.

17 ahkam var
tuttum
24

Ghoughbteighpteau

Turkce, ogrenilmesi zor dillerden biri olarak kabul edilir. Gerek yapim-cekim ekleri, gerek fiillerin sonuna getirdigimiz ekler gercekten Turkce'yi zor diller arasina sokar. Turkce'nin ait oldugu Altay Dil Ailesi'nin 5500-8500 yillik bir gecmisi oldugu saniliyor. Her ne kadar Turk Dil Kurumu'nun sozlugunde sadece 100 bin civarinda madde bulunsa de tarihsel gelisimi sayesinde son derece zengin bir gramere sahip. Ornegin Turkce'deki en uzun kelime ' Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesineymiş'. Tek bir sesli harfin en cok kullanildigi kelime ise 'Badanalayamayacaklardansalar'. Turkce'nin gelisimi ve yapisiyla ilgili daha fazla bilgi icin suraya bakabilirsiniz.

80 ahkam var
tuttum
64

Öldü, Nasıl Bilirdiniz?

Köy enstitüleri öldü, nasıl bilirdiniz?

A) Türkiye’nin kaybettiği en büyük değerlerden biri,
B) Ülkemizin kaçırdığı trenlerden en önemlisi,
C) Eğer hala yaşasaydı bizi, dünyaya yön veren bir ülke konumuna getirecek olan projeydi,
D) Bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi
E) Komünist yuvasıydı

E şıkkını seçen zat! Bu yazı sana göre değil, tek etmende fayda var.

\

İlk olarak köy enstitüleri fikrinin ortaya çıkışından kapanmasına kadar geçen süreci hızlıca ele almamız gerekiyor. Kaderimizmiş gibi kolayca unutan toplumumuza hatırlatıcı olsun.

93 ahkam var
tuttum
2

Türk Kodlama Sistemi

Etiketler: , ,

Sözlü iletişimde sözcükleri ne ile kodlayacağımızı düşünmemize gerek yok :)
Çünkü:

Türk Kodlama Sistemi, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak TDK İmla Kılavuzu Çalışma Grubu tarafından 8 Ocak 2004 günü belirlenmiş ve TSE tarafından Nisan 2005/TS 13148 numaralı belge ile ölçünlü (standart) hâle getirilmiştir.

Buyurun...

4 ahkam var
tuttum
8

ZEYTİN- Çok Eski Bir Dostla Etimolojik Yolculuk

Bu yıl zeytinin “var” yılı. Biliyorsunuz, zeytin bir yıl bol ürün verir, ertesi yıl part-time çalışır. Halkımız ürünü bol olan yıllara “var yılı”, az ürün verdiği yıllara ise “yok yılı” der. Dağda bayırda kendi kendine çıkana “delice zeytin”. Peki zeytine niye zeytin der?
Alfa’yı bilirsiniz değil mi? “A”dır. Ama “A” nedir? Öküzdür. Beta? Ev (beth). Gama? Deve! (gamal. Camel’a ne çok benziyor!…).
Alfa, beta, gamayı öğrendik. Zeta nedir, zeta? Zey, yani zeytin! Akatça’da zertum, İbranice’de zeyt, Arapça’da zeytun. Eh biz de önceleri zeytun deyip sonra da dilimiz kurallarına uydurmuşuz zeytin diye.
Bu zeytinin yolculuğuydu. Bir de yağı var; oil diyorlar hani. Oil’in izini sürelim: Eski Yunanlılar elaia, Giritliler elaiva, Romalılar da olea demişler. Fransız, Alman ve İngilizler de bu dostumuzun meyvası için olive, yağına da oil veya çok benzeri sözcükler kullanmışlar. Olea veya elaiva’nın geldiği yer ise tahmin edebileceğiniz gibi zeytinin anavatanı olan Ortadoğu’dan: “Ulu” ibranice’de yağ demek. Yağ çıkarılan bitki veya yağlı niyetine kullanmış olmalılar. Ulu” da zamanla elaion olmuş Yunanlılarda. Romalılar oleum demiş. Oil öyle öyle doğmuş. Oil ile ilgili herşeyi buradan öğrenebilirsiniz.
Güzel Türkçemize gelince: Zeytinin yolunu izledik, nereden geldiğini öğrendik. Peki “yağ”?
Ne kadar Türkçe kokuyor değil mi? Yuğ gibi, tuğ gibi,…”Yağ”ın yolculuğu da uzun. Onu da başka bir yazıda inceleriz artık, mesela konusu “yağcılık” olan bir yazıda…

0 ahkam var
tuttum
3

dilim dilim dilimiz...

Etiketler: , ,

Burada hafifde de yayımlandıktan sonra (gönüllü çevirmenler), dilimize sahip çıkalım diyenler artmaya başladı, farkında mısınız bilmem? Ama çeviri yolu ile, ama günlük kullanılan dil ile ya da msn, gtalk vb... programlar ile konuşma dilimize dikkat etmemiz gerektiğini söylüyorlar.
Şurada ve burada Hürriyet İK'da da her hafta bir ünlünün dilinden utanmayarak "dil çıkarması ile" dikkatimizi çekmeye çalışıyorlar.

2 ahkam var
tuttum
29

D'üzgün Türkçe

Etiketler: ,
Üzgün Türkçe
Üzgün Türkçe

(“Yapıcamlı”-“Edicemli” yeni nesile öğütler...)

Esnetildikçe esneyen, ne tarafa çekersen o tarafa giden, kullanımı çok rahat olmasına rağmen kullanım kılavuzu bile yanlış kullanılan bir dil Türkçe...

Diğer dillerin olduğu gibi bizim dilimizin de bazı kuralları var. Bu kuralları hiçe sayıp nedense kelimeleri yutmaya, cümleleri devirmeye çalışıyoruz. (Devrik cümleye değil; devirdiği cümleleriyle kendini şair sananlara karşıyım). Mesela “gideceğim” yerine “gitcem” yazıyoruz. İster misiniz 50 yıl sonra torunlarımız Türkçeyi örneklerdeki gibi yazıyor olsun? Ben istemem.

50 ahkam var
tuttum
0

Zargan Terim Bankasi yenilenmis.

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu