Dünya filmlerini pazarlıyor. Dünyada birçok ülkede sinema, bir endüstri haline geliyor. Ülke ekonomisine büyük para kaynağı oluyor. Yüz yılı aşan sinema tarihimizde ise sinema, hala ülkemizde bir endüstri haline gelmiş değil. Bunun tek bir nedeni var. Sinemaya harcayacak paramız ve isteğimiz yok. Aslında paramız var... Yazdıklarım çelişkili gibi görünebilir ama çelişki değil. Yılda sinemaya harcadığımız para en fazla 30-40 milyon doları bulurken, dizi/TV filmine harcadığımız para 600 milyon doları geçiyor.
Yani düşündüğümüzde, dizi sektörüne harcanan paranın yarısı, sinema sektörümüze harcansa, ben düşünemiyorum ne kadar kaliteli yapımlar ortaya çıkar.



bu repllikler türk yapımı şeytandan... Metin Erksan’ın 1974 yapımı “Şeytan”ı, bildiğiniz “Exorcist”in olduğu gibi Türkçe’leştirilmiş hali!!
evet,evet tıpatıp aynısı. sadece bana göre komik hali. gene de şartlara ve türk sinemasına göre gayet iyi.

hale soygazi, filmin başrolü. uğur polat, suna selen, macit koper, suat sungur ve nüvit özdoğru filmin diğer oyuncuları. başrolde hale soygazi yerine müjde ar veya derya alabora olsa daha iyi olabilir miydi diye epey düşündüm. ama yanlış anlaşılmasın, hale soygazi canlandırdığı karakterin altından başarıyla kalkabilmiş.

iki türk filmini üstüste izliyorum iki gündür. filmlerin ilki, "iki süper film birden". murat şeker, film çekmenin filmini çekmiş resmen. emeklerine saygım sonsuz ama ben çok sıkıldım. ne bileyim belki de bana hitap etmedi. zor tamamladım filmi.
ama izlediğim ikinci türk filmi "janjan" öyle değil. başrol oyuncusu berk hakman, çok iyi. az konuşuyor çok bakıyor, başarılı bir oyunculuk sergiliyor. genco dizisinden bildiğimiz selen seyven de sınıfı geçiyor ilk filminde. hikaye çok sıcak, çok güzel. sosyolojik tahlillere imkan veren, sağlam bir senaryosu var filmin. namus kavramı mesela. aykut oray'ı da özlemişim hem. gördüğüme sevindim. ben çok ağladım filmi izlerken. belki size de dokunur. neticede temiz, eli yüzü düzgün bir film olmuş, ellerine sağlık yönetmen aydın sayman'ın..
Soru: "Türk sineması neden böyle kısır?"
Cevap: "Birçok alanda olduğu gibi sinemayı da
bir ticaret dalı olarak gördük de ondan."
Nilgün Abisel'in Türk Sineması Üzerine Yazılar
kitabını okuduğumda öğrendim ki;
sinemamız ilk zamanlarında da tıpkı bugünkü
gibi kusurlu ve sorunluydu.
Bununla birlikte, daha o zamanlarda Türk sinemasının
sorunlarıyla ilgili oldukça ciddi ve yapıcı eleştirilerin de
dile getirildiğini öğreniyoruz.
Türk sinemasının eski günlerinin sorunları dile getirilirken
"teknik imkansızlıklardan" dem vurulması ise
artık baygınlık vermeye başladı.

Türk filmleri kuşağımda Tatar Ramazan’dan sonra İstasyon’u inceliyorum bizler için.
Cüneyt Arkın ( Gırgır Ali) Erol Taş tarafından dönemin ünlü assolisti, milyonların sevgilisi Hülya Koçyiğit’i ( Yasemin) kaçırmak için tutulur. Önce bu teklifi geri çeviren Cüneyt ağabeyimiz gidip Yasemin’i görünce kaçırmaya karar verir. Gırgırına. Erol Taş kötü adamdır bir sürü adam tutabilir istese ancak özellikle Cüneyt ağabeyimizi ister zira o namusludur ve ona güvenilebilir.

Tatar Ramazan Türk sinema tarihinin benim gözümde en iyi filmlerinden biridir. Film temelde günümüzdeki takım elbise, silah, süslü cep telefonları ve arabalar, bol miktarda genç kirli sakallı adam, birkaç derin devlet hikayesi ile sunulan delikanlılığı anlatır. Ancak bu filmde konuyu cilalayacak unsurlar, bir adet Kadir İnanır, birkaç ağa ve figürandan oluşmaktadır.
Tatar Ağa'nın akrabalarından biri öldürür ve 4 yıl hapis yatar. Hapisten çıkınca ona rahat vermezler; bir cinayet ve ardından gelen sürgün. İşte bu noktada Tatar Ramazan Sürgünde çekilir. Bu filmde bir garip kızcık rolünde Esin Moralıoğlu yer alır. Şimdi filmin konusunu detay vererek anlatmaya çalışırsak kritik noktaları deşifre edeceğiz ki filmi izlemeyenler olduğunu düşünerek bu kısmı geçiyoruz.
bugün pek kıymeti bilinmemiş bir türk filminden söz edeceğim. olgun arun'un yönettiği tramvay. hatırlıyorum, önceki yaz gösterime girmişti üstelik çok az sinema salonunda. ayrıca malum türk filmleri yazın vizyona girmez çünkü yazın izleyici sayısı az olacağından korkar yapımcılar.

neyse filme dönelim. Fırat Tanış ve Emel Çölgeçen çok çok iyi bir oyunculuk sergiliyorlar filmde. tramvay en sade ifade biçimiyle bir şiddet filmi. çıktıysa cdsini dvdsini bulun bir yerlerden, mutlaka izleyin derim. ben.
