

hale soygazi, filmin başrolü. uğur polat, suna selen, macit koper, suat sungur ve nüvit özdoğru filmin diğer oyuncuları. başrolde hale soygazi yerine müjde ar veya derya alabora olsa daha iyi olabilir miydi diye epey düşündüm. ama yanlış anlaşılmasın, hale soygazi canlandırdığı karakterin altından başarıyla kalkabilmiş.


türk toplumunun, türk tarihinin belli günleri var. oniki eylül mesela. yıl belirtmeye gerek kalmıyor. onyedi ağustos da böyle bence. bindokuzyüzdoksandokuz dememe gere kalıyor mu? kalmıyor. türk sinemasında onyedi ağustos üzerine yeterince eğilinmediğini düşünüyorum..hiç eğilmediler demiyorum. bakalım şimdi..o şimdi asker (yön: mustafa altıoklar), çorba gibi bir filmdi, mustafa altıoklar ne zaman senaryo yazsa böyle oluyor, konu zafiyeti geçiriyor insan filmlerini izlerken. mümkünse altıoklar, başkalarının senaryolarını filme çeksin, kendisi senaryo yazmasın. uğur yücel'in yazı tura'sı eli yüzü düzgün bir türk filmiydi, üstelik filmin ikinci yarısı onyedi ağustos odaklıydı. mahsun kırmızıgül'ün beyaz melek'inde de aynı "o şimdi asker"de olduğu gibi şöyle bir değinilip geçilmişti onyedi ağustosa. karakterlerin yolculuğu sırasında sanırım adapazarından geçiyorlardı, adamın geçmiş acıları canlandı vs..gelelim taylan biraderlerin küçük kıyamet'ine. başak köklükaya'nın yıkılmış istanbula bakarkenki gözlerini bir türlü unutamıyorum. doğu yücel'in ellerine sağlık. ne kadar akıllı, ne kadar sağlam, nitelikli bir işti. üstelik de odağı istanbul depremiydi basbayağı. psikolojik gerilim türüne koyacağımız bu film bile neden tatmin etmiyor beni..hala daha iyi daha nitelikli bir türk filmi bekliyorum onyediağustos odaklı. küçük kıyameti geçebilecek bir yapım izleyebilecek miyiz bakalım. onu da hollywood'tan izlemeyelim de...
iki türk filmini üstüste izliyorum iki gündür. filmlerin ilki, "iki süper film birden". murat şeker, film çekmenin filmini çekmiş resmen. emeklerine saygım sonsuz ama ben çok sıkıldım. ne bileyim belki de bana hitap etmedi. zor tamamladım filmi.
ama izlediğim ikinci türk filmi "janjan" öyle değil. başrol oyuncusu berk hakman, çok iyi. az konuşuyor çok bakıyor, başarılı bir oyunculuk sergiliyor. genco dizisinden bildiğimiz selen seyven de sınıfı geçiyor ilk filminde. hikaye çok sıcak, çok güzel. sosyolojik tahlillere imkan veren, sağlam bir senaryosu var filmin. namus kavramı mesela. aykut oray'ı da özlemişim hem. gördüğüme sevindim. ben çok ağladım filmi izlerken. belki size de dokunur. neticede temiz, eli yüzü düzgün bir film olmuş, ellerine sağlık yönetmen aydın sayman'ın..
can yayınları kampanya yapmış..bir sürü kitabı 3 ytlden alabiliyorsunuz..hakan şenocak'ın karanfilsiz'inin methini çok duymuştum..vesileyle edinmiş oldum..nefis bir öykü kitabı. hazır böyle ucuza da edinebilecekken alın derim ben...
uzun zamandır bir kitabı böyle zevkle okumamıştım. (kırkıncı baskı oluyor farkındayım)..asuman suner'in hayalet ev'inden bahsediyorum. kusursuz..reklam yaptığımı düşünmüyorsunuz inşallah..sadece çok beğendiğim kitapları öneriyorum..
asuman suner'in hayalet ev'i beklediğimden de öte, nefis bir kitap hakikaten. giriş kısmından sonra nuri bilge ceylan filmlerini öyle bir çözümlüyor ki ağzım beş karış açık kaldı. ki daha zeki demirkubuz'un masumiyet'ine odaklanacağı kısım var. çok iyi.
hayalet ev'in peşinden behçet çelik'in gün ortasında arzu'sunu alıp okuyacağım. böylece behçet çelik öykücülüğü hakkında tasarladığım makalemi kaleme alabilirim.
değişik şiir dergilerine bakınıyorum bu sıralar bir de.
bir sekiz mart daha yaklaştı. aynı cümleler. aynı kurgular. söylenen hiçbir yeni söz yok. bu yüzden kimbilir kaçıncı kez duygu asenadan söz etmek istiyorum bu sekiz martta. belki bir vesile olur. biri paramparçayı okur. ya da efsaneleşen kadının adı yok'u. ya da hale soygazinin başrolünü oynadığı türk filmini, asenanın kitabından atıf yılmazın çektiği. duygu asena adına edebiyat ödülü verilecekti sonra vazgeçildi. üzüldüm. yapılan hatanın farkına varırlar er geç.
siyad ödülleri elbette yumurtaya gidecekti, kimse kusura bakmasın. beyaz meleke mi gidecekti yani..iyi bir film olan kabadayı bile sönük kalır yumurta yanında. mutluluk'a da gitmeyecekti herhalde ödüller..
ama yine de türk sineması üzerine tartışılması, güzel.
kül öykü gazetesinin mart sayısı çıkmış bile. genç yazar serkan türk'ü kapağa taşımışlar. serkan türk'ün ilk öykü kitabı uzak yaz'ı hatırlıyorum. şimdi de ikinci öykü kitabı yayımlanmış. Rüzgârlı Camlar, yeni kitabının adı. Kül Sanat Yayınlarından çıkan kitapta on üç öykü ve bir de şiir var. bu vesileyle serkan türkün iki öykü kitabını alıp okusam fena olmaz. sinemadan da uzak kalmamak lazım tabii. türk sineması üzerine çok sağlam makaleleri olan akademisyen asuman suner'in hayalet ev kitabını epey zamandır okumak istiyordum. kısmet bugüneymiş.