önceleri, yazdıklarının başkaları tarafından okunduğu düşüncesi onu çok huzursuz ediyordu.
mahremiyetine uzanan eller gibiydi yazdıklarına yönelen gözler... karnını, kollarını, yüzünü, sırtını, bacaklarını
ve hatta penisini avuçlayıp sıktıklarını, incelediklerini düşünüyordu.
bir orta malı...
yazdıklarının üç kuruş da olsa para getirmesi, sevenlerinin oluşu, destekleyenler hoşuna gidiyordu.
bireyselden yola çıkıp evrensel insanlık hallerini anlatmaya girişmesi herkese açık sitelerde epey kolaydı.
çeşitli kliklerin hüküm sürdüğü edebiyat çevresine girmeyi
hem istiyor, hem de tiksiniyordu.
yazdıklarını da beğenmiyordu. iki kalasa dayadığı,
kupkuru bir heves.


Yazmassam çatlardım, isteyen ciddiye alarak, isteyen dalga geçerek okusun. İkisi de kabulümdür... :)
Converse...
Hem sürü psikolojisinin, hem özentiliğin, hem enayiliğin en güzel ve en bariz örneğidir converse...
Kendisini dünyanın merkezi zanneden birkaç kişi bir şeyler giymeyegörsün, aman Tanrım, moda artık odur. Artık bir insanın şık giyinmesi, üzerindekini yakıştırması artık tamamıyla o şeyi giyip giymemesine bağlıdır.
İslamcılar köpürebilir…laikler kızabilir…ülkücüler hiddetlenebilir…Kürtçüler azabilir…AB’ciler fırçalayabilir…Muhafazakarlar küfredebilir…
Dinin hayatımızı germesine değinme...Köylü kızların okumak için kentte yeni yöntem arayışlarına değinme…Kanın değil insanın önemli olduğuna değinme…İnsan hakları diyerek askerimizi öldürmelerine, masum sivillerin bombalanmasına değinme…Kopenhag kriterlerinin emperyalizmin tabancası haline gelmeye başladığına değinme…Kökleşmiş geleneklerin insanlarımızı canavarlaştırdığına değinme…
on sekiz nisan'da malatya'da vuku bulan "dini ve milli hislerin kabarma" hadisesi iyice kabak tadı verdi.
Milliyetçilik ne biliyor musunuz? Seçim zamanını fırsat bilip de tarihi, kültürel Osmanlı mirasını kıytırık gecekondularla paçavraya çevirmemek demek!
Müslüman olmak ne demek biliyor musunuz? Cuma namazından çıktıktan sonra, dükkânının önüne attığın tabureye oturup sattığın marulun fiyatına %40 kâr koymamak, kırmızı bibere kiremit tozu, lahmacuna pırasa,
tereyağına patates, sucuğa tavuk kemiği karıştırmamak demek!
Müslümanlık ne biliyor musunuz? Fatih Sultan Mehmet’in “Hiç kimse bu insanların [Boşnaklar] hayatlarına, mallarına ve kiliselerine saldırmasın, hor görmesin veya tehlikeye atmasın. Bu insanlar başka ülkelerden birisini getirirse onlar da aynı haklara sahiptir.” fermanını bilmek ve cana kasdetmemek demek!
Herkesin farklı farklı zevkleri var.
Senin bayıldığına ben iğrenirim, ya da tersi...
Hayatta en tahammül edemediğim şeylerden biri de, memleketimdeki evlilik
töreni(işkencesi)ne dair ayrıntılar.
Törenlerin her aşamasında temel amaç, yeni evlenecek çifti işkenceden geçirmektir.
Kına, geline yapılacak işkencenin adıdır. Gelinin mahallesinde yapılır. Genç kızcağızı zorla ağlatmak için;
mahallenin genç kızları meydanda toplanırlar,
gelini sandalyeye oturturlar,
"-Yüksek yüükseeek teppeeelereee ev kuuurmaaasıınlaaar."
şarkısı, türküsü, her ne haltıysa işte, o şey söylenir.