Üzüm suyu da dahil olmak üzere 31 çeşit ürünüyle, yıllık depolama kapasitesini 18 milyon litreye çıkarmış olan Kavaklıdere Şaraplarının bir kısmını kısaca şöyle tanıtabiliriz.
ÇANKAYA



Sabah erken kalkmışım kahvemi içerek tivide haberleri izliyorum vakit geçirmek için, kanallardan birindeki haberlerde yeni bir kremin tanıtımı yapılıyor, advertorial dediğimiz trendy reklam yani.
Beyazlar giymiş doktor edalı titiz, düzgün makyajlı üstelik çirkin de sayılmayan vede sarışın da olmayan bir bayan krem hakkında sorulan soruları yanıtlıyor, potansiyel müşteri bayanlara bilgiler veriyor.
Kısa tırnaklarıyla daha da güzel duran narin ve bakımlı sağ elindeki kremi kameralara doğru gösterirken tatlı bir gülümseme ile kırmızı rujlu dudaklarını aralıyor ve şu cümle dökülürken ağzından dilinin pembeliği de gözümü okşuyor
''Bu krem Türkiye'de henüz yok, dünyada da olduğunu sanmıyorum.''
Malum, AB sürecini yaşıyoruz, karşıyız veya değiliz bunu tartışmak niyetinde değilim... Ancak dışardan bakıldığında bu sürecin olumlu sona ermesi pek mümkün görülmüyor. Adamlar en ufak bir pürüzde ''Halkımıza sorarız''diyorlar. Eh! Avrupa halklarının Ülkemize bakışları da pek iç açıcı olmadığına göre, bu refarandum olayına pek sıcak bakmamamızı da doğal karşılıyorum... Ayrıca böyle bir uygulamanın topluluk içinde ilk kez bize uygulanacağını da göz önüne aldığımızda haklı gibi görünebiliriz...
Avrupa halklarının büyük bir bölümünde bize karşı soğuk bir bakış vardır. bu doğrudur ama bu bilinmeyene karşı bir korku ve umursamazlıktır... İnsanların bilmedikleri bir kültüre ve dine ön yargılı bakışlarını kınayabiliriz bu da bizim hakkımızdır... Ama geçmişteki ve şu andaki realite budur ve bunu değiştirmek için yaptığımız, Türkiye'nin tanıtım fonundaki paraları çar çur etmek...