Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Ruffles.com.tr yenilendi!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

tanzimat hakkındaki yazılar:

İnsanlar ne garip varlıklar... Yaşadığımız şu dünya, nede garip bir yer. İnsanlar nasıl da birbirlerinden farklı, ne tiyatro havası var şu dünyada . Herkesin farklı bir rolü var.

\
Kimi zengin, kimi fakir, kimi dünyalı, kimi dünyalıdan beter, kimi de sevdalı... Kimisi işçi, Kimisi bir beton ustası, Kimisi de bir tezgahtar. Düşünsenize,
Hayatımız da bir insan grubu bile olmasa, dünyanın düzeni nasılda değişir nasılda farklılaşır düzen bozulurdu. Çünkü, herkesin rolü o kadar güzel tanzim edilmiş ki. Herkes görevini biliyor, iyi veya kötü yapıyor. Hani derler ya " benim hayatım tiyatro, bir orta oyunu zaten " diye.

16 ahkam var
Çalgı toplulukları en eski çağlardan beri vardı, fakat gerçek orkestralar ancak çoksesli müziğin gelişmesinden sonra ortaya çıktı. 1475'den sonra Pesaro, Mantova, Brescia'da önemli çalgıcı topluluklarından söz edilir. Ama Rönesans devrinde şarkıcıların çoğunun viyol veya kornet gibi çalgılar çalarak şarkı söylediğini unutmamak gerekir. 1600'e doğru çoksesli çalgı müziği ses müziğinden ayrıldı, fakat iki türün ortak çalışmalarıda kesilmedi. 1700'de yalnız orkestraya yer veren bir repertuvar oluşmaya başladı. O zamana kadar tesadüfe veya durumun gereğine bırakılmış olan çalgı seçimi, operalar sayesinde değişmez bir düzene sokuldu; Lully'den yüz yıl sonra Paris Opera orkestrasının üye sayısı altmışı aştı. 1725'te Philidor'un kurduğu 'Concerts Spirituels' orkestrasının üye sayısı ise hiç bir zaman opera orkestrasına erişemedi. 1713'te Paris Opera orkestrasında 'küçük koro' adı verilen on çalgılı bir topluluk yer aldı; şu çalgılardan oluşuyordu:
\

11 ahkam var

Osmanlı imparatorluğunda modernleşme sancılı bir süreçtir ve dönemin pek çok ülkesinden farklılık arzetmektedir. Garbın ufkunda alınan ağır yenilgiler ve geri çekilmeler, devletlulerimiz tarafından tiz zamanda önlem alınmasının gerekliğini ortaya koymuştur.

I. Abdülhamit
I. Abdülhamit
“120 bin.den fazla ocaklı askerimize karşı 8000 bin Moskof askeri Tuna’yı geçti, üzerimizde gücünü gösterdi. Düşmanın böylesine nizamiye askerine, bizim askerimiz yeni savaş düzenini bilmediklerinden, karşı gelemiyorlar. Biz bu hal ile kıyamete kadar düşman yenemeyiz”. Özi kalesinin düşman eline geçtiğini duyup, üzüntüsünden felç geçirerek ölen Abdülhamit’in yerine 3. Selim, bu yakınmalar eşliğinde tahta geçmiştir. İlk ıslahatçılardan sayılan 3. Selim, ıslahat yaparak varolanı koruma amacı gütmüştür. Osmanlı’nın kurulduğu günden bu yana fetih ekonomisi ile geçindiği bilgisi, toprak kaybettikçe düşen vergi gelirleri ve asker sayısında kendisini belli etmiştir. Ticari muhattap almak yerine, başka ülkeleri fethetmek tarımsal alandan bir gelişim göstermenin de önünde engel olmuş, batıda tarım endüstrisinin so süratle ilerlediği bir zamanda cihan imparatorluğumuz boşalan hazineyi eski günlerine geri döndürebilmek için askeri yapılanmasını değiştirmeye karar vermiştir. Amaç tabii ki elde kalanı koruyarak bir denge yakalamaktır.

III. Selim’in en büyük ıslahatı olarak gösterilen Nizam-ı Cedit orduları ve buna bağlı yeni eğitim merkezleri ile askeri teçhizat imalathaneleri ilk batılılaşma hamlesi olarak görülür. Sadece askeri yapılanmanın yetersiz geldiği farkedildiğinde,

III. Selim
III. Selim
batıyı şaha kaldıran aracı, yani bilimi, elzem olarak gören ıslahatçı düşünüş, Mühendishane-i Bahri Hümayun’u da kurarark yenileşme için bir adım daha ileri atmıştır. Ancak burada bir sorun vardır. Batılı anlamda bilim yapılması için kurulduğu varsayılan bu okul, aslında ordunun ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiş ve başka bir şeyle de ilgilenmemiştir. Yani temel olarak zihniyet, güçlü bir ordunun her sorunun üstesinden gelebileceği düşüncesinin etrafında volta atmaktadır.

3 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan tanzimat yazıları

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu