
Teknolojinin gelişmesi ile tarihimizin değerleri gittikçe azalıyor. Bunlardan nasibini alanlardan biride eski tarihi tiyatrolar olmuştur. İşte bunlardan bir tanesi Türkiye'de Alanya-Antalya arasında Köprüçay nehrinin yanında kurulmuş olan Aspendos tiyatrosudur. Anadolu tarih, kültür ve turizm cenneti olması bu eserlerin olmasından kaynaklanıyor. Diğer tarihi tiyatroları görmek için buraya.

Tarih neden tekerrür eder? Çünkü geçmişteki olaylar, sonuçlar bir şekilde bugünkülere benzer.
Örneğin son zamanlarda en çok yapılan benzetmelerden bir tanesi Türkiye'nin şimdiki durumunun Osmanlı'nın son dönemiyle ne kadar çok benzemesi. İster bankaları,ister toplumu kıyaslayın gerçekten aynı veya 10. y.y. 'larda ki özellikle Ortadoğu'da dönen entrikalar, oyunlar şimdi yok mu? Bu konuları tartışmayacağım tabi.
Her şey ne kadar dinamik olsa da aslında sonuç hep aynı.

Genel anlamda sanatta çıplak insan figürünün kullanıldığı ürünler için bir tanımlımdır “Nü”. Çıplak sözcüğünün insanı tanımlamasına rağmen, çıplak kadın figürleri için kullanılagelmektedir. Çıplak, birçok uygarlıkta, dinsel törenlerde, büyü şölenlerinde önemli koşul sayılmıştır. Bereket simgesi olarak kullanılmıştır. Arkoik dönemde ölüm simgesi, Ortaçağda saflık ve temizliğin simgesi, Rönesans’ta insan ve doğa ilişkisinin simgesi sayıldı. 19. Yy.da Goya’nın metresi ve Maneti’n Sokak kadınını betimlemesiyle idealleşme eğilimi sona ermiştir. Daha sonraki yıllarda duygusallık ön plana çıkmıştır. Çıplaklığın gerçekçi kimliğe dönüşmesi Courbet, Degas, Renoir’in tablolarıyla oluşmuştur. Son yüzyılda çıplak tarih boyunca üstlendiği simgesel tanımlamalardan kurtulmuş görünmüştür. Türkiye’de çıplak, gerek minyatür geleneği içinde, gerekse resimde batılılaşma süreci içinde ele alınmıştır. Canlı modellerden çıplak çalışan; 1914 kuşağı ressamlarımızdan Ruhi Erel, İbrahim Çallı, Namık İsmail gösterilir. Bu dönemdeki duygusal yaklaşım, daha sonra Kübist ve soyut eğilime dönüşmüştür.
Bir taraf da bilincsiz, mesnetsiz, konusmaci dinciler;
diger taraf da sahte ulusalci, cumhuriyetci laikler,
kutuplasmaya canak tutar bu viziltili sinekler;
sadece kinden, neftretten, fesattan beslenirler..
Akif'im, yillar önce Asim'in neslinden bahseder;
Üstadim; O bahsettiklerin tarihte kalmis meger,
bu nesil, ülkeyi bölüp parcalamak icin yaris eder,
bilinmez ki" hangi hain ceteler bunlari destekler..
Müslümanlik sadece söylemlerde, kilikta kalmis,
bir cübbe, bir sarikla adam allame-i cihan olmus,
birlik, beraberlik, kardeslik tamamen bitmis tükenmis,
aman Ya Rab; yirmibirinci asir dedikleri meger buymus..



Sevginin yerini menfaat, yagcilik almis,
saygi, hosgörü cok gecmiste kalmis,
kardeslik, paylasma bu da neymis?
insanligi, her yeri karanliklar sarmis..
Karanligin icin de sürünen bir nesil,
aydinligi bulamayan olur sersefil,
ucundadir tunelin isik bak yemyesil,
hala karanligin resmini cizer bizim sefil..
Adam kayirmalar, kalleslikler hep bizde,
vurdumduymazlik, aymazlik sadece bu nesilde,
fitne, fesat, kin dedin mi kat kat sinesinde,
serserice, caktirmadan yapar bunlari hem de..
Çok yorum yapmaya gerek var mı bilmiyorum. Hani zaten yorum yapan yapmış. Haber olmuş.
Aslında en güzel yorumu Melih Aşık yapmış bence. Tabi onun yorumu Atatürk'ün elinden sigarayı almakla ilgili:
Bu konu, sigara yasağı zamanında tartışıldı. Bunun tartışılması Kültür Bakanlığı’nın işgüzarlığıdır. ... Atatürk’ün elindeki sigara ne yasayla, ne başka bir gerekçeyle rötuşlanamaz. Bu, bir orijinal tarihi belgedir.
Bu arada tarihten adam eksiltmeyi başaran arkadaşı hakikaten merak ediyorum.