Hafif gecesi için Antalya'dan ayrılışım nedeni ile birazcık hafiften ayrı kaldım. Çünkü İstanbul'daki günlerimi yakınlarım, dostlarım, arkadaşlarım ve sevdiklerimle birlikte geçirdim. Benim için güzel bir tatil oldu, aslında giderken bu kadar uzun süre İstanbul'da kalmayı düşünmemiştim ama sevgili gelinimden dönüş iznini almam bir hayli güç oldu. Sizlere hafif gecesinden resimler getirdim, çünkü bunlar sizleri yad ettiğimizin delilleridir. Bu kadehler siz gelmeyenler için kaldırılmıştır. İnşallah bir başka bahara yine birlikte olmak
umuduyla.

Muğlaya ayak basanlar bilirler,havasını solumaya bağladığın anda, gözlerinde dolar işaretleri döner insanların.Konaklama ve yaşam çok çok pahalı. iş gücü açısından kendini geliştirememiş bir yer.Sadece ilçelerinde turizm faaliyetleri biraz fazla.İş olanakları hep bu yönde.Ama verdikleri maaş hiç tatmin edici değil.
Dalaman havalimanı...Giden gören varsa bilir.O çevredeki insanların tek umut kapısı.Ve tatile gelen ziyaretçilerimizin asla unutamayacakları bir yer.Türkiyedeki en pahalı havalimanı olmakla beraber uçuşlarında çok sık olduğu bir yer.
Eğer bir gün yolunuz düşerse size tavsiyem yanınıza ihtiyaç duyabileceğiniz herşeyi alın.Bir kahve 9 ytl,çay 7.25 ytl,cola 10 ytl,küçücük bir ekmek 11.75ytl...Bunlar sadece aklımda kalanlar.
Bir de uçağınız gecikme yaptıysa ve uçmak için önünüzde uzun saatler varsa o zaman kara kara düşünmeye başlayabilirsiniz.Hele bir de tek değilseniz işte o zaman acırım halinize.
Havalimanında çalışmış biri olaraktan bu durumdaki insanlara ne kadar üzülerek baksam da kuralların ağırlığı karşısında çalışan personelinde ezildiği gerçeğine de hep tanık oldum.Fiyatların pahalılığı karşısında dert yanan yolcu sanki o fiyatları biz koymuşuz gibi hakaret dolu sözler sarfettiğinde ortamdaki gerginliği yatıştırabilene bravo.
Muğlayı yaşayan bilir,Muğla'da yaşayan bilir.Orda dönen paraların hesabını tutmaya çalışsak emin olun ki başarılı olamayız.Muğlayı seviyorum ama bu pahalılık bu şekilde devam ederse dışarıya yapılan göçler dahada artacak.


1. Bademleri bir gece önceden suya koymustum. kabuklarını soyduk.
2. Domatesleri yıkadıktan sonra onlarinda kabuklarını özenle soyuyoruz.
3. Soyulmuş domatesleri, sönmemiş kireç kaymağında 2 saat kadar bekletiyoruz.
4. İyice sertleşen domatesleri kireç suyundan çıkartıp bol suyla 2-3 kez yıkayorum.
5. Domatesleri avucumda sıkıca kavrayarak alt kısımlarından minicik deliyorum.
6. Yine avucumla kavrayarak, yavaş yavaş sıkıp, içindeki tüm suyu çıkartıyorum (Bu işlemi çok dikkatli yapmalısınız, domates patlamamalı, suyu sadece deldiğiniz delikten boşalmalı)
7. Suyu sıkılmış domateslerin içerisine soyulmuş bademlerden birer adet yerleştiriyoruz..
8. Şeker ve suyu yarım saat kaynatiyoruz. Sürenin sonunda domatesleri içine atıyo Canan.
9. 30-45 dakika civarında pişiyorlar. Pişmeye yakın limontuzunu atıyoruz
10. Şerbeti tabağa damlatma yöntemiyle pişmeyi kontrol ediyorum
11. Reçelleri çok dikkatle kavanozlara boşaltım.
12. Kavanozun agzini kapatmadan evvel icine biraz vanilya koyuyorum .Sikica kapatiyorum
13.Terasta günese diziyorum.Domates recelimiz hazir.Bir hafta kadar güneste bekletip kahvaltilara cikmak üzere gün sayiyor.Simdi birer Türk kahvesini hak ettik.Sonra alacatiya yüzmeye ve sörf izlemeye gidecegiz………lalalalalalalalalalal .
"İnsanlar, bu insanlar ne kadar da tuhaf olmaya başladı? İyilik yapmaya kalkıştıklarında bile, mutlaka işin içinde kendi çıkarları söz konusudur." bu şekilde dünyada olan bitenler, oluşan kargaşa ortamı hakkında düşüncelerimi aktarıyordum. O da sakince, tek bir kelime dahi etmeden beni dinliyordu. Tabakta biraz kalmış döneri de yedikten sonra, çıktık lokantadan.
Bi süre yolda yürümeye başladık. Ben hala konuşuyor, o da beni dinliyordu. İçimden "İnsan biraz haklısın, doğru diyosun diye destek çıkar lan. Desteksiz sallıyormuşu gibi oluyo böyle" diye yakınıyordum. Sevgilim ise, hala tek kelime etmeden beni dinliyordu. Çok konuştuğumu, işi iyice b.ka sardığımı düşünüp, sustum. Bi süre daha yürüdükten sonra, sevgilim dile geldi ve "Ben artık ayrılmak istiyorum. Bu ilişkinin heyecanı kalmadı" dedi. Ben de, kısa süreli bi şok yaşadıktan sonra, "Bence de kalmadı. Ama bu ilişkimizi bitirmek için yeterli bi sebep değil. Bi müddet daha devam edelim" dedim. Etmedi, gitti. Beni öylece, yalnız bi halde bıraktı. Oysa ki ben onu sevmiş, gönül vermiştim. Onun için bu ilişki, bu kadar mı basitti? Bu kadar mı kolaydı her şeyi bitirmek?... Bunları düşünüyordum ki, mahallenin bi köşesinde oturmuş, gelen geçen kızları ahlaksızca kesen, arada da laf atan rezil arkadaşım Erman'ı gördüm. İşsiz güçsüz, sadece mahallede takılan bi insan olduğu için pek seveni yoktu. Lakin benim çocukluk arkadaşımdı ve her zaman onu kırmamak için büyük çaba sarfederdim.
22 Temmuz'da seçilen milletvekillerinin belgelerin tamamlanmasıydı, mazbatayı almasıydı, yemin töreniydi derken daha işe başlamadan izne ayrılması ( hem 3 haftadan fazla, hem de 3 aylığı peşin almışken ) özel sektörde ne iznini doğru dürüst kullanan, ne de maaşını bırakın toplu almayı, zamanında bile alamayan beni - ve eminim nicesini-
mutlu ve keyifli tatilleri için iyi dileklerimi göndermeye yönlendirdi. Hakikaten.