Genel olarak yaşantımıza baktığımızda hepimiz doğar, kısa bir süre sonra okula gider ve çeşitli kabullenilmiş doğrular üzerine yetiştiriliriz. Şöyleki, çevremizde gördüğümüz yaşam örnekleri çerçevesinde, genellikle her insan iyi para kazanıp, iyi bir işte çalışmayı ve bulduğu eşiyle mutlu bir hayat yaşamayı seçer.
Kabullenilmiş doğrular ?
2+2 ' nin 555' e eşit olduğu hiç aklımıza gelmez. Evrensel bir eşitlik olan "2+2=4" ise bütün Dünya' da aynı şekilde değerlendirilir fakat onur, haysiyet, şeref, namus gibi kavramlar hemen hemen hepimiz yani biz Türkler için aynı çağrışımları yapsada toplumdan topluma değişen bu kavramların insanlar üzerindeki etkileride çok farklı olabilmektedir.



Arjantinli golfçü Robert de Vincenzo, bir golf turnuvasını kazanıp ödülünü aldıktan sonra, kulüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanır. Binadan çıkıp arabasına yürürken yanına bir kadın yaklaşır ve çocuğunun çok hasta olduğunu, ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarını ödemesinin de olanaksız olduğunu anlatır. Kadının hikayesinden etkilenen ünlü golfçü, turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdığı bir çek ile kadına verir ve ekler: “Umarım bu parayı bebeğinin iyi günleri için harcarsın.”
dünyanın bir kısmı açlıktan inim inim inlerken, yine dünyanın bir kısmı gelir dağılımı adaletsizliğinden hayata küserken, yine aynı dünyanın başka kısımlarında porsiyonu 25 bin dolardan başlayan pastalar varimiş.

içinde 5 gram yenilebilir 23 karat altın bulunan tatlılar yine yenilebilir altınla bezenmiş kadeh içinde ikram ediliyormuş. tatlının dibinde de 1 karat elmasla süslü 18 karatlık altın bilezik bulunuyormuş. devamı da şurada imiş.