Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "The L Word'den bir spin-off geliyor"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

tecrübe hakkındaki yazılar:

Senelerdir içimde varolan paylaşma isteğini daha fazla bastıramadım ve bir yazı yazmak istedim hafif'e.

Çocuklar mı? Bir kreşte staj yapmaya başlamadan önce çocukları ne kadar sevip sevmediğim konusunu hiç düşünmemiştim açıkcası. Sevimli çocukları severdim elbet. Hele manevi kız kardeşim olarak ilan ettiğim 5 yaşındaki bir cimcime vardı ki, ona bayılırdım. Ama sadece bayılırdım. Sadece severdim. Acaba bir çocukla nasıl daha iyi ilgilenilir ki? Nasıl düzgün bir şekilde konuşması, nasıl hareket etmesi, nasıl davranması konusunda ne yapılabilir ki? İşte bunlar hakkında hiç birşey bilmiyordum bir senelik stajıma başlamak için kreşe giderken.

17 ahkam var

Tecrübe denen şeye inanmıyorum!! Hayat tecrübesiymiş! Efendim nedir bu tecrübe? Yenilir, içilir mi? Kitaplardan okuyarak mı öğreniliyor? Yoksa " Çok gezen mi, çok okuyan mı" dan yola çıkarsak, çok gezersek mi sahip olabiliyoruz tecrübe denen şeye?
Sürekli büyüklerimiz, "Benim hayat tecrübem var. Sen daha hiç birşey bilmiyorsun" derler ya. Gerizekalı yerine koyarlar hani bizi. Ülkeme tatile gelme arifesinde( gidicem gidicem dedim bir gidemedim ya:) Ama gidiyorum bu sabah.Geliyorum mu demeliydim yoksa?) valizimi hazırlarken annemin nasihatlarını dinlemeye koyuldum.
-Dikkatli ol.Akıllı uslu bir kız ol. Aman haa akşamları eve geç kalıp da beni üzme, merakta bırakma emi güzel kızım.
İçimdeki ben, " Anne ne diyorsun. Keyfimi kaçırma" şeklinde isyan ediyor.Ama anneler böyle işte. Anneyi geçtim, onun ki belki normal ama benden büyük olduğunu bilen herkes aynı şeyi yapmak zorunda mı?
Annem de" Aman kızım kötü birşey yapma emi evladım" gibi şeyler söyleyip arkasına da " Bak benim hayat tecrübem var.Söylediklerime burun kıvırmaktan vazgeç artık. Eve olmadık kişileri gece yatısına çağırmak filan da yok.Off dik başlılığın tuttu yine." diye ekleme yapıyor.

7 ahkam var
 Hayatımın tek varlığı...
Hayatımın tek varlığı...

Bu gün, içimden ağlamak geldiği halde senin o muhteşem yüzünü, sıcacık, ne oldu der gibi bakan koca gözlerini gördüğümde gülümseyeceğim. Bu gün için, ne giymek istediğinin seçimini sana bırakacağım, gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim. Bu gün, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip seninle parkta oynamaya gideceğim. Bu gün bulaşıkları lavaboda bırakıp 24 parçalık her gün yaptığın puzzle parçalarının nasıl birleştirildiğini bana öğretmeni izleyeceğim. Öğleden sonra telefonun fişini çekip, bilgisayarı kapatacağım ve oturup seninle köpükten balonlar uçuracağım. Bu öğleden sonra sana yaptığım dondurma teklifi karşısında senin attığın çığlıkların keyfini çıkartacağım. Bu gün senin o koca sesinle, öğrendiğin şarkı ve türküleri söylemeni dinleyeceğim ve bunların cennetin melodileri olduğunu anımsayacağım. Bu gün tüm o bilgiç tavırlarınla beni uyarmalarına karşılık sana teşekkür edeceğim. Bu gün o tavırları sergilerken sana eşlik eden o minicik ellerinin ve yüzündeki mimiklerinin tüm hatlarını ölene kadar unutmamak için zihnime kazıyacağım. Bu gün büyüdüğünde ne olacağın veya hangi okula gitmen gerektiği hakkında hiç canımı sıkmayacağım. Ya da senin geleceğin hakkındaki konularda hiç bir düşünce üretmeyeceğim. Bu gün kurabiye pişirirken bana yardim etmene izin vereceğim ve çalışmayacağım. Bu gün Mc Donald's a gideceğiz ve iki tane çocuk menüsü isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin. Bu gün seninle bebeklik resimlerine senin istediğin kadar süre bakmaktan hiç sıkılmayacağım. Bu gün senin bebekken yumurta ya mayna, makarna ya manina, karpuza babua demeni anlatırken, senin “tekrar söyle anneciğim” demene hiç kızmayacağım, istediğin kadar tekrar edeceğim. Bu gün sen hangi kitabı istersen onu okuyacağım. Bu gün kitabını okurken her kelimede araya girip okutmamana veya fikir değiştirmene büyük bir sevinçle bakacağım. Bu gün banyoda saatlerce balonuna su doldurmana ve suları bana sıçratmana hep güleceğim ve sana hadi yeter artık demeyeceğim. Bu gece geç saate kadar oturmana hiç karışmayacağım ve oturup seninle sonuna kadar çizgi film izleyeceğim. Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım. Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim her şeyi bir kenara bırakıp parmaklarımı saçlarında dolaştırırken bana en büyük armağanı verdiği için Tanrıya şükredeceğim. Bu gece yanağına iyi geceler öpücüğünü kondururken seni biraz daha uzun tutacağım kollarımda. Bu gece sen uyurken çizgi gibi olan o koca gözlerini seyredeceğim. Tüm gece her uyandığımda senin mis gibi kokunu içime çekip, ipek gibi tenini okşayıp, öpeceğim. Geceleri uyurken senin en sevdiğin nesquik li sütünü biberonunla nasıl içtiğini seyredip, işi biten biberonu bana uzatmana güleceğim. Bu gün sana hiç “dur, yeter artık” demeyeceğim bebeğim…

0 ahkam var
Hayatımızın ışığı...
Hayatımızın ışığı...

Bu sefer, kendi düşünce ve yorumlarımın yanında, sizlerle okuduğum bir yazıyı da paylaşmak istiyorum. Belki çoğumuz daha önceden okumuşuzdur ama bazen ilk anlarda her şeyin farkına varamayabiliyoruz. Arada ikinci ve üçüncü tekrarlara da ihtiyacımız olabiliyor…

Ben bu sefer çok daha farklı şeyler hissettim ve sordum kendime.
Neden ışığımızı serbest bırakmıyoruz ?
Neden ?
Hem kendimizi özgür bırakıp yüreğimizde o ferahlığı hissetmekten hem de çevremizde ki tüm insanları bu enerjiden neden mahrum bırakıyoruz.?
Nedir kendimizle alıp veremediğimiz ?

4 ahkam var

bir doktor muayeneye gelen hastalarından öğrendiği hayat dair ayrıntıları burda paylaşıyor: İzmir'in işgalinden bu yılki çekirdeksiz üzüm üretimine tekstil işçilerinden balıkçılığa bilgiler.

16 ahkam var

Yaziya nasil bir giris yapabilirim diye dusundum fakat bulamadim, o yuzden konuya direk giriyorum...

Az once bir rakunu, sokaktaki copleri karistirirken yakaladim. Beni gorunce bir an durdu ve kafasini cop torbalarindan cikarip, aramizda 2-3 metre kalacak sekilde yaklasti ve durdu.

Bu haraketine anlam veremedim. Belli bir sure ikimizde haraketsiz kalakaldik. En sonunda sessizlik ve hayvanin bakislari biraz rahatsiz edecek seviyeye ulasti. Elime ufak bir tas aldim ve ortamiza attim, ilk once garipsedi, havayi kokladi, kisa bir sure sonra tasin yanina gelip eline aldi ve cok da onemli birsey olmadigina karar verip birakti...

25 ahkam var
picasso
picasso
Yaşamın yasasını açıklıyor Calmmoon...Hegel açıklamıştı, sıra onda... Kendiyle tutarlılık önemlidir ama barındırmaz yaşamı içinde henüz. Kendiliğinden iyi olan, kendiliğinden kötüyü de barındırır içinde. Ama, bu karşıtlıktır ki, başlatır hareketi. Çelişkinin farkında olanlar, hatta farkında olmakla kalmayıp, onu bağrında taşıyanlar, omuzlarına alarak götürenler, bunu yapabildikleri ölçüde canlıdır, canlı hayatın simgeleridir. Artık vardırlar ve varolmak ancak böyle bir şeydir. Varoluşun farklı biçimlerini kaçırmamak gerekir gözden. Bir kere varolanlar, karşıt diye anımsadıklarının saflarına da geçmelidir. Ve karşıtları birbirinin içinde varetmelidirler. Kendi içlerinde bile karşıtlığı yaşatma bilgeliğinde olmalıdırlar. Böyle değilse eğer, yaşamın hareketi affetmez. Böyle olsa bile, henüz asıl rengi değildir yaşamın ve karşıtlıklar içinde yokolup gitmeye mahkumdur, bu kadarıyla yetinenler. Yaşam ve bilgelik vardır, birbirini kucaklayan ahenkle. Bilgin ve teorisi vardır, tecrübeye dayanmayan ve tecrübe edilemeyen. Bu kadarı bile yakalayabilir karşıtlığı ve sürdürebilir varlığını. Yine de yaşama asıl rengini vermemiştir bu biçim, on binlerce yıldan beri. Yaşama rengini verdiğini bilmeyenler çoğunluktadır her zaman ve karşıtlıkların baskısı altına gönüllüce girerler sanki. Kendi dışlarında varolanların başka hesaplarında ya da yokoluşta, yazmasına boyun eğerler kaderlerini. Bize düşen, yaşam ve bilgeliğin birbirini kucaklayıp taşıdığı harekete dikmektir gözlerimizi ve bunun yasalarıyla yaşamaktır...
2 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu