Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "google digg'i alıyor!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

tedavi hakkındaki yazılar:

Ya bu çocuk sizin olsaydı?
Ya bu çocuk sizin olsaydı?

Engelli Çocuk Sahibi Olmak

Anne 8 aylık hamile doktorlar bebeğinin down sendromlu olduğunu ve karar vermesi gerektiğini söylüyor. 21 kromozomlu bir çocuk dünyaya getirecek ve tüm hayatını ona göre idame ettirecek.
Anne baba şaşkın,birlikte karar veriyorlar.
Bu bebek doğacak!
Bebek dünyaya geldiğinde ne hikmetse down sendromu taşımadığı anlaşılıyor.
Anne babanın sınavı bu işte!
Peki ya sonucu farklı yaşayan aileler işte asıl travmayı onlar yaşıyor.Çocuğun tedavi görmesi lazım ancak bu tedaviye önce aile ile başlanıyor çünkü engelli çocuğa en yakın olan ve sürekli yaşamını onunla paylaşan aile olduğundan aileye düşen iş yükü çok fazla özellikle de anne en ağır şekli ile yaşıyor.
Eşler birbirini suçluyor “sen şöyle yaptın da ondan böyle oldu” ya da “şöyle şöyle yapsaydın böyle olmazdı” gibi,bu sürekler tüm ailelerde yaşanıyor.
Suçlama devresinden sonra suçluluk duygusu başlıyor “neden ben” ,”neden benim çocuğum”,”hangi günahımın bedeli” bu süreç bitince sıra geliyor sorgulama evresine down sendromu olanların yaş limitinin 30 olduğunu öğrenen anne baba bu kez “daha uzun yaşayamaz mı?”,“tedavi olması için hangi doktora,hangi hocaya gitmeliyim?” Down sendromu olan ve 30 yaşı geçiren nadir örnekler vardır.Otuz yaşına geldiklerinde saçları dökülmüş,beyazlamış,derisi sarkmış bir yaşlı görünümünde olarak yaşamları sonlanır.Kelebeğe biçilen ömürden biraz daha fazlası biçilmiştir.
Milyonlarca insan varken akraba evliliği yapmanın sonuçlarından biridir.Tek neden aile evliliği değildir tabii ki.Kalıtım yolu da önemli bir unsurdur.
Konu ile ilgili detaylı açıklamalar vardır.

60 ahkam var

sedef hastalığı hem ilginç bir hastalık hem de meşakatli bir hastalık. çevremde birinde olduğundan bir şekilde tanıştım bu hastalıkla. ama aslında toplumun yüzde 2 sini ilgilndiriyormuş yani oldukça az bir kesim.
bu hastalık bulaşıcı değildir. sebebi tam olark bilinmiyor. yalnızca stresin çok fazla etkisi var. sters arttıkça kabuklar daha çok artıyor. bu da psikolojimizin bedenimizi nasıl da etkilediğine bir kanıttır aslında. hastalık sizi işinizden edecek türde değil, yalnızca görünüm itibariyle problem çekersiniz ve de yaraların kaşınması söz konusu.
bir de dikkat etmeniz gerekn hususlar vardır. örneğin aşırı alkol kullanımı hastalığı tetikler. güneş ışığı bu hastalığa iyi gelmektedir. ama aşırı güneş yanığı tabiki de zararlıdır. hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişir. genellikle eklem yerleri, saç diplerinde, tırnaklar da olsa da vücudun her bölgesinde oluşabilir. hatta öyle vakalar var ki; tüm vücudu kaplanmıştır. bu hastalığın en önemli etkisi dış görünüşden dolayı psikolojiyle bağlantısıdır. ve kısır döngüyü oluşturan etken ise; moralinizi yüksek tutmanız ve strese karşı koymanız gerekmektedir.

0 ahkam var
\
Depresyon denen durumun (ki olmasına müsaade ettiğiniz sürece var olan şey) ilaçlarla hizaya geldiğini ben şahsen hiç düşünmedim.

Birçok çeşidi olan bu durumun (hastalığın bile demeye dilim varmıyor) yegane çözümünün kişinin düşünce gücü ile var olacağına inanırım. Kişi, beynine gönderdiği emirler ve telkinler sonucu ruh halini belirler bana göre...

161 ahkam var
\
Yazıyı yazmamda hareket noktası anoreksiya yayılıyor şeklindeki haber oldu...Üzücü olan; kız çocuklarını incecik olmak gerektiği, bunun tersi olursa karşı cins tarafından pek beğenilmeyeceği ve hatta evde kalacağı konusunda (!) kapalı devre (bazı aile ve çevreler açık açık) mesajlar verildiğidir. Obez olsun, katı katı margarinli poğaçaların içinde
geçen bir hayatı olsun da olmamalı hayal elbette bir ana-baba için ama, bu ince kalma hakkındaki bunalıma sevk edici tutumlardan nefret ettiğimi eklemeden geçemedim. Bu bakımdan; Anoreksiya nervosa' nın özelikle genç kadınlarda görülmesi bir tesadüf değil...
\

Belirtiler muhtelif; aşırı kilo kaybı, giderek içe kapanma, abartılı egzersiz yapma... Tümünü burada bulacaksınız.
Sadece çocukların bilhassa genç kız adaylarının yeme-içme konusundaki kötü yönlendirmeler değil, buradaki kaynağın üzerinde durduğu gibi Ailede asiri geçimsizlik, tartismali ortamda bu ölüme götüren sinsi sürece katkıda bulunuyor.

48 ahkam var
\

Henüz çok küçüktüm, annemlerin yatak odasındaki saksafon biçiminde tasarlanmış antika küçük radyodan Müzeyyen Senar dinlemeye alıştığımda. Her sabah aynı sırayla o eşi benzeri olmayan, o zamanlardaysa özündeki fevkalade tadı henüz damağımda hissetmediğim şarkılar çalıyordu ve tek eğlenceli kısmının sıradaki şarkıyı tahmin etmekten ibaret olduğunu sandığım bastı bacak zamanlarımdı. Hilal Çelebi Demirağ’dan akşam oldu hüzünlendim ben yine dinlemeye ne dersiniz?

87 ahkam var
1 2 3 ... 6 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu