
BU BENIM BABAM IRFAN'DIR ANLI SANLI.
Önceleri anlamaz kizardim O'na,
olunca sabah O, gelirdi yanima,
tembel tembel yatma derdi bana,
uyumak degil kimsenin yararina..
Doludur ici hep hosgörü sevgi,
Osmanli Seyh Edebalidir soyu serci,
Babam'dir O, Irfan, ilim, bilim ehli,
bulunmaz O'nun esi benzeri bir dengi..
Cok kültürlü iyi bilir politika siyaseti,
pesinden sürüklemistir ilceyi köyü kenti,
dögüs kavga degil inanin O'nun niyeti,
O'nun rizasi olmadan kimse secilemezdi..
68 yasindadir bu ihtiyar delikanli,
O' konusunca susar dinler hep canli,
konusmalarini dinlersen cok heyecanli,
bu benim Babam Irfan'dir anli sanli..
Öğrenci seçme sınavına az bir zaman kaldı. Bu yıl ben de öss'ye gireceğim.
Henüz doğru düzgün çalışmaya başlayamadım,günde 10 dakika ders çalışabiliyorum ancak. Aptalım...
Öğrenci seçme sınavını zorlaştıran o an ki stres sanırım,bazen o sınava girme fikri bile insanın tüylerini diken diken edebiliyor...
Aslına bakarsanız,bu sınava girecek öğrenciler günde 4-5 saat çalışmak yerine benim gibi 10 dakika çalışsaydı,puanlar düşer,öğrenciler de sosyal konularda daha aktif olabilirlerdi...Stres de azalırdı. Ama gel gör ki toplu halde bir organizasyonla öğrencileri en fazla 10 dakika çalışmaya yöneltmek,benim açımdan günde 4-5 saat çalışmaktan daha zor olur...Ama performansımı da arttırabileceğimi sanmıyorum.Azizname'de denildiği gibi "bakalım ne olacak?"...
Kızların % 44,3�ü, Erkeklerin % 22,6�sı Hiçbir şey Yapmıyor. tembel tembel yaşamaya devam edip yaşama bir şey katmadığımızın analizi. Bu da sonuçta etken değil edilgen olduğumuzu gösteriyor. Siz yaşamınız için uğraşmazsanız sonuçta sizin yaşamınıza yaptırım planları yapanlar bol olacaktır. Sizce de öyle değil mi??
Ayrıntılar burada
Gene sıkıcı bir haftasonu. Boşluklardayım. Bitirme tezimi bitirmem gerek ama bir türlü bitmiyor. Tembelim çünkü. Motivasyon yok. Oku oku her şeyi okudum. Bir araba kaynak var ama gerisi yok. Gene bomboş geçti haftasonu. Tam çalışacağım bir telefon çalıyor, iş çıktı başa.
Tek zevkim "Deli Juana"ya gitmek oldu valla.
Sinir oldum resmen; tam okumaya başladım biri geliyor. "Şunu yapacağız şunu edeceğiz". Bu beyanatı ileten merci anne-baba olunca eşek gibi yapıyorsunuz. "Beni şuraya götür", "onu şuradan getir". Bizimkiler arazi oldular yazlığa. Kaldık kerdeşimle. Ufaklık kendisi. Boş bırakılmıyor. Mösyö'nün bir de at yarışı var. Oldu mu şimdi. Zaten kızmıştım. Cem Yılmazlık tam "Baba bana at al". Oldu. Ben o yaşta it bile isteyememiştim. Neyse işte.
Cumartesi pazar beyimizin yarışıyla geçti.
Allahtan Pazar günü eski ve muhtemelen yenilenmiş sevgilim aradı. Sinemaya gittik.
Şişli Movieplex'de sevgili koltukları denen çiftli koltukta seyrettik. Sevgiliyle gitmek için süper. Rahat rahat sarıl. Hatta tek başınıza daha da iyi. Uzat ayakları.
Neyse işte.
"Deli Juana"yı tavsiye etsem mi etmesem mi bilemiyorum. Yani film değişik tabi. Vizyonda Hollywood filmi doluyken bir İspanyol filmine rastlamak güzel. Çekimler güzel. Senaryo zaten tarihî. Hikaye enteresan. Kastilya kraliçesi Isabella'nın kızı Juana siyasî bir evlilikle Flanders (Belçika-Hollanda) Arşidüküyle evleniyor. Adam tam bir çapkın hayvan. Juana'yı gece gündüz her yerde düzüyor. Juana da manyak aşık. O da her yerde istekli. Bacaklar birleşmiyor. Neyse koca çapkın olunca Juana deliriyor. Evet bence deli. Aşk konusunda deli resmen.
Dier taraftan filmde ne gibi eksiklik ver derseniz, Juana'nın tavşan gibi pıtır pıtır doğurduğu çocuklara ne oluyor belirsiz. Bir tek doğarken görüyoruz. Hele bir de tuvalette doğurma sahnesi var tam bir şok. Ama filmin sonunda bile çocukların akibeti belirsiz.
Hafta içi de acilen "Kuşlar: Kanatlı Uygarlık"a gitmek gerek.