Gündelikçimin (şimdi bak aşağılıyor filan diyecek olan olur isteyen ev işleri yardımcısı, isteyen temizlikçi desin bir rahat verin ama ben gündelikçi diyeceğim ) ütüledim dediği giysileri dolapta kırış kırış bulmam üzerine cinnet geçirip seri bir şekilde bulduğum yeni gündelikçi yanıma ilk geldiğinde açıkçası biraz ezildim. Gözlerine sürme çekmiş, rengarenk boncuklardan oluşan küpeler, kolye ve bilezik takmış, hafif bir makyaj yapmıştı. Sabah zorla tokanın içine sokuşturduğum solgun saçlarım, üzerime döktüğüm mürekkep yüzünden lekelenmiş önlüğüm ve ailevi göz altı morluklarımla bir an özür dilerim siz şöyle koltuğa oturun ben ayakta beklerim demek geldi içimden. Aslında o an her şeyi anlamalıydım…
(18+)
Yağmurlu bir akşamüstüydü, radyoda hafif müzik çalıyordu. Evde yalnızdım ve tuvalette fayanslara bakarak mastürbasyon yapıyordum. Birden kapı çaldı ve ereksiyon halinde donumu toplayıp çıktım tuvaletten. Fermuarı çekerken ucum sıkıştı. “Geliyorum” diye bağırdım kapıya. Gelen herkimse devamlı kapıyı çalıyordu. “ Tak tak tak” Yeniden açtım fermuarı ve aleti sağ tarafa sokuşturmaya çalıştım elimle. “Tak tak tak tak” “geliyorum!” ve baktım ki boxer donumun hava alma bölgesinden en üst düğme açılmış. Biri oradan bana bakıyor. “Tak tak” Tuttum sola dayadım bu kez. İyice yerleşti oraya ve rahatladım. Çektim fermuarımı ve açtım kapıyı. Merdivenleri süpüren amca gelmişti, her iki haftada bir gelir ve benden 20 ytl alırdı temizlik için. İki saatte 120 milyon kazanan birine benzemiyordu kılık kıyafeti. Her zaman temizliğe gelir ve benim kapımın önünü pis bırakırdı. Pis bıraksa daha iyi, üst katlardan taşıdığı bütün pisliği benim merdiven altı kapı önüme boşaltıyordu. Kapımın önünde fareler çiftleşiyor ve taş toprak arasında yeni varlıklar evrimleşiyordu.