Heyecanlı mısınız... İşe fazla odaklanır mısınız... Her şeyin mükemmel olmasını mı istersiniz... Aceleci misiniz... Sık öfkelenir misiniz... Saldırgan mısınız... Hızlı ve coşkulu konuşur, karşınızdakinin sözünü keser misiniz... Cümle aralarında derin derin nefes alır mısınız...Yürüyecek yerde koşar mısınız.. Birkaç işe birden girişir misiniz... Sürekli zamandan şikayetçi misiniz... Sabırsız mısınız... Yardıma gerek duyduğunuzda sormaktan kaçınır mısınız... Başkalarının hayranlığını kazanmak, size saygı duyulmasını ister misiniz... Başkalarını sürekli eleştirir misiniz... Sıklıkla gergin misiniz... Kendinizi geçinilmesi zor bir kişi olarak tanımlar mısınız... Dinlenmeye ayırdığınız zamanda, boş oturduğunuz zamanda suçluluk duyar mısınız... Kendinize çok sorumluluk yükler misiniz...
Sayılanların çoğunluğu sizde varsa, siz streslisiniz.
Öğlen dün yapmak istediğim şeyi yaptım tek başıma bir kafede oturdum, etrafı seyredip hiçbirşey yapmayacaktım, ama anladım ki ben hiçbirşey yapmadan duramıyorum, birkaç dakika etrafa baktım, cafenin apartmanların arasındaki küçük bahçesine yeşilliklere baktım, orda ağacın dibindeki kediye, sonra cafede oturanlara göz gezdirdim. Bir kadın tek başına gazetesini okuyordu. Biraz ilerde 5-6 genç sohbet ediyorlardı. Arkamda iki kız kardeşdi sanırım çok benziyorlardı, diyet sandiviç adı altında satılan kocaman ekmek arası yemeklerini yiyorlardı, ikiside oldukça iri kızlardı. Birşey yapmadan duramıyordum öyle durup sakince düşünmek bana göre değildi, çantamı karıştırdım, çukulatalı sigaramı buldum, yaktım. Kitabım gözüme çarptı, kitap okurken düşünebilirdim, hem birşey de yapıyor olacaktım. Kahvemden koca bir yudum aldım, kreması, çukulatası çok hoş idi. Caddeye bakan kısma otursaydım keşke dedim, amaan zaten yarım saat oturacaktım. Alafortanfonik bir mekandı burası evet, sevgili arkadaşımın kullandığı bu deyim tam buraya göreydi:) Evet ama buralarda gidebileceğim öyle sıradan bir çay bahçesi yoktu malesef, mecburdum buraya girmeye. Peki tamam itiraf ediyorum seviyorum alafortanfonik mekanları, oldu mu?

Bize verilmek istenen gaz, vatanımızı, milletimizi ve bayrağımızı sevmek onlara sahip çıkmak üzerine yola çıkmıştır. Bizi ondan soğutan şeyin de ta kendisidir halbuki...
Hangi insan üzülmez sebepsiz ölmüş bir vatandaşının haberine? Bu sebebin ne olduğunu araştıramayacak kadar düşüncelerden uzaklaştırılmış olsa bile insan duygusaldır. Terörizm basit bir sonuçtur, darbeler ve savaşlar da öyle... Sebepler her zaman gizlenmeyi severler gerçeğin büyülü sis perdesinin içinde. Ne zamandır hissedilmeyen büyük milli utanç, yine yok edilip, eritip bitirilmek üzere, gözyaşlarının, ağlayışların, anne haykırışlarının, evlat acılarının ve reklamların içinde... Siyah giyinip çıkalım sokaklara ve gösterelim onlara ne kadar duyarlı olduğumuzu, birbirimize e-mail atalım ve nefret kusalım görünmez düşmanımıza, kurdele bağlayalım ve unutalım bu olayı da bir sonraki futbol haftasında... Düşünmeden yaşamaya devam edelim büyüklerimizin istekleri uğruna, merak etmeden, anlamadan ve sorgulama izni olmadan yaşayalım Türk'lüğümüzü. Askerlerimizi gönderelim ve arkalarından ağlayalım, elimizi kolumuzu bağlı hissetmeyelim yine de, çıkalım sokaklara ve güçlü gururumuzun arkasına saklanalım HEPİMİZ TÜRK'ÜZ diye bağıralım ve korkmayalım. Damarlarımızdaki asil kanda mevcutken bize verilmiş gaz, gökyüzüne bakarak hayaller kuralım boş ellerimiz ve sünnetli çüklerimizle...

Daha önce First Lady ve Protokol isimli gündem yazısından sonra yine benzer bir olay Atatürk Havaalanında yaşandı ama bu defa farklı olan 52'nci Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Emin Alpman'ın protokolden 40 metre geride durması ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tören mangasını selamlamaya gittiği sırada,Hayrunnisa Gül'ün kırmızı halının dışına çıkarak tören mangasının arkasından konukevine gitmesi oldu.
Haberin devamı için
İki yıldır ayrı yaşadığı eşine boşanma davası açan kadın, kocası tarafından defalarca bıçaklanarak öldürüldü. Polislere verdiği ifade ise; NAMUSumu temizledim dedi. Beni düşündüren şu ki namus kişiye göre değişken bir şey midir. Sen kalk cinayet işle, bir masumu öldür ve sonra namusumu temizledim de çık işin içinden...