Buhranlı bir gece yine
Aynı dün gece gibi
Daha kaç gece böyle
Yaşanır ve dayanılır
Bahar bozması havanın rengi
Sarp düşünceler sarmışken
Bedenimi, ruhum yokuşta
Yuvarlanıyor gibi
Nereye çarparak duracak
Muallâkta sonu
Aldatılmışlık gibi
Yıkık dökük her yanım
Toparlamam lazım
Buna da zaman lazım
Acelem var gitmem lazım
Ayağa kalkacak gücü
Kendimde bulmalıyım
Yapamıyorum işte!
Deniyorum,
Uğraşıyorum,
Didiniyorum
Başaramıyorum,
İçimdeki boşluğunu
Hayallerle dolduramıyorum
Yerine de başkasını koyamıyorum
Tütün rengi saçlarını özledim
Bunu sesli olarak söyleyemiyorum.
Nereden çıktın karşıma
Allak bullak ettin hayatımı
İşini bitirip çekip gittin
Nasıl dağıldım şimdi
Seni de bir dağıtan bulunur elbet
O zaman anlarsın koyup gitmeyi
Beddua etmedim ama
Sen bu işten sıyırdım sanma!
Annem bana dedi ki
“Başlama yeniden!
Bozuk sütü yeniden dolaba koymaktır bitmiş bir ilişkiye yeniden başlamak…”
Neden onların dediği oluyor hep anne dedim;
“Kendin kazanınca verebilirsin kendi kararlarını” dedi…
Çokça doldurduğumda aşkları hayatıma, “dur” dedi.
“Ne kadar çok tanırsan, o kadar hepsini ararsın bir sonrakinde. Kötüler hatırlanmaz hiç, hep olumluları toplar çarparsın; giderek olmayan birine dönüşür aradığın…”
O da terk edildi. “Göğsümde kocaman bir adam oturuyor” dedi. Ne güzel tarif etti!
Gunkanjima (ya da orijinal adı ile Hashima) ile ilk kez bir arkadaşımın gönderdiği bu link sayesinde tanıştım.

Özetle 1887 yılına kadar Japonya'nın batı kıyısının açıklarında, kendi halinde yerleşimsiz bir resif-ada iken, kömür madenciliğinin gelişmesi ve adanın altında deniz yatağında kömür madenlerinin bulunması ile, hızla bir endüstriyel bölge haline gelmiş Hashima. 1974'e kadar aktif bir maden iken, 1974'te kapatılarak terk edilmiş.
Doğanın bozulmayan dengesi; güçsüzün terki.
Acıyası geliyor insanın. E bir de 'ana kuzusu' ise...
PS: Her canlının yavrusu güzel...