
Tokat yöresinin bir cevheri olan bu yemek alacağınız tada ilave olarak ve belki de daha da önemli bir şekilde sağlık abidesi...
Yemek demek ne derece uygun bilemiyorum çünkü o kadar hafif bir lezzet ki! Fakat içerdiği zenginlik bakımından da hafif bir atıştırma gereci olarak bakamıyorum...


O gün korkuyla girmiştim sınıfa. Kızamık yüzünden bir haftadır okula gelmemiştim çünkü. Öğretmene ne diyecektim şimdi? İnanır mı bana? Ya döverse? İçeri girdim ve üç arkadaşla paylaştığımız sırama oturup o anı beklemeye koyuldum.
Patlamak üzere.. İçi mor ve kırmızı, kan toplamış, derisi soyulmuş.. Ona kalkan bir elin ŞAKASI sonucu yaşamış tüm bunları DUDAK. Halbuki o, sevilmeye, dokunulmaya ve en önemlisi öpülmeye alışıktı. Şöyle bir düşündü DUDAK. İnsanoğlu için hayat bu kadar zor ve acımasızken, insanoğlu kendiyle bu kadar mutlu değilken o değilmiydi vücuda giren her besinin ilk dokunduğu yer? O değilmiydi insanoğlu duygusallaşınca öpüşülen yer? O değilmiydi insanın güzelliğine güzellik katan, biçimiyle..?
Öyle böyle değildi. İnsana hayat veren bir organ değildi belki de ama önemsiz de değildi.
Kendini ve değerini düşündü.
Sonra ağladı, ağladı DUDAK.. Gözyaşları döküldü yere, halı kırmızı oldu, sahibi yıkıldı, çöktü olduğu yere..