Geçen gün Beyoğlu'nda gezerken minik, sevimli bir dükkan gözüme çarptı. Hemen giriverdim.
İçeri girer girmez renklerin cıvıltısı karşıladı sanki beni ve sağ köşede duran, dev bir çam ağacını andıran süslü nesne dikkatimi çekti.
Adı 'Nahıl'mış.
Eskiden kullanımı oldukça popülermiş fakat bugün de Anadolu'nun bazı bölgelerinde hala kullanılmakta imiş. Bakıyorum, üzerinde renk renk, desen desen el işi eşyalar asılı. Dükkandaki çalışanlar bu nahılı; paylaşımı, güzelliği, bereketi ve mutluluğu temsil etsin diye dükkana yerleştirmişler. Dükkanda çalışanlar Kadın Emeği Değerlendirme Vakfı (KEDV) İktisadi İşletmesi'nden güleryüzlü gönüllüler. Dükkanın amacını sorduğumda, bana, Türkiye'nin kalkınmaya öncelik verilen bölgelerindeki ev hanımlarının ve genç kızların el işi göz nuru yaptıkları her türlü eşyayı satarak gelirlerini bahsedilen bölgelerdeki hanımlara ulaştırmak olduğunu kısaca özetliyorlar.

Bir faytona baktınız.
Ya da bir arabaya.
Bir mp3 oynatıcı.
Eski bir radyo.
Aile yadigarı bir koltuk.
Veya başka bir nesne...
Zamanın değişimiyle birlikte
teknoloji de ilerliyor.
Gelişen teknoloji hammadde işlenmesini
ve biçimlendirilmesini de kolaylaştırıyor.
Bu da bize, daha sağlam, daha dayanıklı ve daha
güzel görünen malzeme sağlıyor.
Bununla birlikte, bizlere daha ucuza üretilen ama
oldukça kalitesiz malzeme da sağlayabiliyor
gelişen teknoloji.
Bu da, ucuz ama kalitesiz ürünler olarak
karşımıza çıkıyor.