Salsa nın ortasında bir müddet donup, asılı kaldığım dolunayın, ertesi gün yaşayacağım ızdırabın habercisi olduğunu nereden bilecektim.
Gitme anne, beni bırakma, maviş, gözünü aç..
İş dünyasının, insanı ister istemez şekle soktuğu kalıpsal görüntüm , çalıp duran telefonlarım, toplantılar Ve, bir haftadır yazlıkta tek başına kalan annemi aramamı engellemeyen, hayata karşı biraz da olsa duyarlı yaklaşmamı sağlayan şiirsel, ağlak ruhum....
-İyi misin anne? Telefon açılıyor ses yok....
Bir his; sıcacık, bir o kadar da soğuk, sanki ilahi bir güç, bana bilmece soruyor.. Kelimelerim sınırlı, tek hakkım var , ılık esen rüzgar tenimi okşuyor, yolu kavrayışım her tümsekte mıknatıs gibi bütün negatif düşünceleri üzerine çeken sünger beynim, savruluşum, hala o soruya cevap vermiş değilim..
Bazılarımız için Hafif.org arada sırada baktığımız, vakit geçirdiğimiz alelade bir siteyken, çoğu hafif üyesi ya da başka bir deyişle hafif apartmanı sakini, burayı ikinci bir evi gibi görmeye başladı. Sanal da olsa bir aidiyetlik duygusu yaşatıyor bazılarımıza. Tartıştığımız, çatıştığımız, hatta zaman zaman sınırları aşıp küfürleştiğimiz üyelere bile apartmanımızdaki bir komşu gözüyle bakıp, yaşanan tatsız olaylar sonrasında onlara hoşgörü ile sarılıp, barışıbiliyoruz. Biliyoruz ki o da bu apartmanın bir parçası, sitenin bir başka rengi ve olmazsa bir şeyler eksik kalacak. O yüzden değil mi gidenlerin arkasından yazılan gitme ağıtları ? Gidenler de o sebepten dönmüyorlar mı yine..?