vapur iskelesindeki gazete-dergi satıcısına ağır adımlarla yaklaştım.
"eveet gazteler, dergiler" diye kulağımın zarına ilk müdahale geldi. gözlerimi kısıp hızla seyirttim oradan.
bu sefer amerikan dedektifleri gibi çaktırmadan yaklaştım polikarbonat gazete "kiosk"una.
yüzüme baktı. bağırmadı. tanımıştı.
"evet abi gazteler..."
tamam ulan anladık "gazteler", diyemedim. gözümü kaçırdım ve "sadece bakıyorum" dedim.
la havle çeker gibi kafasını salladı. aldırmadım.
güne pozitif takılma azmiyle başlamıştım çünkü.
bütün cicili bicili şeffaf poşetli ve de bol promosyonlu dergiler oradaydı da benimki neredeydi?

Şeriat = Bilumum Tümü Şeriat İle Yönetilmeyen Rejimlere Göre Kötüdür Kadınlar Eziliyor Hakları Yok Alkol Yasak Eller Kesiliyor Her Şey Yasak Özgürlük Yok En Kötüsü Çağ Dışı İlkel Bir Rejimdir ?
Aynı Şekilde Diğer Rejimleri de Çoğaltabiliriz
Örnekteki Gibi
Yani Bir Ülke Nasıl Yönetiliyorsa ANAYASASI gereği diğer rejimlerim kötü olduğunu bilmek zorunda ve insanlarına bunu öğretmek zorunda aynı ülkede yaşayan bir kısım insanların Alternatif Bir Rejim düşünmelerini yadırgamakla beraber örgütsel eylemlere mehil vermeden Ülke huzuru kaçırmamak için Kanunlarla Beraber Çoğu zaman İdam Cezası ile bile sonuçlanan neticeler almakta Alınmıştır Alınacakta Mantıken Alınması da Lazım Çünkü Yaşaması İçin ?
Fakat Bir Gerçek var Dünya üzerinde birçok ülke aynı rejimlerle yönetilmektedir…

Cem Yılmaz'ın kendine özgü bir tarzı var.
Oynadığı filmlerde, yaptığı gösterilerde farklı karakterleri
canlandırıyor, fakat hepsinde, kendi karakterine özgü
tavırların izlerini görüyoruz.
Son olarak da, Gora filmindeki "porno film yapımcısı" rolünü
görünce "tamam" dedim.
İşte bu, Cem Yılmaz'a en çok yakışan rol.
Onun için biçilmiş kaftan.
Bu tespitimle ilgili bir yazı yazacaktım ki, olumsuz tepkileri
düşünüp vazgeçtim.
Daha sonra beklenmedik bir şey oldu.
Cem Yılmaz, basına ilginç bir demeç verdi.
Bu, benim için tam anlamıyla bir sürprizdi.

Memur yerleştirmeleri uzun bir zamandır ÖSYM tarafından yapılıyor.
Adayların KPSS puanları ve tercihlerinin bilgisayar yoluyla değerlendirilmesi
nedeniyle torpil ve kayırmanın olmadığını zannediyoruz.
Fakat burası Türkiye!
Bu gibi olaylar bitmedi, bitmeyecek.
Ekmeği ve çayı çokça tüketmemiz, kahvehane düşkünlüğümüz,
tv izleme oranımız gibi torpil de hayatımzın vazgeçilmez bir parçası.
Haksızlık ve adaletsizlik yüzünden yakınıyoruz.
Unuttuğumuz bir gerçek var ki, biz toplum olarak
torpili kendimiz için, yakınlarımız için caiz görüyoruz.