
belki de içimizden birileri başlığı okuyunca "şerefsizim aklıma gelmişti" diye düşündü. öyle ya, alkol de maddenin üç halinden biri olarak varolabilecekken neden biz hep sıvı halleriyle karşılaşıyoruz? şöyle bir toz halinde yanımızda taşısak ya da bir tablet şeklinde olsa, vitamin gibi suya atıp içsek.
hollandalı öğrenciler de böyle düşünmüşler ve de düşündüklerini eylemişler. 2007 yılı içerisinde gerçekleşen bu gelişme ürünün aynı yıl içerisinde farklı markalar altında piyasaya çıkması sonucunu doğuruyor. şimdilerde almanya ve hollanda gibi ülkelerde paket halinde satılan toz alkoller bulmak mümkün. kendi içindeki çeşitler de votka, rom gibi alkol türlerine göre ayrılıyor. her bir pakeetin ortalama 2€ karşılığında satıldığını söyleyebiliriz. alkol oranı da çoğu kaynakta %3 olarak geçiyor ama bunun hepsi için geçerli olup olmadığını bilemiyorum.
...
Bir böcek tutuyorum elimde, çok uzaklarda sizden.
Ve bütün güzelliklerden.
Böcek ise o kadar çirkin ki,
Bana sizi hatırlatıyor.
Bir ağaç kadar yalnızım şimdi;
Yağmur ormanlarında kuru olan.
Özgürlüğü simgelemek isteyen bir kelebek
Kadar masumsun sevgilim...
Ama şeytanlığının kokusu
Bir toz bulutu gibi rafımda.
Ne zaman yaklaşsam sana duygularım kaşınıyor.
Yırtıyorum hepsini,
Kanatıyorum.
Sevgimin kalp atışı uygunsuz bir melodi oluyor
Meleklerin kulağında.
...
..
Koş bakalım, ardından kaldırdığın toz bulutunla..
yanlız, anlarsın ki, iste .. bu yaşlar gözlerimden süzülen,
tozdan.
alerjim var gidişlerine..
tozlarına sahip cıkarım ben, endişelenme..
yeter ki koş sen..
.. böyleyim ben, ne yapayım!
sen üzülme sadece..

Hepimiz inişli çıkışlı hayatlar yaşıyoruz. Bu yolda dengeyi sağlayabilmektir yapmamız gereken. Hiç ayağınız takılıp düşmediniz mi ? Düşünce ne yaptınız? Kalkıp yola devam ettiniz. Önemli olan da kalkıp tekrar yürüyebilmek değil midir?
Umudumuzu kaybettiğimiz zamanlar da olmuştur mutlaka. Hayatı zor bulup birilerine güvenmek istersin. Güvendiklerinin de Brütüs'ün varisleri olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalırsın. Ama karanlıkta kaldığımızda yapmamız gereken vazgeçmek yerine ışığa ulaşmanın yollarını aramaktır. Kolay olmayacaktır. Işığa ulaşmak sabır ister.
kkt bişeyin kısaltması tabiki de..KKT en yaygın olarak kullanılan söndürücü olan kuru kimyevi tozlu yangın söndürme cihazının adının baş harfleridir.KA KA TE diye okunur.Aslında KE KE TE diye okunması gerekir.PE KA KA gibi işte.Yanlış kullanılıyor.Ama Nasıl biri PE KE KE derse ilk etapta tuhaf bakışlara maruz kalırsa KKT ye KE KE TE derseniz sizde öyle bakışlarla karşılaşabilirsiniz.Herneyse...Yangın tüpü ; iç basınç etkisiyle yangın söndürme maddesini ( ki burada kuru kimyevi toz olur o madde..ancak CO2,su,foam yada halokarbon da olabilir.)doğrudan yangına püskürten cihazdır.İç basınç dedik ama bunların dıştan iticili olanları da var o da ayrı bi konu...İtici gaz olarak karbondioksit yada azot kullanılır.ancak azot daha çok tercih edilir.
KKT ler püskürtüldükleri yüzeyde eriyip yapışkan bir tabaka oluşturarak oksijenle teması keser.Yani böylelikle yanmanın 3 ayağından birini devre dışı bırakır.(yanma olayının olması için ısı,yanıcı madde ve oksijenin bulunması gerekir.)
KKT üzerinde bir manometre bulunur ki bu tüpün dolu mu yoksa boş mu olduğunu anlamamızı sağlar.Manometre yeşildeyken tüp dolu kırmızıdayken de tüp boş anlamına gelir.KKT kullanmak gerektiğinde,ilk önce cihazın mühürü kopartılarak emniyet pimi çekilmelidir.ancak tüpte oluşabilecek herhangi bir patlama vs riski göz önüne alınarak bu işlem yapılırken vücuttan uzak tutulmalıdır.Daha sonra cihaz alt üst edilerek içindeki tozun hareketliliği sağlanmalıdır ki çalışmama riski azalsın.Daha sonra tetik kısmına basıp bırakılmalıdır ( bu da yangın alanına girmeden önce söndürücünün çalışıp çalışmadığını kontrol etmek amacıyla gereklidir.)Yangını söndürme sırasında rüzgar daima arkaya alınmalıdır.Yangın söndürme maddesi de alevin dibine yani doğduğu yere doğru püskürtülmelidir.(elips şeklinde hareket ettirerek yapılırsa daha faydalı olur.)