Trafik polisi her sabah olduğu gibi işe gitmek için yatağından kalktım.Eşinin hala uyuması ve kahvaltı hazırlayacak gibi durmaması hafif bir asabiyet yarattır.Güne nasıl başlarsanız öyle gider diyen burç yazarlarına tama etmeyen arkadaşımız bunun bir anlamı olmadığını düşündü.
Yüzünü yıkamak için kalkacaktı ki ayaklarının çarşafa dolandığını gördü gece fazla dönmüş bütün çarşaf adamın ayaklarında 4 5 tur sarılmıştı.Kurtulma uyku sersemliğide üstüne eklenince adeta bir işkenceye dönüştü.Yaklaşık 5 dk çarşafla uğraşam polis memuru arkadaşımız bu esnada karısını ve hatta 3 yaşındaki çocuğunu bile uyandırmıştı. Üniformasını giyerken gömleğinin düğmelerinden bir tanesinin dolaba asarken yırtıldığını hatırladı.Allahtan en alttaki düğmeydi ve pantolonun içine girince bir sorun olmayacaktı.Bu sıcakta da pantolonun içine gömlek mi sokulurdu?Buna diğerleri kadar sinirlenmedi ve pantolonunu giyip kravatını takıp evden çıktı.
O zamanlar bana aşık biri vardı. Bana bakışlarından ve aksayan cümlelerinden anlıyordum bunu. Sonraları, olayı farkeden başkaları da gelip kulağıma fısıldadılar konuyu, ama umursadım mı? Asla!
Ben sana sevdalıydım.
Sen ise beyaz BMW’si ile, Tunalı Hilmi’nin sonundaki o parkta süzülen kuğular gibi dolaşan Ceyla’ya aşıktın. Gerçi Ceyla'ya aşık olmayan var mıydı?
Değil mi canım? Kızın güzel gözlerine bir bakan bir daha dönüp bakar; hatta o geçip gittikten sonra bile ağızlarını açık unutup okulun koridorlarında canlı heykeller gibi dikilip dururlardı…
Bu ayıp, bu günah, bu vebal, bu sorumluluk, bu utanç.... bu, bu, bu...
Hepimizindir, hepimizin...
Yok, babam yok!
Boşuna benim değil deme!
Evet senin de ayıbın bu!
Benim,senin, bizim, hepimizin...
Eğer bir çocu, birdilim ekmek yiyerek geçirdiği günün sonunda,sersemleşen bünyesi ile ölüme mahkum kalıyorsa...
Her fırsatını bulan biraz daha zenginleşmek için her yolu mübah sayıyorsa...
Her iktidar,ama her iktidar sahibi, biraz daha semirmek için fırsat arıyorsa...
Mahalle arlarında birileri de bir dilim ekmeğe muhtaç yatıyorsa...
Suçluyuz hepimiz....
İsterseniz "insanlık öldü" diye sela verdirin...
Dilerseniz "Komşusu açken tok yatan, bizden değildir"i hatırlayın.

Bilmem iradenize ne kadar sahipsiniz... Kendinizi iradenize sahip biri olarak görüyor musunuz? Yoksa dayanılmaz tutku ve zaaflarınıza yenik mi düşersiniz? Verdiğiniz karardan caydığınız olur mu hiç? Ben kendime sorarım zaman zaman; irademi kullanabiliyor muyum, iradeli biri miyim? Evet iradeliyim, özgür irademi kullanırım. Kararlar alırım caymadan uygularım. Hareketlerim kontrollü ve iradem içindedir. Çevreden gelecek olumsuz uyarımlardan etkilenmem. İrademi kullandıkça da başarılı olurum. İradesi zayıf birisi değilim. Yaşam çizgime iradem yön verir.

Oldum olası bir arabam olsun istemiştir. Bir tür kendi kendime ben başardım bu hayatta ayakta kalmayı demenin bir yolu herhalde. Hep çalışmaya başlayınca ilk iş araba alacağım derdim, babam ev al yavrum yatırım olsun derdi ben de ben arabamda yatarım baba gerekirse derdim.

Çalışmaya başladım, para kazandım. Yeni eve taşındım eşyalar aldım araba almadım. Babam kızım ev al dedi. Başka bir eve taşındım. Bu defa süper dekorasyon yapacağım dedim. Yeniden eşyalar aldım. Araba alamadım. Babam ev al kızım dedi.
Bir ülkede düzen ve birlikteliğin yürütülebilmesi ve vatandaşlarının hak ve hürriyetlerini koruyabilmekiçin yasalar çıkarılır. Bunların başında gelen yasa ANAYASA dır. Tüm yasaların bu anayasaya uygunluğu şarttır ve esastır.
Şimdi konumuz türban konusu olduğu için bunu yazıyorum demeyin. Bu konu başka bir konu. Ben burada bu türbana dokunmayacağım. Çok önemli başka bir husus/lar var.
Trafik Yasası ve Uygulanması.
1) Bu yasanın falanca maddesinin filanca fıkrası gereğince motorsiklet kullanan bir sürücü mutlak surette kask takmak zorundadır. Sadece kullanan değil arkasında oturan kişinin de bu mecburiyeti vardır. Ve bu ikikişiden daha fazla yolcu almak kesinlikle yasaktır. Buraya kadar bu iş böyle . Gelelim işin en vahim kısmına.
Bu ikikişi dışında bu alete tam4 kişi hatta beş kişi bile binmekte ve başları açık, kasksız rahatça dolaşmaktadırlar. Ortada kullanan adam,onun arkasında belinden sıkıca sarılmış bir başka insan bu iki insan arasında ezilircesine sıkıştırılmış bir çocuk, adamın(babanın önünde) bir başka çocuk daha. Etti mni 4... Haaa bir de beşinci çocuk oluyor ara sıra. O da öndeki çocuğun göğsüne yaslanmış ayakları didondan (direksiyondan) dışarı sarkmış diğer çocouk. Sanki Medrano veya Apollo sirkinde motorsiklet gösterisi yapıyorlar. Ve işin en acı tarafı da bu gtösteri, vatandaşın canının korunmasında ön ayak olavak ve trafik kurallarına uygulayacak olan Trafik polisinin yanında,önünde veya biraz ötesinde cereyan ediyor. Tüm yasaklara rağmen görmezlikten geliniyor. Bir ikaz dahi yok. Bu manzaralara genellikle kasabalarda veya tatil yörelerinde sıkça rastlamak mümkün. Nerede Trafik Yasası, nerede bu yasayı uygulayacak emniyet görevlisi.