
Mizah adına yapılan bir çok kişiyi ve
eseri eleştirdim - eleştiriyorum.
Avrupa Yakası, Maskeli Beşler, Cem Yılmaz...
Mizah, insanın zekasını, bilgisini, kültürünü de
gösterir.
...Diye düşünüyorum.
Onun için bayağılıklardan sıkılıyorum.
Belden aşağı espiri yapmak zor mudur?
Ağız eğmek, dalga geçmek...
Küfür bilgi ister mi?
Laubali tavırlar, rol ustalığı gerektirir mi?
Peki ilginç tiplemeler ve laf kalıpları
üretmek?...
Evet, güldürü dünyamızda bunlardan geçilmiyor.
Müşkülpesent mide bu bulamaçtan biraz tiksiniyor.
Biraz lezzet, biraz emek, biraz doğallık istiyor.

Dedemin üzerinde yerli ve yabancı şehirlerin yazılı olduğu radyosunun başına geçip dinlerdim Bir Roman Bir Hikâye’yi.
Gizemli bir melodiyle başlar ve geceyi bana anlamlı kılan o ses duyulurdu;
“Sayın dinleyiciler, Victor Hugo’nun Sefiller adlı romanına kaldığımız yerden devam ediyoruz.”
Ben edebi zevk denen o tarifsiz duyguyu ilk bu yapım sayesinde tattım. Bana aşıladığı edebiyat aşkı yüzünden hafta sonları kendimi şehir kütüphanesine kapatır olmuştum.
Son zamanlarda ekranlarda dizi furyası aldı başını gidiyor. Sanırım artık tam anlamı ile öğrendi televizyoncularımız dizilerin ne kadar büyük bir getirisi olduğunu. OLsun, geç olsun da güç olmasın demiş atalarımız, geç oldu; bu arada bazı oyuncular açlıktan kendilerini kaybetti, nazıları yaşamlarını yitirdi, bazıları başka mesleklere geçti ama, olsun.
Televizyon izlemenin eski tadını alamayanlar, dizilerin müdavimi olanlar, başka işi olmayıp televizyon izleyenler ve bu sektörden ekmek yiyenler oturup düşünüyorlardır sanırım,bu kadar çok dizi çekiliyor, bunlara nasıl ilgi çekici isimler bulmalı diye. Geçenlerde yazdığım bir yazıda dizi karakterleri için isimler önermiştim, arkadaşlar da katkıda bulunmuşlardı.