Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Gerçek Anlar Tadında Carte d’Or...."

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

uyanmak hakkındaki yazılar:

Uyan, düşlerimizi birleştirmek ve belki son defa güzel bir sahil yürüyüşüne çıkabilmek için benimle. Etrafımızda dünyanın çaldığı müzik ve çizdiği sanat tabloları buluşmuşken uyan düşler ülkesinin içine. Rengârenk, tüm notaların eşliğinde…

Çamurda banyo yapmanın zamanı çoktan geçmedi mi? Ellerinle kendini boğmaktan ve kuyu kazıp içine düşmekten bunalmadın mı? Krallığının senin için akan gözyaşları olmayacak ve cennetinin belediye otobüsü hiçbir zaman gelmeyecek. Arkadaşlarının hepsi seni kullanıyorlarken, yediğin her zehirli kazık seni biraz daha incitirken, hissettirmeden ve söylediğin her yalan başkası tarafından içine işlenmişken uyan. Kendin olduğun ilk saniye cennetine kulaç atacaksın. Dionysos’un masasında ve Apollon’un gölgesinde…

10 ahkam var
Etiketler: , , , ,

eski korkular, eski kokular, eski sesler, ..
kendin için ağladıgına şahit olmak, ağladıgını duymak,
tanıdık korkular yüreğinin orta yerinde..!
Beni de yakan acılar anlamaya çalıştıkca,
Kapalı bi kutu , kirpi kıvamında kucağın.
Kısacık bir göbek bağım hayallerime kucağında,
hayallerim icin dikenlerine batmak, dibine kadar, kanamak yanında sen uyurken,,

Hadi, yapalım su anlaşmayı, al git bedenimi, ama bırak ruhumu artık..
Senin kölen olayım neolur.
Ama rahat kalsın hayallerim.
Çekerim bütün acılarını senin yerine, ama sarıl bana uyurken,
seni izlememe izin ver, korkma sana her dokunuşumda,
izin ver, rüyalarında yardım edeyim işte.
Bırak , paylasayım bu lanet olası seni sen yapan karabasanları.

0 ahkam var
Etiketler: , ,

Bir düş gördüm görmediğim rüyam da,bir uyanışa benziyordu ama uyumaya devam
ediyordum…Gözlerimin akı siyaha çalan yeşilimsi huzur renginde
huzursuzdu…Kalkmaya çalıştıkça uyku bastırıyordu,uyumaya çalıştıkça da uykum
kaçıyordu…Yarı uykulu pozisyonda gözlerimin tekini açarak görmeye
çalışmalıydım imgelerin simgelediği gerçekliği…İlk gördüğüm ben sandığım ben
değildi…Ne gördüğümü beynim algılayamamışken kalbim tahminlerine devam
ediyordu...Sen sen’e benzeyen sen ve bana benzeyen sen …Kulaklarımda ki
uğultu netleşmeye başlamıştı…Bana benden ve senden yansımışlarla yansımamış
diyalogları kısasa kısas geçişlerde dinletiyordu…Bir tarafta da cennetin
müziği çalıyordu…Bunun tango müziğine dönüşmesi için o an neden
yalvarmadığımı sonrasında yaşayacağım uyanışla anlayacaktım…İmgeler genelde
karanlık figürler olsa da aydınlığa ışık tutacak motiflerde
içeriyorlardı…Ama tanımsızlıklarını tanımlamak düş’ümü uyanışa
sürükleyeceğinden sayıklamaya devam ediyordum…Sayıkladığım şeyse benim sana
benzemeyen yönlerimin neler olduğuydu…Benzemeyen yönümüz yok gibi geliyordu
ilk başlarda bana ama seni tanımayı beceremediğimden olacak ki sonrasında
aynı düş’leri görmeyi dile’miştim…
Uyandığım zaman bir tango müziği koymalıydım hemen ve o müziğin eşsiz
notalarının kelimelere dökülmüş halini araştırmalıydım…Bir kadını bir erkeğe
teslimiyete nasıl sürüklediğini bir gün uyandığım da bulacaktım ama bu
düş’te uyanamamıştım…

2 ahkam var

Genellikle uyku problemi çeken biri olarak uyuma üzerine bir şey okudum mu ilgimi çeker.Bunlardan sonuncusu ise burada sizle paylaşacağım bir deney yapmamı sağladı.

Bernard Werber'in Karıncaların devrimi kitabında bir yerde yazar insanın uykusunun kişiden kişiye değişen fazlardan oluştuğunu, sabah dinç uyanmanın bu fazlara bağlı olduğunu söyler.

Örnek vermek gerekirse sizin uyku fazınız 6 saat ise 7 saatlik uyku 6 saatlik uykudan daha dinlendirici olmıyacağı gibi daha da yorucu olacaktır.

12 ahkam var

İnsanın mazoşist bir yönü vardır, sanırım bunu kimse inkar etmez. Sadist bir yönü de vardır ki, bunu zaten kimsenin inkar edebileceğini sanmıyorum. Bu yönlerimiz de yıkıcı bir yaratıcılık içinde beden bulmuştur, işkence! Bu iddialara kanıt arama ihtiyacı duyulursa tarihte uzun bir yolculuğa çıkılabilir, nitekim her tarih diliminde bunun örnekleri görülecektir. Ama buna hiç ihtiyaç yok, çünkü bugünlerde farkında olunsun ya da olunmasın yeterli sayıda işkenceye maruz kalınıyor. Bu yazı da işkence uygulamakta kullanılan aletlerden birini tanıtacak . Bu işkence aletinin iki koca kulağı bir de kulaklarına çarpan burnu var. Bu çarpma işleminde ötürü tarifi imkansız acılara neden olan bir de işlevi var. Ve işin çarpıcı yönlerine gelirsek, bunlardan biri bu işkenceye istisnasız her gün milyarlarca insanın maruz kalması. Daha da çarpıcı olanı ise bu işkence aletlerinin, işkenceye maruz kalanlar tarafından öz istençle, yürekten gelerek faal hale getirilmesi. Ne mi bunlar? Çalar Saatler! Her sabah yatağınızın yanı başında -siz rüyanızda uyurken- hain planını işleme koymak için periyodik salınım yapan sarkacının dört boyutlu evrenin zaman diliminde uygun yere gelmesini pusuda bekleyen işkence aletleri! Bu aletler, bilinç altınıza öyle işlemiştir ki, ayıkken çalar saatin çalan sesini duyarsanız titremeye başlamanız kuvvetle muhtemeldir. Nereden geliyor bu derin etki? Tabi ki bir pazartesi sabahı, o korkutucu sadeliğiyle ritmik şekilde beynimizin derinliklerini işleyen o sesten. İlk başlarda bu pek bir şey ifade etmez, sadece sabahlarımızı zehir eden sinir bozucu bir sestir ama zamanla bu ses, o kaçış olmayan sabahlardan genellikle yaşanılan kötü anıları da taşımaya başlar. Sıkışan trafik, kaçırılan otobüs, unutulan cüzdan gibi.. Duyulan anda bütün bu anılar, anlamlar bilinçaltından bilince doğru saldırıya geçer ve bu aşırı yükleme sonu olarak ufak veya büyük çapta bir sinir krizi geçirilir. Dolayısıyla o sese yüklenen anılar arttıkça, işkence değeri de yükselecektir.

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu