Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Unutulmaz 10 Film Sahnesi"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

uyku hakkındaki yazılar:

sesim ıssız bir ı'ya döndü
gömdüm ilahîleri i'ye
o kaldı tek
tek bir hiç öldü

9 ahkam var
tuttum
4

RÜYA

Etiketler: , , , ,
\
İnsanoğlu hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir ki bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir.
Eski çağlardan beri insanları ilgilendiren rüyalara ilkel toplumlar da çok önem verilmiştir. Rüyaların korkulan tanrılar tarafından verilen armağan veya cezalar olabileceğine inanılmıştır. Daha sonra kahinler rüyaları açıklamaya, yorumlamaya başlamışlardır. İlk rüya yorumcularının ne zaman ortaya çıktıkları da belli değildir. Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud'un da araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiği varsayılır ki buna Rüya adını verilir.ilaç almadan uyuyan herkes mutlaka rüya görür.Kafası yorgun, devamlı bir konuyla ilgilenen kimse uyuduğunda rüyasında karmakarışık şeyler ya da ilgilendiği, önem verdiği konuyu görebilir. Bu tür rüyalar yorumlanmazlar. Örneğin, televizyonda veya başka bir yerde heyecanlı bir sinema izleyen kişi rüyasında aynı şeyleri görebilir. Bu durum sadece etkisinde kalmaktır ve gerçek rüya değildir.
5 ahkam var

İçimdeki sıkıntılar artık beni sıkmaya başladılar! kurtulmak için çabalamak gerekir belki ama ben çabalamak için neler yapılacağını bilemiyorum!hayata nereden bakarsam bakayım kötü görünüyor, belki de içimde bulunduğum durumlar bana bunu yani içinde bulunduğum sıkıntı ve bunalma hissini yaşatıyorlardır. bir şeylerin ucundan tutup düzelteyim diyorum bazen ama bunu yapacak mecali bir türlü kendimde bulamıyorum!ne zaman bir şey yapayım desem içimde ki sıkıntın beni bir çuval gibi en dibe ve en karanlığa fırlatıveriyor. bundan kurtulmak için günde en az 12 saat uyuyorum ama bu şekilde kurtulabileceğimi hiç zannetmiyorum. zaman her şeyin ilacıdır diyerek kendimi avutuyorum ama artık düzelecek bir şeyin olduğunu zannetmiyorum. bazen ağlamak iyi gelir diye ağlamak için köşeye çekiliyorum ama bunu da beceremiyorum,gözümden bir damla bile düşüremiyorum!sabahlara kadar oturup salak saçma uğraşlarla zamanımı öldürmeye çalışıyorum ama bunlarında bana hiç faydası olmayacak. artık bir şeyler düzelsin, artık hayat gülümsesin, biraz şans gülsün ban artık!şans şans şans hayat şans üzerine kurulmuş bir kumardır aslında ve bu dünya da mutluluğu yakalayan insanlar sadece şanslı olanlardır ve hiç kimse kendi şansını yaratamaz! hep söylenen bir yalandır bu “herkes kendi şansını yaratır” ama şanslı insanlar hiç uğraşmadan hedeflerine ulaşırken şansız olanlar bütün yaşamları boyunca uğraşsalar bile bir türlü istedikleri noktaya gelemezler!!! Hepinize bol şans diliyorum aslında!!

2 ahkam var

Geçen gün elime bir kitap geçti bir yerden, Kashna felsefesi-Uyku üzerine yazılmış. Kitabın kapağında büyük puntolarla ‘SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR’ gibi iddialı ve sinir bozucu bir başlık görünce ilgimi çekti tabi. Kitabın yazarının isminin altında yazan açıklamayı okuyunca tıpkı kitabın ismi gibi yazarının da hafif ukala bir insan olduğu kanısına vardım. Kitabın yazarı olarak tahmin ettiğim ismin altında ‘DÜNYANIN EN AKILLI İNSANI’ yazıyordu. Bu aşırı iddialı ve gereksiz bir tanımlamaydı bence zira bunu, kitabının altına yazdıran birinin ne kadar akıllı olduğunu düşündüm bir süre.
Kitapta yazılan şeylerin birçoğuna katılsam da yazarın okuyucusuna gösterdiği bu tavır çokta hoşuma gitmemişti doğrusu. Günde 8 saat yerine 4 saat uyuyan bir insanın ikinci bir hayat kazandığına,8 saatin zamanımızın büyük bir kısmını bizden çaldığına dair sağlamalar, hesaplar yapılıyordu kitapta. Hatta birçok bilim adamı, fizikçi, matematik dâhisinin bu şekilde yaşadığı ve en önemli buluşlarını bu zamanlarda yaptıkları söylenmiş. Kitapta yer yer hak verdiğim ve katıldığım ince noktalar vardı tabi ama gelelim benim uyku üzerine düşüncelerime. Uyku üzerine yazmadan önce bu konuda bana katılacak birkaç kişi olduğunu hayal etmek, benim bu yazıyı yazmama ilham verdi doğrusu.
Günde dört saat uyuduğumuz zaman bu uykunun bize yeterli olacağı kanısındayım fakat dört saatin üzerinde uyuduğum her gün benim seçimim ve insiyatifimdedir. Uyku benim için çok özel bir yere sahip. Yatağım, yastığım, başucumdaki kitaplar ve yatak odamın kendine has dinginliği ve sessizliği benim için günün en anlamlı zamanını geçirdiğim bir dünya. Bu dünyadan kapımı aralayıp çıktığımda bir yaşam mücadelesi, savaş alıp başını gidiyor hayatımda. İstediğim saatte yatmak mutlu ederken beni, sistemin istediği saatte kalkmak canımı sıkıyor çoğu zaman. Önce yüzümü yıkayıp traş olmak zorunda kalıyorum, malum dışarıya saçı başı dağınık çıkarsam hemen kötü çocuk oluyorum bu yerde. Sonra ütülü, güzel kıyafetlerimi geçiriyorum sırtıma, onlar benim etiketim oluyormuş toplum içinde. Kısacası yapmak zorunluluğuna girdiğim binlerce işi binlerce duygu içerisinde yerine getirip kendi dünyama çekildiğim yer, sistemin beni yönlendirdiği kumandanın kırıldığı zaman, yatak odamdır benim için.24 saatin ortalama 16 saatini uyanık geçirdiğim bu sisteme 4saat daha bağışlamak hiçte işime gelmiyor açıkçası. Yatağıma uzandığımda, vücudumun yavaş yavaş gevşediğini, kafamdaki düşüncelerin yerini huzura bıraktığını hissetmek çok güzel bir duygu benim için. Hepimiz günün en dingin zamanını şüphesiz yatağımıza uzanıp uyku moduna geçtiğimiz dakikalarda yaşarız. Ben hep kendi içimde o gün yaptıklarımın ve gelecekte yapacaklarımın muhasebesini yaparım o zamanlarda. Gün içerisinde aldığım kararların en sağlıklısını da o zaman alırım. Nefes alış verişimdeki dinginlik ve huzur düşüncelerime yansır. İnsanın yaşam süresinin ortalama 60 yıl olduğunu var sayarsak, hangimiz bu kovalamaca ve amansız yarışın hüküm sürdüğü sistemde bir 60 yıl daha ömrümüzü uzatmak isteriz. Hiçbir zaman, adını saat koyduğumuz 24 eşit zaman dilimini daha ne kadar uzatırım gibi bir düşüncem olmadı açıkçası. Saat ve zaman kavramının, sistemin gereği olduğu için bulunduğu ve kullanıldığı bir olgu olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde baktığımda pazar ile pazartesi, sekiz ile on arasında bir fark olmadığını ve bunun insanın doğasında olmadığını düşünüyorum. Konuyu daha fazla uzatmadan ve dağıtmadan şunu söylemek isterim ki; bana göre insanın uykusundan kalkması gereken en iyi zaman kendi istediği zamandır. Herkese günaydın!

12 ahkam var
Önceki 1 2 3 4 ... 7 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu