Bugün tam da psikolojiyle ilgili yazımı yazmaya başlarken arkadaşım aradı.’’Sen bence otur da uykunla ilgili bir şeyler yaz!’’ dedi.Evet bugün sabah yine uyanamadığım için 11:15’ teki dersime yetişemedim.Uyandığımda saat 14:00’tü, yine telefonumda ‘yarın 8’de okuldayım’ dediğim arkadaşımdan bir mesaj:Kız sen tam bir yalancısın, vallahi yalancısın…
Bir gün anahtarı olmadığı için kapıda kalan ablam, ben uyurken geliyor.40 dk boyunca ev telefonumu,cep telefonumu çaldırıyor, kapı zilini çalıyor ama uyanamıyorum.
Bütün bunların yanı sıra ilk uykuya dalarken -özellikle çok yorgunken-, uyumakla uyumamak arasındaki zaman zarfında ruhum bedenimden çıkarmış gibi bir hisle, yapmadığım şeyleri yaptığımı zannediyorum.Mesela kalkıp su içtiğimi sanıyorum; ama aslında içmemiş oluyorum ve bunun gibi bir takım tuhaf şeyler.Bunun için de bir takım araştırmalar yaptım.Pek de inanmamakla beraber, yaptığım araştırmalar beni ‘astral seyahat’ e götürdü.Astral seyahatla ilgili ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz.
Nasıl bir kazmayım ben ya, bu kadar haketmeyen bir adama aşığım ya! Unutamıyorum. Arıyorum. Kimseyle uyuyamıyorum. Kimseye niye yemek yapmıyorum onun dışında, hizmet etmiyorum.
Bu kazma sanki anlıyor? Odun! Ya hak ediyorum ben. Yapma o zaman. Hayvan. Ne var. Hani bi laf var ya, deveye diken insanı siken aynen öyle..
Adam nasıl ya, hasta ediyor beni, hiç kaile almıyor, bu kadar mı odun olunur onca güzel lafa bir şey demiyor. Ama sorun onda değil ben de. Ben arızalıyım. Kazmalık ben de. Dünyada adam kalmadı.
Böyle çıldırtan bir adamı niye özlüyorsun ya! Kazma. Nerde benim karizmam ya. Bakma yüzüne köpeğin. Arama, görüşme.