

Tabii ki sevgili annelerimizin, babaannelerimizin celestial mechanics tahsil etmesini bekleyemeyiz bu yaştan sonra, ama en azından evrenin en temel birkaç hususu hakkında basit birkaç bilgi sahibi olmak herkesin ufkunu genişletir kanaatindeyim.

Astrobiyoloji, dünyalaştırma sürecine yardımcı olmak üzere yabancı gezegenlerdeki yaşamın nasıl olabileceği yönünde araştırmalar yapan bir disiplin.
Günümüzde astrobiyolojik alanda yapılan çalışmalar ve makalede sözü edilen gelişmelerden bahsedelim.
Astrobiyolojiye göre zor koşullar altında yaşayan hatta çevresini etkileyebilen canlılar dünya üzerinde incelenerek, uzaydaki yaşamın nasıl olabileceği üzerine tahminler hatta müdahaleler yapılabilir.
Kutuplarda, kutup denizlerinin diplerinde, çöllerde ve benzeri pek çok yaşanması güç koşulda rahatlıkla yaşayabilen canlılar var. Bu da bize gelecekte ne tür canlıların uzayda yaşayabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor.
Öncelikle dünyalaştırmanın amacı elbette diğer gezegenlere sadece turistik gezi yapmak yerine oraların yerleşim ve yaşama uygun hale getirilmesidir.
Öyle görünüyor ki insan başka bir gezegene yerleşirse biyolojik anlamda bazı sorunları çözmek zorunda kalacak. Jüpiter büyüklüğünde bir gezegende yaşamakla, Ay büyüklüğünde bir gezegende yaşamak birbirinden farklı şüphesiz. Dünya dışı yaşam düşüncesinin o kadar başındayız ki, şu anda ortaya sürülen bütün çözümler bilimkurgu gibi geliyor.
Bir gökcismi ile gözlemci ya da bu gökcismi ile onu aydınlatan güneş arasına başka bir gökcismi girdiğinde, söz konusu cismin, gözlemcinin bulunduğu yere göre geçici olarak gözden kaybolması durumuna “tutulma” denir. Güneş'in aydınlattığı Yer’in gölgesi, uydusu Ay'ın üzerine düştüğünde Ay tutulması, Yer ile Güneş’in arasına giren Ay'ın, Yer üstüne gelen Güneş ışınlarını engelleyerek geçici bir karanlığa uol açması durumunda ise Güneş tutulması meydana gelir.


Dururken gerçekten duruyor muyuz? Bacaklarınızı uzatmış dinlenirken hareket etmediğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü :
Dünyanın yaptığı 16 farklı hareketin tamamını burada bulabilirsiniz.

Asıl soru : "Ay"ı biri oraya ampul niyetine mi astı ?

Yardımcı Soru 1 : Ay neden çok büyüktür ?
Ay, güneş sistemindeki diğer gezegenlerin uyduları ile kıyaslandığında bir uydu için oldukça büyüktür (çapı dünya’nın yaklaşık 4’te 1’i kadar). Hatta kimi kaynaklarda dünya ve ay için çift gezegenli bir sistem denilebileceği dahi belirtilir. Ay’ın oluşumuna dair en kuvvetli teori, dünyanın, kendisinin yarısı büyüklükte bir cisimle çarpışması sonucu uzaya dağılan maddenin tekrar birleşmesi ile oluşmuş olduğudur. Oysa -küçük meteor çarpmaları dışında- büyük kozmik nesnelerin birbiri ile çarpışma ihtimalinin çok az olduğunu biliriz.

bizde yufkada, domateste, balıkta arapça Allah yazısına rastlamak nasıl artık olağan bir duruma dönüştüyse, hristiyanlar için de yiyeceklerde, evin kapısında, odunlarda, bulutlarda, karlarda, uzayda İsa'nın yüzünü görme durumu mevcut. Hatta bu tava ile artık isterseniz yaptığınız her yumurta, pancake ve krep'te İsa'ya rastlayabilirsiniz. Darısı Tefal'in başına.