
Astrobiyoloji, dünyalaştırma sürecine yardımcı olmak üzere yabancı gezegenlerdeki yaşamın nasıl olabileceği yönünde araştırmalar yapan bir disiplin.
Günümüzde astrobiyolojik alanda yapılan çalışmalar ve makalede sözü edilen gelişmelerden bahsedelim.
Astrobiyolojiye göre zor koşullar altında yaşayan hatta çevresini etkileyebilen canlılar dünya üzerinde incelenerek, uzaydaki yaşamın nasıl olabileceği üzerine tahminler hatta müdahaleler yapılabilir.
Kutuplarda, kutup denizlerinin diplerinde, çöllerde ve benzeri pek çok yaşanması güç koşulda rahatlıkla yaşayabilen canlılar var. Bu da bize gelecekte ne tür canlıların uzayda yaşayabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor.
Öncelikle dünyalaştırmanın amacı elbette diğer gezegenlere sadece turistik gezi yapmak yerine oraların yerleşim ve yaşama uygun hale getirilmesidir.
Öyle görünüyor ki insan başka bir gezegene yerleşirse biyolojik anlamda bazı sorunları çözmek zorunda kalacak. Jüpiter büyüklüğünde bir gezegende yaşamakla, Ay büyüklüğünde bir gezegende yaşamak birbirinden farklı şüphesiz. Dünya dışı yaşam düşüncesinin o kadar başındayız ki, şu anda ortaya sürülen bütün çözümler bilimkurgu gibi geliyor.
Nedir bu akıllı ekran önünde geçirdiğimiz zaman? Kendimizi uzay yolculuğuna mı hazırlıyoruz? Senelerce sürecek, bizi açık havada gezmekten, yüzmekten, kuşların sesini dinlemekten mahrum edecek izolasyon hayatına mı? Yoksa atmosferi olmayan yeni gezegenimizde minik kutucuklarımızda asosyal yaşama şartlarına mı hazırlanıyoruz? Belki de artık şehrin gürültüsünden, trafiğinden bıktık, hayatı 'byte'larla yaşamaktan zevk alıyoruz, kimbilir? Ne olursa olsun, işte saatlerce önünde durduğum ekrandan kaçmak yerine akşam yine ona koşuyorum. Bazen yazıyor,bazen çiziyorum. Bazen de yıllardır görmediğim arkadaşlarımı bulup 'çet' ediyorum. Ama her zaman, ama her zaman bilgisayarımın yanında oluyorum, ya da o benim yanımda. Hastalanmıyor, karnı acıkmıyor, elbiselerini etrafa atmıyor, patronuyla kavga etmiyor, en önemlisi ben ne dersem onu yapıyor. Onu seviyorum.