Gerçektende insanlar kodlarla konuşuyor birbirleriyle sevinci, istenci, hüznü vs.. anlatmak için, birşeyler göstermek için sürekli kodlar var etrafımızda. Bir yandan umursamaz olmaya çalışıp bir yandanda bütün vakitlere dair hesaplaşmalar yaşıyoruz. Bazen sorulsun istiyoruz beklediğimiz sorular, sorulmayıncada kendi kendimize çözüm yolları arıyoruz anlatabilmek için. Dinle'nmek istiyoruz, dinlesinler istiyoruz. Çok dinlemek değil, az dinleyip çok anlatmak istiyoruz..
Bir kaç şeye birden sahip olmayı istiyoruz. Elde edince yeni bir hedef belirliyoruz. Kazanılanın sevincini yaşamayı gölgede bırakıyor yeni hedeflerin hırsı..
Az gülüyor çok mızmızlanıyoruz.
Erteliyoruz.. Çok erteliyoruz ve sonra da vazgeçiyoruz.. Benzetmeye çalışıyoruz okuduğumuz kitaplardaki hayatları kendi hayatlarımıza. Hep Kahramanı seçiyoruz, zorla zorla kahramanı benzetmeye çalışıyoruz kendimize..
Kendimize kurallar koyuyoruz doyasıya yaşamak yerine. Sonra yıldığımız kurallarla birlikte bizden de gidiyor birkaç satır. Geçmişi siliyoruz. Olduğu, yaşandığı gibi kabul etmek yerine. Kendimizi unutmaya alıştırıyoruz.
Sevmemeyi öğreniyoruz kendimize savunma masalları anlatarak. Sonra sevmeyide unutuyoruz. Hatırlamayı sildiğimiz, unutmayı sevdiğimiz ve öğrendiğimiz içinde dertlenmeye başlıyoruz daha sonra. Kendimize cizdiğimiz 'ben' cizgilerini geçmek istiyoruz, gecemeyince yine kendimize kızıyoruz.
Özlemek için özlenmeyi bekliyoruz, sevmek için sevilmeyi..
Unutulmak korkusundan Önce biz unutmak istiyoruz. Ve 'susacağım' diyoruz sıkışınca iki ince dal arasında
SNT
Fenerbahçe , Antalya’da üç puan bıraktı...
Üstüme keder yağıyor sanki...
Güzelliği ve çekiciliği, olan hiçbir şey kalmadı artık...Pazar, nasıl geçecek?...
Birisi, dalga geçer gibi yüzüme bakıyor...
Hayatın gerçek anlamını görememekle suçluyor beni.Sahip olduğum şeylerin farkında değilmişim...
Bir futbol maçının sonucunu ,drama çevirmem çok çocukçaymış...
O, ne söylerse söylesin ben duyumsamazlık yerine eylemi seçip, şöyle siyasetten ve de bilmsellikten uzaklaşarak, erkeklerin , kadın seçme konusuna daha radikal bir boyut getiren düşüncelerimi aktarmayı düşündüm...
Yenilgiyi, Fenerbahçe’yi şimdilik unutmak !...
Ortak sorun, ortak hareket argümanından yola çıkarak, karmaşık bir dünyayı harekete geçirecek öneriler zincirini erkek dünyasına sunuyorum...

Hediye olarak Kenan Doğulu'yu istiyorum. Sonra bir adet stripçi istiyorum. Londra'da mastır bursu istiyorum.
BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!!!!
Sonra bir daha 2006 gibi bir yıl yaşamak istemiyorum. Son sınıf stresi yaşamak, yaşamaya çalışmak, yalnız kalmak, annenin görece dürüstlüğünü öğrenmek.. umarım hepsi geçmişte kalmıştır. Ailemin olduğunu hissetmek istiyorum artık, bu bana ölümden daha zor geliyor.

Sigara, alkol ve madde bağımlılığı, hatta seks bağımlılığı, bize zarar veren ilişkiler, zarar veren edimleri tekrarlamak, intihar, çoğu zaman aşk, melankolizm, arabesk, pop arabesk...vs..
hepsi ölme iç tepisinden! Yaşama ara veremeyimişimizin intikamını alırız iç sularımızda ansızın. Derdimiz kendimizledir. İntikam alamadığımız tanrı yerine kendimizi seçeriz azar azar öldüğümüzü görmek zevk verir bize. Sigaranın dumanını üflerken, dibine kadar içerken, aşık olup ağlarken kendimizi öldürme güdümüzü tatmin ederiz.
Bilinç altımızda ölme duygusu var. Neden? Çok basit. Yaşama ara verilemez. Ben sıkıldım bir süre kapsama alanı dışındayım, bir ara gelirim deyip çekilme imkanı olmadığından tutsak olduğumuzun far-kın-da-yız-z!-!
Diyorsun ki, aklımdasın
Aklında olduğumu bir hafta sonra söylüyorsun. Ah bu herif bu kadar içimdeyken ama hala aynı adam ne yazık ki dedirten edimlerin devam ediyor Ankara’ya gelip o muhteşem geceyi yaşamış olsak da...
Ne değişti? Aynısın. Peki, belki değişmeni beklememeliyim.
Ertesi gün ne düşündüm, biliyor musun? Dokunduğumda uykusundan uyanıp elimi tuttu, ne kadar tatlı ve sıcaktı. Sonra aramayan edimsiz bir sen! Ah, dedim değişen bir şey yok. ne anlamı var ki o zaman o sıcak edimlerin, samimi sevgi, ilgi hallerinin.
Her şey aynı.