Ve yaşamdır.
Kesilen. Ardına saklanılan. Kesitlerinden sonrasında bir kuşak yayılan. Bir kuşak yırtılması içinde tırnak içlerinde kesilen bir yolun sahipsizliği etrafında dönen bir ipin ucu kendini çevirir ve uğrar. Ve devamı için ölür. Ne yapılması gerekirse o kadar yaşlanarak.
İçim.izindeki kahve lekelerini toplayacak bir adacık gerekecek.
Resimler esrarlı bir çoğunluk olarak dağılıyor. Yeteri kadar ve sahipsizce.
Aşık olmuş gözlüklere ve diyarlıca dillerini kapatmış
Hüzün ekmiş ve dolaşmış durmuş aynı yönde.
Aynı okların aynası da kendine dönecektir. Nasılsa. Hayat kendine dönecektir yeşilleşmiş gözlere. Ve tutunmuş demeçlere.
"Sarı boyalar ile kendini çizen bir resmin aynasından kedisine dolanan bir çift gözün ışığı altında geceliyor yaş bekçiler."
aşk haykırınca dedi.
Ve ardından çöpçüler dağılıyor. R.ler kendini kaybediyor. Daktilonun dili düşüyor ve yapayalnız şairler çoğalıyor. Kelimelenmelerini sağlamlaştırıyor. Yağmur yağıyor ,içleşmiş.
r.ye aşık olmuş kadınların okluğu ezikliğinde bir saklambaç sobesi gerekiyor kendi duvar içlerimizde. Bir yenilik daha lütfen. Kendi içimizden olacak. Lütfen.

bilmem ne kadar mantıklı cümleler kurabilirim senin adına
ya da ne kadar konuşabilirim kokunu?
nefesin ensemi tokat gibi acıtırken
eski bakışların kalmamış gözlerinde
deler içimdekileri.
ve acıtır saçların tekrar alevlenen kor yüreğimi
son sözler kalmamış dudaklarında
hepsi buhar olup dağılmış benliğiminin o soğuk duvarlarına.
seni bende arayıp bulmak neyi değiştirir
karşımda duruyor suretin beni yiyip bitirir...
Evimizin arka bahçesinde, kurumuş yaprakların titreşimlerinde görmüştüm ilk defa rüzgârı. Böceklerin başrolü paylaştığı ve hayranlıkla izlediğim arkası yarınların ikinci bölümüne yetişmişti. Ensemde, kulak memelerimde ve burnumun kenarında yalandıktan sonra yüzümün yan tarafına süzüldü rüzgâr. Sadece hissediyor ve duyuyordum artık. Görüntü gitmişti yaprağın titreşiminin bitmesiyle. Ama o da ne? Bir böcek aniden zıplayıp ters dönüvermişti önemli işinin arasında… Oradaydı şimdi rüzgâr. Ah o rüzgâr, kulağımı kaşıyan, ensemde öpücükler konduran… Seni şefkat tanrıçası, seni okşamaya doymayan.
Sıcak ve cezalandırıcı güneşin kahraman düşmanı…
Beni zorlu bunalımlardan kurtaran, sevip, başımı okşayıp evime yollayan…
Ah o rüzgâr yaşadığımı hissetmemi sağlayan. Şimdi ne diye uğraşıyordu ki küçük dizisinin büyük başrol oyuncusu böceklerin orta boy dünyasıyla? Şaşırarak izlemiştim bu defa. İstem dışı zıplayıp kıvranan eklem bacaklar, sararmış sonbahar yaprağının değersiz cesedine hiç benzemiyorlardı.
Evimizin arka bahçesinde ilk üç tekerlekli bisikletimin hemen dibinde… O zamana göre, her zamanki gibi başım öne eğik, yerleri ve çimenleri izlerken görmüştüm rüzgârı.
Çamur kokuyordu her taraf ve ben doya doya çekiyordum çamur kokusunu içime.
Tüm çocukluğum, tüm nedensiz mutluluğum ve tüm gerçekliğimle…
Bir gün öncenin yağmuru benim oyuncak denizim olurdu.
Kâğıtları katlayıp salardım gemiciklerimi engin su birikintilerine…
Geçmişte ve geçmişimin geçmişinde…
Yağmuru özler ve beklerdim heyecanla.
Çocuğun babasını işten eve dönerken beklemesi gibi…
Rüzgârı da bekleyecektim artık, böceklerin dizisindeki değişiklikleri görmek için.
O da söz vermişti bana ve giderken kulağıma sihirli sözcüklerini fısıldamıştı. “Sana zarar vermeyeceğim” İyi olan tek şey buydu benim için. Bu iyi şeyle kaldırmıştım başımı yukarı. Artık yerleri izleyerek dolaşmaktan kurtulmuş ve çocukluğuma orada son vermiştim. O günden sonra ne yaparsam yapayım bir türlü bırakmadı çocukluğum peşimi. Hep rüzgârı sordu bana dizideki değişiklikler için. “Önemli değil…” dedim çocukluğuma. “…Dizinin nasıl devam ettiği”
2003 yılında tdk bir yazılı açıklama ile dr. ilyas göz'ün çalışmasının sonuçlarını kamuoyuna duyurmuş. araştırma konusu türkçe'de en çok kullanılan sözcüklermiş. bunun için denekler kullanılmış, gazeteler, dergiler taranmış, edebi eserler ve diğer sanat ürünleri incelenmiş ve sonunda veriler istatistiklere dökülmüş. buna göre, yazılı Türkçede en çok kullanılan kelime 'bir' olmuş. Bu kelimeyi ve, olmak, bu, için ve o izlemiş.
'Ben', 'demek', 'çok','yapmak', 'ne', 'gibi', 'daha', 'almak', 'var', 'kendi', 'gelmek', 'ile', 'vermek', 'ama', 'sonra', 'kadar', 'yer', 'en' ve 'insan' kelimeleri de yazılı Türkçede en çok kullanılan kelimeler arasında yer almış.
gündem yoğun,duygular kabarık,nefret büyük bayrağı kapan çoşkuyla yüreklilikle asıyor balkonuna yada sallıyor gözüne sokarcasına bizi ayırmaya çalışanlara
işte buraya kadar her şey normal,bir şey hariç yav kardeşim en son ne zaman yıkadın o bayrağı yada hiç mi ütü yok sizin evdede ütüleyemedin o canım bayrağı
o bayrak amerikan bayrağı değilki don yapılsın o bayrak bizim bayrak bir şanı var şerefi var neden özen göstermessin milyarlık teknolojiler alacağına alamadınmı şöyle güzel bir bayrak nedir o bayrağın hali öyle utanmıyosun dimi onu asmaya onun o şekilde ağlamaklı durmasına