Başımda ise aklım, yerinde ise mantığım son şansım bu: seni unutmaya gidiyorum.
Şimdiye kadarki (ayrılık) benim için çok zordu; ikilemler, yeniden başlama ihtimalleri, unutmak istemeler, nefretler, yalanlar, hatıraların üşüşmesi bir anda, ağlama krizleri, telefona bakıp dalmalar, mesaj beklemeler, uzun mailler yazıp gönderememeler, tüm dünyanın seni sorması…
Şimdi senin arkaya attığın (yada öyle olmasını umduğum) tüm ihtimalleri yıkmaya gidiyorum. İnan seni unutmak için elimden ne geliyorsa yapacağım.
Hala gitmemişken söyleyeyim, sana veremediğim son mektubumdan…
Kapıyı açtı...
Yan yanaydılar...
belki de bir daha hiç olamayacakları kadar yanyana
ve
yakın....
İstanbul'a bu yıl ilk kar yağdığı gündü
Cumartesi....
akşam saatleri...
oysa 'sanki hiç yağmamış gibi'
olmuştu
yağmurdan sonra....
bir tek kar tanesi yoktu şehirde...
'acelen mi var?' dedi...
ayakkabılarını hırsla hızla giyiyordu' ki
Sonra Sarıldı...
Daha önce onlarca kez yaptığı
Ama daha önceki onlarcasının hiç olmadığı gibi...
'bir sorunun ya da ihtiyacın olduğunda beni ara'
ayşe kulinin vedası üçüncü baskısını yapmış. sevindim. demek ki tirajı 110 bini aşmış. ama yeni baskıda mavi mürekkep kullanılmamış. zaten korsancılar mavi mürekkebin de üstesinden gelmişlerdi maalesef..

öyküye gereken önemi ne zaman vereceğiz. usta öykücülerimiz var. nefis öyküler yazıyorlar. hangimiz öykü okuyoruz. üzücü.
beklediğim üç kitap var. cem adrian kitap yayımlayacaktı. bir senedir merakla bekliyorum. sonra yaşar kemal. ada hikayesi serisinin dördüncüsü için ne kadar daha bekleyeceğiz. ve malum, murathan mungan hastalığım. kadından kentler geliyor.

O zamanlar Ford minibüs cok modaydi biz Alman gurbetcilerinde. Aldik biz de bi Ford minübüs; basladik izin hazirliklarina...
1984'te, izin yaptigimiz da kiz kardesimi istemisler, biz de olur demistik. O zaman sözü olmus 2 sene sonra da dügün yapariz denmisti...
Anlayacaginiz minibüsü kardesimin cehizleri icin aldik. Tika basa doldurduk ciktik yola...
Almanya'dan Avusturya, oradan (eski) Yugoslavya, oradan da Bulgaristan, ve kapikule...
Hafif apartmanı sakinleri,
Ben artık taşınıyorum. Apartmanımızla alakası yok gidişimin. Sizlerle de alakası yok. Öyle diyor içimdeki hasta ruhun sesi...Dinlemek zorundayım.
Çok güzel şeyler paylaştım sizlerle ve çok şey öğrendim kısacık bir zaman diliminde. Bunları, hayatımda açtığım birçok parantez gibi bir yeni parantez açıp içine koyacağım. Benimle kalacak tüm paylaşımlar. Hepinize bana kattığınız herşey için teşekkür ederim.
Sanırım hayatımı biraz daha "reel" kılmak şu anki niyetim. Gerçeklerime dönmek...Unuttuğum gerçeklerime.
Gitmeden önce birkaçınıza söylemek istediğim şeyler var:
EUQON; biliyorsun, sana söylemek istediklerim çok ama bir o kadar da tek cümlelik aslında: TEŞEKKÜR EDİYORUM...
ZEZ; seni tanımam gerekiyordu ve hafif Tanrının bu amacı için bir araçtı...hayatımda olduğun için çok mutluyum. çok özel ve güzel kadın...
PİLLİ PATİ; yüzüne baktığımda kalbime güven ve huzur akıtan tatlı insan...patilerin yere hep sağlam basacak biliyorum çünkü sen hayatın en zor anlarına bile dimdik durabilen nadir insanlardansın...
LİNET; puff olmak istediğinde haber ver, beraber olalım:) tatlı arkadaşım, hayata hep gülerek bak...
KOPANİSTİ; İzmir'li arkadaşım...İnsanları gülümsetebilmek zor iştir ve bir o kadar da özel...ve sen bana bu güzelliği bin kere yaşattın. İyi ki varsın. Mutlu ol.
LORİEN; pozitif enerjisini şu soğuk ekrandan bile yansıtabilen tatlı kadın...Çizgini hiç bozma. Sen güçlü ve "iyi" bir kadınsın.
İNTERNET CAFE; can dost...tanıdığım dakika itibariyle kanımın kaynadığı nadir insanlardansın, biliyorsun. Yalnızlığıma alışmaya çalıştığım günlerde mesaj kutuma yazdığın kısa "iyi ol çilek" mesajların bana büyük destekti. sağolasın. Bilgili, kültürlü, sevimli insan...
MEFKUD; kalemi harikalar yaratan nazik insan...Güzel ruhunu ve kalbini hep sıcak tut...seni tanımak ve yazılarınla o "özel" iç dünyandan bir parça da olsa nasiplenebilmek çok güzeldi. mutlu ol...
İNAN6666; hafifin asi çocuğu...bir diğer özel insan...içi dışı bir olup da taşkınlığını da sevgisini de doruklarda yaşayacak kadar yürekli insan...bildiğin yolda devam et. iç sesini kaybetme...
MAKALECİ; insan olmanın en güzel örneklerinden birisin sen...sabır, sevgi, şefkat, dostluk, anlayış ve gülücüksün benim için...Öyle kal, e mi?
BUDDHALA; sana hep söylerim bilirsin: özel bir beyinsin sen...dilerim hep güzellikler sunsun sana hayat.
NİCHOLAİ HEL; güzel yüzlü, güzel gözlü kardeşim. "Çilek ablam, rezervasyonu yaptırdım. Kaç kişi olduk ablam ya?" diyen sesin kulağımda kalacak:) için dışın bir...çok iyi adamsın ve hayat da sana bir gün adam gibi bir aşk getirecek. O zaman resim tamamlanacak senin için.
SEDAFLORA; bunalımlarımızı çakıştırmaya devam edersek biraz daha, kendimizi bir akşam meyhanenin tekinde sızmış bulacağız seninle:) dingin ve huzurlu bir hayat diliyorum sana.
PİLLİBEBEKKUYUDA; akıllı ve mantıklı kadın...yorumların ve özel mesajlarımızda benimle paylaşmak inceliğini gösterdiğin düşüncelerin için teşekkür ederim..hepsi aklımda:)
AKONİ; anne...güzel gözlü anne...içindeki o sıcaklığı kaybetme nolur...
DARJEELİNG; seninle ilgili aldığım son habere çok sevindim. Sen gerçek bir aşk kadınısın ve ömür boyu bu duyguyla boğuşmanı diliyorum senin için:) mutluluklar.
ZEYYNEP; güzel yüzün hep gülsün...
GUDDİCİNİ; yuvandaki huzur, yüzündeki güzel tebessüm hiç bitmesin...
EXPRESYON; şarkı söylemeye devam:)
DEVİLOR ANGEL; yazılarını okurken yorulduğum kardeşim:) yazmaya devam ama hep mutlulukla...çengelköy sözünü unutma ablana.
CEVVAL PORTAKAL; seni evlat edinmeye hala kararlıyım:) yaratıcı ve sevimli çocuk, umarım senin gibi gülen gözleri olan bir oğlum olur bir gün.
NECRONAMBER; efendi insan derler ya, işte öyle...
SUUGURRCAAN; hafifn en zor nickini taşıyan çatlak kızım:) neşen daim olsun.
RRB; eski dost...mutlu ol ve hep öyle kal.
XNİCOX; başlarda üzerine şimşekler çeken ve inanılmaz ağır tepkiler alan arkadaşım...Kalbin güzel...İçin çok temiz...sana yöneltilen silahlara bile çiçek sundun. sağol...Yolun açık olsun.
PERİPETTY; periler huzur sembolüdür benim için...huzurlu ve mutlu olmanı dilerim.
KAYVENK; merve'ye söyle, o zillinin peşini bırakmayacağım:)
ACUİSTİC; çözülecek çok şey var değil mi hayatta? Bir gün çözeceğini düşünme...O işi filozoflar bile yapamamış:) Neden mi dedim bunları sana? Bilmiyorum, içimden öyle geçti...mutlu ol.
Ve diğerleri...Ola ki ismini yazmayı unuttuğum ve bir kere bile olsa paylaşımda bulunduğum bir arkadaşım varsa, özür diliyorum...Önemsenmediğiniz için değil, aklım karışık olduğu içindir...Beynimde bin tane ses ayrı ayrı konuştuğu içindir...
Hepiniz kendinize iyi bakın...
AŞK, SAĞLIK, HUZUR VE MUTLULUK YANI BAŞINIZDAN HİÇ AYRILMASIN...
Hoşçakalın:)
" Böylelikle, farklı iki kombinasyonun belki de hiç başlamaması gereken bir ilişkisi, uygun olanı yaptı ve bitti...Elbette bu bir aldanış ve sevimli olmayan bir sonuç olması itibariyle üzücüdür... Bu süreç içerisinde bana gösterdiğin alaka ve özene tüm kalbimle teşekkür ederim...senin istediklerini yapamadığım için de özür dilerim...Hayat, insana dilediğini dilediği zamanda yapma fırsatı vermiyor, ne yazık ki...işte tam da bu noktada pişmanlıklar ve hayıflanmalar başlıyor...sonuç ! , keşkelerle geçmesi muhtemel bir hayata bırakıyor yerini... Muhtemeldir ki, alınan her karar "zamanın" ve şartların beraberinde getirdiği en iyi karardır. Ancak kararların isabeti ve doğruluğu bütün bir hayat içinde değerlendirildiği zaman doğruluğundaki "isabet" anlaşılacaktır. Bu bütün insanların,elbette bizim için de geçerli bir yaşam özeti ve sonuçlarıdır... Ben,............ olarak, ............ yaşamımın diğer yarısı, bundan sonrası olarak gördüm.Kavgalarım, saçmalıklarım,kaprislerim, tutarsızlıklarım hep bu yüzden di...Senin de sabrının, iç çatışmalarının bana yansıyan yansımayan bölümünde neler yaşadığını biliyorum ve sırf bu yüzden sana "çok güvendim"... " sen ,kısa bir telefon konuşmasıyla uğurlanmayacak kadar değerlisin ve bu maili o yüzden yazmak ihtiyacı hissettim... Yeni yolunda , yolculuğunda temiz yüreklerle karşılaşmanı dilerim...Her şeyden önce sağlığının seni hiç üzmemesini..."
sesiz sedasız bir veda ettim o güzel körfeze. artık hergün varyanttan otobüsle inerken deniz manzarasını seyredemeyeceğim.Bir pide salonunda salatanın içinde roka olmayacak belki de. Sinema çıkışında kordonda yürüyemeyeceğim. o yapış yapış sıcağını hissedemeyeceğim. fuara kimler gelicek diye heyecanlanmayacağım. pazara gittiğimde yeşillik olarak bir dünya şey alıp eve gelemeyeceğim. Canım sıkıldığında forbeste bir tur atıp dondurma yemek bir hayal olarak kalacak. her daim yeşil olan ağaçlarını seyir etmeden devam edeceğim hayata. efe heykellerini her köşe başında görmeden, hayır için dağıtılan lokma tatlısı sırasına girmeden geleceğim evime. her köşe başındaki midyeciyi de selamlayamayağım artık. küçük parkta arkadaşlarla okul çıkışı bir çay içmeyeceğim. ama bir gün döneceğim tüm bunları tekrar yapabilmek için. bekle beni İZMİR. Yıllar sonra da olsa bir gün mutlaka buluşacağız
O kapının önünde durup da öyle üzülür gibi yapma! Çok aptalca bu yaptığın…Hatta komik!
Arkandan ağlayacağımı falan sanıyorsun, değil mi? Asla…Ne ağlayacağım, ne de sızlanacağım seninle harcadığım zamana…Aksine, derin bir nefes alıp, şükredeceğim yeniden başlayabileceğime.
O kapının önünde durup saçma sapan veda sözleri söyleme! Şu ana kadar dinlediklerim yeter de artar bile! Çek kapıyı ve çık işte…Ne demek “Kendine iyi bak…” ? Ne kadar aptalca bir temennidir bu! Kendimi severim ben bilirsin. Elbette iyi de bakarım, senin hatırlatmana gerek yok ki! Off, tamam yeter! Tamam, çok kahve ve sigara içmeyeceğim! Belim açık gezmeyeceğim, üşütürüm yoksa. Tamam, onu da biliyorum; herkese güvenmeyeceğim! Yeter, sus artık!
O kapının önünde durma diyorum sana! Ya çık git, ya da bırak ben çekileyim odama…Seni çizdiğim resmi yırtıp atıp defterimden, yeni, bembeyaz bir sayfaya, renk renk umut çizeyim izin ver de…
Yoruldum artık…Bakma yüzüme öyle “sözde” yaşlı gözlerinle…Ben iyiyim…
Kapıyı sert kapatma ama çıkarken…Kalbim yeterince gürültülü şu anda…Sessiz çık. Nefesini de al…Kokunu da al…Hatta şurada bir yerlerde şemsiyen vardı, hani kırıldı ya geçen gün biz yağmurda yürürken…Onu da al…Gözlerini sakın unutma! Ne unutursan unut, ama onları sakın ha! Dur bir dakika…Tenimde izin kalmış; onu da vereyim de öyle git…
Artık git…Kapının önünde durma daha fazla!

Şiirde, polis baskınından kendi bilgisi dışında 'ingiliz miss' sayesinde sağ kurtulan devrimcinin dostlarından kafasına yediği taşların en çok yüreğini kanatması üzerine aldığı karar şudur;
'madem suçsuzluğumu kendime bile kanıtlayamıyorum, madem davaya bir katkım olmayacak bu durumda nefes almanın anlamı yok'