fakir mefkud'unuzda herkesin kese hacmine göre şerbet sunacak altyapı olmadığından kelli tepkisel, sezgisel, ezgisel, linçsel cümlelere karşı önlemimi aldım.
evet, kime ne benim nasıl bir vedayı kendime münasip görmemden!...
sahi, güneş tecelli nerede?
eyvah, yazı 100'ü buluyor "gerçek"e dönmem lazım!
hafif'i sevdim, hafif'i hafifsemedim; benimsedim.
benimdi sesim. sesiniz nefes oldu yazdığım yazılara; yel oldunuz, ister bir veda yazısı yazarım, ister hiçbir şey yazmadan ayrılırım...
delikanlı adam ağlamaz, delikanlı adam pelikana tecavüz eder! edelim arkadaşlar! hep beraber!


Vefaya gidelim mi?
Ne yapacağız orda?
Boza içeceğiz?
Boza mı? O da ne?
Aaaa sen bilmiyormusun?
Hayır bilmiyorum..
Peki gel o zaman iç bak çok seveceksin...
Bozaaaaaa diye gecenin bir yarısında bir ses duyardım küçükken, hiç almadık o sokak satıcılarından boza, babam amcamlara giderken mutlaka vefa da boza içirirdi bize, onun o ekşimsi tadı, çocukluğumdan kalma tadlardandır ve o zamanla çocuklukta hatırladığınız ama artık o tadı alamadığınız birçok şey gibi değildir boza, hala o tadı alırım ve çok severim..
Bizim tattıklarımızı sizinde de tatmanız dileği ile,vefasızlara

Biz insanoğlu dost denenleri çok zor buluyoruz. Ben şöyle bir etrafıma baktığımda sadece bir tane dostum olduğunu görüyorum. Gerçekten sadece bir. Herşeyimi paylaşabildiğim, sonuna dek güvenebildiğim insan bir tane var. Bunun dışında hep arkadaşlarımız var. Arkadaş denenleri küçümsemiyorum. Ortaokul, liseden, üniversiteden, iş hayatımızdan bugünümüze taşıdığımız arkadaşlarımız. Kimi arar sorar, kimini sen ararsın, aramasan aklına gelmezsin, ama genelde bir kayıtsızlık bir umursamazlık vardır arkadaşlarda. Her arkadaşlığında samimi olduğuna inanmam ben. Konu nereye mi gelecek? Şu Hafif'e gireli Aralık ayında 1 sene olacak. Zaman geçtikçe buradaki insanlar birbirleriyle kaynaşıyorlar. Bu sanırım Pilli’nin diğer sitelerinde pek görülebilen bir durum değil çünkü belli konular üzerine odaklanılıyor ama bence Hafif Pilli’nin en özgür köşesi. Bu özgürlük bize arkadaşlık pekiştirmeyi bile sağlıyor. Ben mesela Linet’in aşk ve sevgiyle ilgili bana verdiği akıllara başkası olsa belki kızardım ama o Linet, benim büyüğüm, ve burdan okuduğu kadarıyla beni tanımasına rağmen benim iyiliğimi istiyor. Ne yüzümü, ne adımı, ne huylarımı tanıyor.. Shaika, daha ne kadarcık tanıyorum ki, ama bana özelden mesaj atıp şu yazımı okursan beni onurlandırırsın diyor, insanların beni bir yere yerleştirdiğini görüyorum. Xerre, yazı yazdığı ve insanlar yorum yaptığı için sorumluluklarının arttığını düşünüyor ve belkide o günden beri daha özenli yazıyor her kelimesini, sırf bizler için.. Aggali bana erkeklerin çocuk olduğunu hatırlattı ve hep kendimize en uymayacak olanları bulduğumuzu söyledi, haklıydı, ne dese haklıydı.. Strawberry75, yani nam-ı değer çilek, sırf ben üzülmeyeyim ya da kırılmayayım diye bazen yazdığı bazı yorumları bile sildi, tanımamasına rağmen kırılacağımı düşündüğünden, lise arkadaşlarımın acaba bu kadar umurundamıyım? Zez, benim nikini taşıdığım çayı içmeyi çok seviyor,ortak noktamız var. Sahlanankoç, bana umudunu hiç bir zaman yitirme dedi, yitirmeyeceğim..Suskunluk çok ama çok alem, çok yaramaz bir ufaklık ve burada yazılanları okumaya bayılıyor.. Untouchable zen sadece ve sadece içinden geldiği için sen çok iyi birisin diyor bana, durup dururken beni mutlu ediyor, insanın gözleri doluyor.. Plakton kendine çok iyi lafından pek haz etmiyor o yüzden ben mutlu kalacağım... Ve Kopanisti, Hafif'in ve dünyanın görebileceği nadir duygusal erkeklerden biri, beni her yerde savunan, hep iyiliğimi isteyen, bana söylenmiş lafı kendine sayan tuhaf mı tuhaf güzel bir insan. Beni bile şaşırtıyor..
Ve buraya daha adını yazamadığım bir çok insan.. Herbirimiz ailelerimiz ve etrafımızdaki kişiler için ayrı değerler taşıyoruz ama birşeyi bilmenizi istedim, burası ve sizler de benim için bir değer taşıyorsunuz. İyiki varsınız. Teşekkürler yazar arkadaşlarım..

Uzun süredir çeşitli zamanlarda karşıma çıkan bir aşk videosunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Fazla söze gerek olmadığını düşünüyorum, herşeyi çok güzel bir şekilde anlatıyor çünkü.
İyi seyirler...
Dün gece İstanbul'un çok "lüks" bir semtinin yamrı yumru kaldırımlarında popomu koyacak bir avuçluk yer buldum.
Pek meşhur italyan modacıların adını taşıyan devasa güneş gözlükleriyle ruhlarını örtmeye yeminlilerin gözbebeklerini seçemesem de, gelen geçenin şaşkın bakışlar attığına emindim.
Ruh tartan tartımı bisküvi kartonlarından devşirdiğim kaideye itinayla yerleştirdim.
İşin çığırtkanlık boyutunu "lansman" etiketiyle kaplamaya hazırlanırken, "mekap" ayakkabılarımın burnuna arsız kedi edasıyla kırış kırış bir kağıt parçası yapıştı.
Aldım elime. Bir prospektüsmüş. Okumaya başladım.