Dün eniştem gelirken, polis çevirmesi varmış. Ehliyet sormuşlar, evde demiş. Ruhsatını almışlar...
Esasen, ehliyeti niye taşıyoruz? Ben sınavı geçmiş, ehliyetimi almışım. Ehil biriyim. Neden belge gezdireyim ki? Bir yerlerde kaydım vardır mutlaka… Merak eden araştırır bulur.
Ehliyetsiz araç kullanmak mümkün. Ehliyetim kontak anahtarı değil ki...
Ben ilkokulu da bitirdim. Ama her gittiğim yere diplomamı taşımıyorum. Mezunum dedim mi mezunum…
Niye bilmem, bu evrak merakı bitmedi gitti.
Olması gereken şey, nüfus cüzdanında bir kutucuk. Nasıl "kan grubu", "medeni hali" yazıyorsa, "ehliyeti" kutucuğu olacak, o kutucukta, mesela benim için bir adet B harfi yer alacak o kadar...
O ehliyetin üzerinde polisin görmesi gereken ne var ki? Fotoğrafım mı? Nüfus cüzdanımda var...
''Mazot 1 YTL olacak'' dediğinde hayal mi görüyorsun dedik bir çoğumuz.
Oysa benzin 1.3 YTL ye satılıyor memlekette,
Bu memleket Türkiye,
Televizyonda işlendi bu konu
Memleketin 1.3 YTL ye benzin satılan ili VAN.
Hem de halkın ayağına kadar hizmet sunan girişimciler sayesinde benzin çiğköftecide, çiçekçide, bakkalda, manavda, kaldırım kenarında heryerde 1.3 YTL ye satılıyor.
Benzini 2.8 YTL ye satan 2 adet benzin istasyonu devlete KDV, stopaj, gelir vergisi, kurumlar vergisi SSK primi, elektrik, telefon, su parası, işçisine maaş, yemek parası ödeyemediği için iflas etmiş ve kapatıyor.
Bu süre zarfında elde ettikleri kazancı ve malı mülkü de borçlara yatırmışlar.
İrandan atlarla, katırlarla taşınıyor benzin, sonra oradan kamyonlarla şehre iniyor.
Nasıl oluyor bu dediklerinde
Sınır mınır yoktur buralarda gecede 2 kere taşırız diyor katırcılar
Yollarda Jandarma var ama kontrol yok, kamyonlar akın akın şehre benzin taşıyor litresi 1.3 YTL ye.
Amerikalılar'ın birçoğu hayatlarını at gözlükleriyle sürdürüyorlar. Niye mi? Şöyle ki; Amerikalılar'a göre ya onlardansınız ya değilsiniz. Etraflarını görmemek için bu gözlüğü tercih etmişler. 11 Eylül saldırılarından sonra, hükümetleri müslüman ülkelerin çocuğu terörist olarak gördüler. Hatta bırakın müslüman ülkeleri diğer hristiyan ülkeleri bile neredeyse öyle itham ettiler. BM konferansalrında ya bizdensiniz ya da değilsiniz gibisinden tehditleriyle başka ülkelere saldırma kapısını araladılar. Birçok Amerikalı, Türkler'i halen kafalarında fesle hayal ediyor. Karikatüristleri halen öyle çiziyor. Adamlara ben Türk'üm dediğinizde "Ha, Arap yani hı?" gibisinden saçma sorularla yanıt veriyorlar. Tarihten bir haber milletler kendileri. Onlara göre bir tek kendi bildikleri doğrular doğru.
Şimdi kardeşim sen Amerikan düşmanı mısın derseniz şöyle yanıt veririm: Düşmanım kimse ben de onun düşmanıyım. Bu Arap da olur, Japon da olur, Amerikalı da olur. Irk ayrımı yok. Dost olanla da dost olurum. Peki nedir bu milletin bize karşı olan bu tutumu? Bence bu adamlar bizden halen korkuyorlar. Neden mi? İşte yanıtı. Amerika, tarihinde sadece Türk milletine vergi vermiş bir millet. Doğal olarak bu da onlara çok koyuyor. Amerika gibi bir süper güç tarihindeki bu lekeden bir türlü kurtulamadığı için Türk milletini sürekli olarak uyutmaya ve tekrar canlanmamasını sağlamaya çalışıyor. Bunu nasıl yapıyor derseniz: İşte at gözlüğü, dağıtıyorlar yıllardır kendi eğitim kurumlarında ve halklarının bazı şeyleri öğrenmelerini istemiyorlar. Bizim ülkenin ekonomisinde onların pazar payı var olduğu için ellerini eteklerini çekmekle tehdit etmeleri de yeterli. Ülke batar mı böyle bir şey olsa. Bence batmaz. Zorlanırız ama batmaz diye düşünüyorum. Belini kısa sürede doğrultur. Şimdi bir de şöyle bir hırs var adamlarda ki 3 kıtaya resmi yollardan harita üzerinde bir türlü yayılamıyorlar. Bunu bizim ecdadımızın yapması da onlara bayağı bir koyuyor. Nasıl oluyor da kılıçla savaşan adam makineli tüfekle savaşan adamdan daha çok toprak sahibi olmuş diye dövünüyorlar. Şu aralar bir Ermeni Tasarısı tutturulmuş gidiyor. Tasarı geçerse Türkiye'de halkın birçoğu Amerika'yı istemez hale gelecek biliyorlar. Zaten şu an bile halkın birçoğu Amerikan karşıtı olmuş durumda verilen sözlerin tutulmamasından ötürü. Terörle mücadele adı altında işgal ettiği topraklardaki terörü durdurmaması zaten yetiyor. Bu vergiye bağlama olayı o kadar koymuş ki hınçlarını çuval geçirerek gidermeye çalışıyorlar ki bu zaten onların eline pek bir şey geçirmiyor. Esasında halen hırslarını alabilmiş değiller. Bu yüzden de Türkler ne yapsa bizim haberimiz olmalı diyorlar. Esasında çekiniyorlar. İşte tüm sıkıntıları bu. Aynı şeyleri bir kez daha yaşarlarsa tarihten silinmekten çekiniyorlar. Çünkü karma milletler topluluğu olunca öyle oluyorsun. Sağlıcakla kal Amerika. Geçmişini unutma. Çünkü, buradakiler yapılanları unutmuyor.
Gazetelerin, vergi kontrolörlerinin raporunu ele geçirmesiyle öğrendiğimiz, kimbilir bundan büyük ya da küçük binlercesinin ne zaman ifşa edileceği büyük vergi kaçakçılığı.
"üreme organları-temel içgüdü" korelasyonundan ülke gerçeklerine geçsek fena olmaz.
yılbaşı yaklaşırken "fiş yazan" var mı aranızda?
ben yazıyorum. vergi iadesinden gelecek üç kuruşu kredi kartı borcumu kapamak için kullanır oldum her yıl.
hükümet önümüzdeki yıldan itibaren "vergi iadesi" uygulamasını kaldıracakmış. anal seksten öteve alınmıyor hala, meraklanmayın!
gelir ve kurumlar vergisi gibi "direkt" vergileri toplayamayan ilgililer "endirekt" canımıza okuyacak demektir!
fiş toplamanın amacı, ek gelir sağlamak değildi. fiş toplamanın amacı, kadeve ile (g)öteve kaçaklarını;
yani "kayıt dışı" vurgunu önlemekti.

Bekir Coşkun benzin fiyatları ve toplumsal uyurgezerliğimiz hakkında süper bir yazı yazmış. Çok uzun olduğundan son paragrafı ekliyorum:
Benzin fiyatının yüzde 61.1'i vergidir.
Bu; imam genel müdür kadroları için, dinci şirketlere verilen ihaleler için, evlere makarna-pirinç dağıtıp oy almak için, Ali Dibo'lar için iktidara lazımdır. Yani litre başı verdiğiniz her 3 YTL'nin yaklaşık 1.8 YTL'si... Siz bilmiyormuş gibi yapın. Tam 50 yıldır yaptığınız gibi...
Öyle sessiz... Öyle tepkisiz... Öyle sinmiş... Öyle suskun...
Yapılan değerlendirmelere göre, ülkemizin fakirlerini oluşturan mağdur tabaka,iş adamlarından,sanayicilerden,ticaretle uğraşanlardan meydana geliyor..Rakamlar oldukça komik,yani,trajik-komik.
Türkiye'de 1 galon benzin 7$'a satılıyor ve bunun 5$'ı vergiye gidiyor. Amerika'da 1 galon benzin bizdeki fiyatının 3te1i ve vergisi 30cent
Ben artık vergi mergi ödemiyorum. Ben bir vergi kaçakçısıyım. Üstelik
ülkem için 30 yıldır ödediğim vergileri de geri istiyorum. "Önce alışveriş
sonra fiş" yapmıyorum, sadece alışveriş yapıp, kdv'sini düşürtüp
bi de üstüne çatır çatır pazarlık yapıyorum. Eğer bir iş yeri sahibi
olursam da vergi kaçırmak için bütün hinlikleri yapacağıma emin
olabilirsiniz.
Geçen kış Ankara'ya anormal bir kar yağdı. Eve dönmeye çalışırken,
o buz pisti kılıklı yollarda birde çukurlardan kaçmaya çalışırsınız
(Ankara'da tuzlama ekipleri genelde kar yağıp, arabalar birbirine girdikten
sonra ortaya çıkar, sonra kurumuş yolları tuzlarlar. Gerçi çok tuzlu
sevmiyom ben, kolestrol yapıyor). Ancak karla kapanmış bir logar kapağının
üstünden geçerken arabanın lastiği içine girince tam 180 derece dönerek
şık bir pergel hareketi çizdim yolda. Çevredeki esnaf dükkanından çıkıp
artistik puanları verirken ben de arabamdan inip selamımı verdim. Sonra
elbirliğiyle arkadan gelen arabaları durdurarak ve arabamı 6 kişi avuçlayarak
çukurdan çıkardık. Eve vardığımda nadiren giydiğim takım elbisem işçi
tulumu olmuştu. Kurutemizleme faturasını belediyeye yollayıp ödemelerini
talep ettim, muhtardan fakirlik belgesi istediler. Bu durumu o zamanlar Atv'de
Siyaset Meydanı'nın hazırlayan Ali Kırca'ya yazdım ancak pek iplemedi. Ona
ne dimi benim işçi tulumu takım elbisemden ve rotu kaymış arabamdan. Üstelik
bundan devlete ne?