Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Dünyanın en etkili kişisi bir Türk"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

xerre hakkındaki yazılar:

Köy enstitüleri öldü, nasıl bilirdiniz?

A) Türkiye’nin kaybettiği en büyük değerlerden biri,
B) Ülkemizin kaçırdığı trenlerden en önemlisi,
C) Eğer hala yaşasaydı bizi, dünyaya yön veren bir ülke konumuna getirecek olan projeydi,
D) Bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi
E) Komünist yuvasıydı

E şıkkını seçen zat! Bu yazı sana göre değil, tek etmende fayda var.

\

İlk olarak köy enstitüleri fikrinin ortaya çıkışından kapanmasına kadar geçen süreci hızlıca ele almamız gerekiyor. Kaderimizmiş gibi kolayca unutan toplumumuza hatırlatıcı olsun.

74 ahkam var

En büyük mutsuzluk sevilmemiş olmak değil, sevmemektir”.
Başlamam gerekiyordu, ilk adımı atmıştım çoktan. Kendimi seviyordum, ama bu değildi burada bahsedilen. Ya da anneannemin yatmadan önce kulağıma fısıldadığı masallarda olanlar.
İlk olarak onlarca post-it’e bunu yazmam gerekti. Yerleştirme planı ise şu şekilde idi: Odamın duvarlarına 7, mutfağa 6, bilgisayar monitörüne 2, banyoya 5, koridora 5, ve evin değişik yerlerine olmak üzere toplam 39.

herkül...evet, ben çizdim..
herkül...evet, ben çizdim..

Hayır, unutkan olduğumdan veya kafam almadığından değil, sadece biraz yoğunlaşma sorunum var. Bu sorunu bu hatırlatıcılarla ortadan kaldırabilirim. Ama sevmek için konsantrasyona mı ihtiyaç vardı..kendimle çelişiyorum sanırım.

90 ahkam var

Seviyordum. Hani “her insanın karşısına bir kez çıkar” savsatası var ya ona inanmamı sağlayabilecek bir insandı. Memleketine gitmişti bir haftalığına. Özlemiş miydin sorusu ne saçmaydı. İlk saat değil de bekli de ikinci saatten itibarendi özlemim.

\

İlk hayalimiz birlikte Kanada’ya gitmekti. Aslında yakındı. Seneye kadar her şeyi hazır kılabilecektik. Neyse hayalimiz bir köşede dursun, yarın geliyordu nihayet.
-yarın Ankara’da olacağım,
-nihayet,
- iki şartım var ama kabul edersen beni görebilirsin,
-neymiş onlar,
-ilki; kahvaltıyı birlikte yapacağız ya, bana mantarlı omletinden yapacaksan ve ikinci olarak da geldiğimde bana sımsıkı sarılıp öpücüklere boğacaksan gelirim ona göre,
-olumlu,
-anlaştık,
-bu arada kaçta olursun evde,
-9 gibi,
-tamam, bekliyor olacağım
\

Saat 08:43
Çalar saate fırsat vermeden uyandım. Ne de güzel işliyor şu benim beyin saatim.
Saat 09:08
Çayı demledim. Omlet hazır. Eğer soğursa ısıtırız. Ekmeleri de kızarttım.
Saat 09:24
Bir bardak çay aldım. Ekmekler ve omlet soğudu. Neyse ısıtırız.
Saat 09:53
Telefonunu aradım. Kapalı. Trafiğin yoğun olduğunu düşündüm. Müziği açtım.
Saat 10:22
Telefonunu 4. kez aradım. Hala kapalı. Kahvem bitmek üzere.
Saat 10:41
Lanet olsun. Kapalı. İlk kez küfürle aynı cümle içinde kullandım ismini. Müziği kapattım.
Saat 10:49
Nasıl ulaşabilirim acaba. Ev arkadaşını aradım. Gelmediğini söyledi. Teli kapalı.
Saat 10:53
İçmemi istemediği sigaradan yaktım. Omleti çöpe döktüm. “aradığınız aboneye şuanda ulaşılamıyor”
Saat 10:59
Arkadaşını tekrar aradım. Cevabı değişmemişti. Çayın altını kapattım.
Saat 11:07
İkinci sigarayı yarıda söndürdüm. Elimi yıkadım. Bir ümitle tekrar numarasını tuşladım..
Saat 11:18
Çıldıracağımı hissettim. Telaşa kapılmamaları için o ana kadar aramadığım annesini aradım. Çaldı, çaldı. Açmadı.
Saat 11:30
Dışarıya çıktım. Temiz hava almak iyi gelirdi belki.
Saat 11:33
Temiz havaya lanet okuyarak bir sigara yaktım. Eve doğru yöneldim. Umarım gelmiştir düşüncesiyle.
Saat 11:47
Malak gibi hissediyorum sanırım kendimi. 2 arkadaşına daha ulaşıp mesaj bıraktım.
Saat 11:54
Tereddütle annesini tekrar aradım. Sadece uzun uzun çaldı.. Beynim karıncalanıyor.
Saat 12:11
Vazgeçtim beklemekten. Kuruyan ekmeklerden bir tanesini kemirerek midemi bastırdım.
Saat 12:30
Bir işi çıkmış olmalı düşüncesini kendime yedirerek yatağa girdim. Radyoyu açtım.
Saat 12:47
Dalmak üzereydim. Telefon çaldı. Açtım. Kuzeniydi.

25 ahkam var

Liseye başladıktan bir sene sonra evimizi değiştirdik. Karşı komşumuz şansımızdan olsa gerek çok iyi ve dünya tatlısı bir amcaydı. Haliyle tontondu.

\

Karısı kısa bir zaman önce vefat etmişti. İlk ayların sonun da bazı akşamüstleri, annemin ısrarı üzerine çay içmeye gider olmuştum. “Sıkılmasın”, “ne de olsa yalnız bir adam” niyetine. Tamamen acıma içgüdüsüyle. Karısından bahsediyordu genelde. Gençliğinde ne kadar güzel olduğundan, şuan da genç haliyle yanımızda olsa bana bile bakmayacağından filan. Sonraki akşamlar onun ne kadar düşünceli, ne kadar kalbi temiz bir insan, bir o kadar iyiliksever, anlayışlı ve çok iyi bir hayat arkadaşı olduğundan söz etti. Resmini gösterene kadar kafamda canlandırdığım; başında altın sarısı çemberi ve bembeyaz kanatlarıyla bana gülümseyen bir kadın oldu. Son olarak karısıyla ilgili olarak iki cümlesi oldu; onu hala çok sevdiği ve zamanı geldiğinde yanına gideceği ile ilgili.

10 ahkam var

Uykumda bir düş gördüm, bir suç düşü. İnsani bir suç değil de küçük bir tahta kutunun ya da geometrik kübün, eğer bu tür nesnelerin bilinci varsa, hissedebileceği ümitsiz, çaresiz bir mutsuzluk gibi; mutlak varoluş suçu.
—Beni seviyor musun?
—canım benim, sevemem, sen çok gençsin ve bir gün bana bir bakacaksın, cildim kurumuş, kırışmış, beni fazlasıyla iğrenç bulmaya başlayacaksın; ama o vakit gelene kadar, sana ne kadar düşkün olduğumu senden gizlemek için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Düşümde 11 yaşındaydım.
Sabah uyandığımda, gece ki seslerin beynimin bana oynadığı bir oyun olduğunu düşünüp hatta unutup kahvaltı hazırladım kendime. Mantarlı omlet, nane dere otu ve nar ekşisiyle süslenmiş domates ve kızarmış ekmek kafiydi. Kahvaltının keyfini çıkarıp kahvemi de alıp odama geçtim montaj için.
Düşün etkisi vardı hala üzerimde, hala 11 yaşındaydım belki de.

2 ahkam var

Dokunulmazlar diyince aklınıza şunlar gelebilir:
Ya Untouchables filmi ya dokunulmazlığın arkasına sığınan milletvekilleri ya da az da olsa Hindistan’da ki kast sistemi.

\

Dünyaya gelen her altı Hintliden biri, doğduğu andan itibaren mundar damgası yiyerek kast sisteminin altında ezilmeye ve bu şekilde yaşamaya mahkum oluyor. Bu kişiler, Dokunulmazlar.

25 ahkam var

Uyarı: Bu yazı çocuk bünyelere ait küfürleri barındırır. Bazen tebessüm, bazen sinir, çoğu zaman da mide bulantısı yaratabilir. Hatırlamak istemeyeceğiniz anıların kapılarını açabilir.

\

Tedirgin olmaya başladıysanız. Tereddüt etmeden direk uzaklaşınız.

Takip ettiğiniz üzere küfür üzerine çok konuşuldu belki daha çok konuşulacak. Konuşulsun, ne olursa olsun boş geçtim bunları. Gelin eskilere dönelim. İlkokul bahçelerinden, lise sıralarına koşalım, kullandığımız ve duyduğumuz küfürleri yaşlara göre ve gerektiğin de örneklerle destekleyerek enikonu hatırlayalım.

20 ahkam var

Kadın ya da erkek, cinsiyetimiz her ne olursa olsun kozmetik ürünlerini az veya çok hepimiz kullanıyoruz.
Kimisi hoş kokmak için, kimi terlememek için, bazısı görüntü adına, kimisi de hepsi için…
Bunlar değişebilir elbet ama aldığımız ürünlerin, içeriklerinde bulunan terimlerin ne ölçüde bilinçli kullanıcılarıyız.

Ortamı keyiflendirmek adına ilk olarak alkolle başlayalım. Efendim kokteyllerinizi alıp takip edin beni…

\

Alcohol free: En çok gördüğümüz ya da dikkat ettiğimiz terimlerden biri olup alkol içermez anlamındadır. (Burada sözü geçen alkol, daha çok %5, %11, %45 gibi oranların yanında duruşuyla kendisini hatırlatan, içilebilir alkoldür.) Biraz daha açık ifade edilirse, ürünün içeriğinde etil alkol bulunmadığını belirtir. Buna rağmen ürün içinde yağ alkolleri bulunabilir.
Lanolin: Efendim bu terim ise, koyun yününden elde edilmiş ve nemlendirici mahiyetindeki bir maddenin o üründe kullanıldığını anlatır. Ancak dikkat edilmesi gerekir ki, bu madde genellikle alerjiktir. Kullanılmasının başlıca sebebi ucuz olmasıdır.
Non-comedogenic: Eğer elinizde tuttuğunuz bir ürünün üzerinde bu terim mevcutsa şunu söylemek ister: Bak şimdi sen beni alıp vücudunda kullanırsan derindeki gözeneklerin adına kafan rahat olsun. Çünkü derindeki gözenekleri tıkayabileceği düşünülen maddeler bende yoktur.
Fragnance: Kozmetik dünyasında hoş koku olarak bilinir. Kozmetik bir ürünün güzel kokmasını sağlamak amacıyla içeriğe dahil edilen doğal ya da sentetik maddelerdir.

15 ahkam var

Akşamları balkona çıkıp şehir ışıklarına bakmayı seviyorum; cadde boyunca, tepelerin orada mavi mavi parlayan ateş böcekleri, çocukların oynaştığı ve dinlendiği, kadınların makarna salatası yaptığı kahverengi çatılı evler, köpeğiyle sonbahar yaprakları arasında sopa atıp yakalama oyunu oynayan aileler, binlerce, binlerce, birbirinin tıpkısı, sıcak günler.
Kapı çaldı. Delikten bakma gereği duymadan kilidi boşaltıp açtım evimin kapısını sonuna kadar. Karşımdaydı, bana bakıyordu, tebessümdeydi. Şaşırdığımı belli etmemeye çalışsam da yetenekli olduğumu sanmıyorum.
- iyi günler. Nasılsın?
Selin, ayrıntıları tam olarak bilmesem de bizim apartmanda oturuyordu. Bilmediğim kısımlar çok olsa da ilk sırada olanlar apartmanda ne durumda bulunduğuyla ilgili idi; binada ev sahibi mi yoksa misafir mi, ev arkadaşı annesi mi yoksa sevgilisi mi?
Geçen hafta ilk defa apartmanın ikinci katında rastlamıştım ona. Asansörün kapısı açıldığında gün ışığı ile birlikte göğüs uçlarımda çimdik etkisi yaratmıştı. Siyah saçları, anlamlı, hüzünlü kahverengi gözleri vardı. Genç ve güzeldi. Ruhu var gibi görünüyordu ayrıca. Geçen gün verdiğim penseyi mi getirdi acaba, onun için mi çaldı bu saatte kapı mı?
- “normal” dedim
Sol elinde, kulpu hiç de ellerine yakışmayan bir çanta vardı. Diğerinde ise üstü, siyahın şimdiye kadar gördüğüm en koyu tonlarından birine sahip bir bezle örtülmüş, kafesi andıran köşesiz bir nesne vardı. Anlayamıyordum. Tamam, kapımda onu görmek, büyüleyici gözlerine, fondan gelen müzik eşliğinde gözlerimle vuruşlar yapmak, teninde gezinen kokunun hangi parfüme ait olduğunu tahmin etmek güzeldi, hoştu. Ama ellerindeki çanta ve o köşesiz nesne de neyin nesiydi.
- Bu saatte rahatsız ediyorum ama senden bir ricam olacak.
Korkuyor da bende kalmayı mı teklif edecekti, yoksa “çamaşır makinem bozuldu şunları yıkar mısın” mı olacaktı ricası. Yoksa en olabilme ihtimali yüksek olan “anahtarımı içerde unutmuşum yarın çilingir gelene kadar misafir olarak kabul eder misin beni” mi diyecekti.
- Dinliyorum.
Saniyeler sonra söyleyecek olmasına rağmen hala benden beklediği ricayı düşünüyordum. Fazla makyajı yoktu suratında, saçları da öyle zaman ayrılarak yapılmış değildi, öylece tek bir yerde toplanmıştı. Ne yemek yapsam acaba karnı da acıkmış olabilir. Hemen orada menüyü oluşturdum; körili tavuk ve pilav.
- Teyzem. Bursa da ki teyzem yoğun bakıma kaldırılmış. Zaman kaybetmeden yanında olmam gerek, kalacağım süre belli değil o yüzden senden ricam; gelene kadar bu sende durabilir mi?
Apartmanın ara ışığı sönmüş sadece evin girişindeki lambanın ışığı vuruyordu suratına şimdi. Elindeki kafesi andıran siyah örtülü köşesiz nesneyi çoktan kaldırmıştı bile. Tereddütteydim aslında, çok da tanımıyordum. Ama paranoya yapmanın zamanı değildi şimdi. “Saniyeler geçiyor xerre. Biran önce bir şeyler söyle, istemediğini ya da çekindiğini düşünecek. Bu düşüncelere kapılmasını engelleyecek bir şeyler söyle.”
- Olumlu.
Şimdi loş ışığın vurduğu yüzü tebessümdeydi. Elleri boş olsa sarılacaktı belki de. Ya da ben öyle hissettim. Menüyü çoktan değiştirmiştim; pilav.
- Çok teşekkür ederim, büyük bir dertten kurtardın beni. İhtiyaçlarını karşılamana gerek yok ben hallettim, iki gün idare ederler. Bir köşede dursun öylece. Örtüyü de kaldırma, kaldıracak olursan da bir şey yapmadan önce benim gelmemi bekle. En geç iki gün sonra gelirim.
Rahatlamış gibi görünüyordu, üstündeki ağırlıktan kurtulmuş gibi. Ama tebessümünü bilinçli kullanıyordu. Yükünü paylaşmıştım, mutluydu. Genç ve güzel.
- Anlaştık. Seni beklerim.
Kısa bir minnet ritüelini sunduktan sonra vedalaştık. Kapıyı arkasından bakmamaya gayret göstererek kapattım. Yemek yemeden önce, Selin’in ben de kalan son nesnesini odamın köşesinde, gözüme kestirdiğim uygun bir yere indirdim.
Yatağa girdiğimde Selin’in en son giderken ki görüntüsünü hatırlamaya çalıştım. Olmadı, bir sonrakine daha iyi hafızalamam gerektiğini düşündüm. Uyumam gerekiyor.

12 ahkam var

Bulimia kısaca, kişinin çok kısa zaman aralıklarıyla aşırı miktarda gıda tüketip daha sonra kilo vermek için uygun olmayan yöntemlere başvurması olarak tanımlanıyor. Yeme güdüsünü kontrol altına alamayan kişiler, aldıkları fazla gıdadan kurtulmak için çeşitli yöntemler kullanıyorlar. Bunlardan en sık kullanılanı ise kusma yöntemi.

bulimia
bulimia

Bu kişiler yaklaşık her iki saatte bir karınlarını tıka basa doldurduktan hemen sonra ağza parmak sokma suretiyle kusarak midelerini boşaltıyorlar. Halk arasında manken hastalığı olarak da duyabilirsiniz.
Bu kişiler yaptıkları işlemden utandıkları için genellikle bunu gizli olarak kimseye çaktırmadan yapıyorlar.
Zararları ise şu şekilde:
- Sürekli kusmak boğazın tahriş olmasına ve yaralar oluşmasına yol açıyor.
- Diş ve diş etlerinin tahribi
- Saç dökülmesi, hafıza kaybı
- Baş ağrısı, diş ağrısı, boğazda şişme, mide ağrısı, kalp krizi ve ölüm
- Gıda partiküllerinin basınçla orta kulağa kaçmasına ise diğer sağlık problemlerine öncülük ediyor.
Vücudu aşırı zorlayan egzersizler, ölümüne diyet çabaları, müshil veya idrar söktürücü ilaçları kullanmak bu kişilerin kilo vermek için denedikleri diğer yöntemler arasında.
bulimia
bulimia

Bazı ülkelerde yaklaşık her 10 genç kızdan birini etkileyen bu hastalığın 3 türü bulunmakta.
"Basit bulimia" denilen türü genellikle 18 yaşındaki kızlarda, erkek arkadaşından ayrıldıktan sonra görülüyor. Daha önce yeme alışkanlığı tamamen normal seyreden bu kişilerde böyle bir olay sonucunda vücudunu beğenmeme ve kilo verme isteği oluyor. Aşırı diyet yapan bu kişiler ara sıra diyeti kaçırınca büyük bir umutsuzluk başlıyor ve alınan kilolardan kurtulmak için kusma periodları başlıyor. Çoğunlukla bulimianın bu türü zamanla kendiliğinden düzeliyor.
Diğer bir tür ise “anoreksik bulimia”. Anoreksik bulimia uzun süren zayıflık döneminden sonra ortaya çıkıyor. Uzun süren zayıflığı kısa süreli bir yeme dönemi takip ediyor ve ardından kusma nöbetleri baş gösteriyor.
En ağır tür ise “multiimpulsive bulimia”. Bu türe yatkın kişiler genellikle değişken bir duygusal yapıya sahip. Bunlar genellikle duygu ve davranışlarını kontrol etmekte zorlanan kişiler.
bulimia
bulimia

Oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açan bu hastalığın sebebi tam olarak bilinmiyor. Midedeki asidin sürekli geri gelmesine bağlı olarak yemek borusunda yaralar oluşabiliyor, dişler hasar görüyor ve boğazda tahriş oluşuyor. Sürekli kilo verilmesi ise genel vücut direncini düşürerek çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu hastalığın tedavisinde en önemli nokta ise altta yatan psikolojik sorunların ortadan kaldırılması.

10 ahkam var
1 2 3 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu