
Şaşırdı, duyduğuna inanamadı.Yorgun muydu,hayal mi görüyordu,rüyada mıydı yoKSA...
İnşaattan kaval sesi geliyordu...
On ikisindeydi daha.Babası pazardan getir-
mişti.Yepyeni,gıcır gıcır. Ne güzel parlıyordu cilası.Soktu kavalı beline,ağılın kapısını açtı. Çoban sopasıyla hafif hafif sırtlarına dokunarak saydı çıkan keçileri.Akşam döndüğünde de sayacaktı aynı.Yoksa bilemezdi eksikleri,yitikleri.
Yıllar sonra bir gün rastlarsan bana
Bakma ağaran saçlarıma ufukta, renk
değiştiren gözlerime ve yıllar sonra bir gün
rastlarsam sana, evinin balkonun da yanın da bebeğine
bak yavrum feleğin lanet ettiği insanlardan biri de bu de
serseriy di de ayyaş tı de ama sakın ha ! sevme di deme...!
Oda senin gibi tüm sevenlerden nefret etmesin.
İstikbalim için attığım altıncı adımı beşinci adımdan gelecek kuvvete ve kudrete lanet olsun. Paramıdır insanların miktarı ve nazarı, her yerde kurulmuş bir orospu pazarı, biz de olduk bu alemin okur ve yazarı ....
Sosyete kim biz kim BeLALIM...


Puslu bir şehirdeyim.
Kendime yaklaştığım, kıyıdan uzaklaştığım bir denizdeyim.
Ben terk ettim tüm limanları,
dinmek bilmeyen bir sesleniş oldu yüreğimdeki “acılar”
onlar git dediler de, gittim.
Savurdum kendimi hasret çektiklerimden uzağa,
yeniden “bana” rastlamak için.
Ve işte yine bu şehirdeyim.
Kimselerin beni bıraktığı yerde kalmadım
Meçhule giden gemilere tanıklık ettim,
Hani yaşadığın bir insanı anlamak değil de,
anladığın bir insanı yaşamak gibi..

"Yüregini Kanatmiyor mu Zaman"...
Aski bedenlerimize, cicekleri parfümlere kurban ettik....yalanlari dilimizden yüregimize
yerlestirdik... Rüzgarin yerini pervane aldi.... Sevgi sehvetin tuzagi oldu... Göz yaslarimizin
kalbimizle baglantisini kopardik. ....
Ruhumuzu yitirdigimizin farkina bile varamadik.... Gönlümüz gönlümüze esir düstü. Aglamayi unuttuk
cünkü kalplerimiz ölü... misali
Ölmekten kaciyoruz cünkü Hak'ca yasamayi unuttuk...
Kimseyle konusamiyoruz,gercekleri görmek bilmek istemez olduk... kimseyi dinleyemiyoruz cünkü
kendimizle kavgaliyiz..... Sözler kalbimize inmiyor cünkü kalplerimize giden yollari
kapatmisiz.......
kulağımda daha önce hiç dinlemediğim ve adını bile bilmediğim bir şarkı... yüreğime yine yalnız olduğunu anlatıyor hüzünlendiriyor ama şarkıdan ayıramıyorum kendimi... hiç bu kadar yalnız kalmamıştı hiç bu kadar acıyı üst üste çekmemişti ve üçüncü sefer aldatılmaya dayanamıyordu... hiçbir yere kaçışı kurtuluşu yoktu mahkum edilmişti bir kere bu acıyı çekmeye ne kadar çırpınsa ne kadar bağırsa da ne sesini duyan vardı nede kurtarmaya gelen.. ne zamana kadar dayanabilecekti buna bilmiyordu tek bildiği şey bu acıyı çekmek zorundaydı... ve içinde kurtarılma ümidiyle hayata dört elle sarılmaya çalışıyordu.. acaba bir yerlerde var mıdır bu yüreği acılardan kurtaracak ona kendi yüreğini uzatacak bir insan....

neler söylendi cesaret üzerine.?
herkes farklı şeyler söyler ama bir tek tanımı vardır..
herşeyini kaybetmeyi göze alabilmektir cesaret..
en başta da saygınlığını ve gururunu kaybetmeyi göze alabilmektir.. çünkü cesaret sadece kavgada değil, hayatın her alanında geçerlidir.. bazen "insanlar ne der" diyerek çekindiğiniz, saygınlığınızı, onurunuzu zedeleyeceğini düşündüğünüz şeyleri yapabilmektir.. herkes her an yaşamakta bunları.. o yüzden herkesin kendince örnekleri vardır.. burada saymayacağım tek tek..
Ne çok şey biriktirmişim şu hayatta, ne çok yaşanmışlığım olmuş kısa ömrümde. Acısı tatlısı, gülmeli ağlamalı su gibi gecen yıllarım kalmış geride. Geriye dönüp baktığımda dünmüş gibi olan, ne çabuk geçti ne yaptım dediğim yıllar...
Erken yaşta başlanmış bir hayat mücadelesi, "ben varım dimdik ayaktayım" deme çabaları... Hayat zor, bir o kadar da acımasız. Ya güçlüsünüzdür yâda değil, ortası yok bunun. Yok, çünkü orta olmak her zaman yenilgiye yakın olmakla sonuçlanır. Geriye baktığımda, insanları izlediğimde ortaya çıkan hep bu oldu, yâda ben böyle gözlemledim. Bilemiyorum... Bildiğim bir şey varsa şu hayatta güçlü olmak zorunluluğu.