Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Nikon’dan multimedya başlığı!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

yalan hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
19

koklaşa koklaşa

Belki bilgisi olan vardır, ben yeni keşfettim. Dr. Alan Hirsch'in kurup yönettiği, koku ve tat alma üzerine çalışmalar yapan The Smell & Taste Treatment and Research Foundation (STTRF) adında bir kuruluş varmış. Dr Hirsch, 25 yıl uğraşmış, üşenmemiş o koku senin bu koku benim incelemiş, bir sürü insan üzerinde denemiş ve enteresan sonuçlar elde etmiş. Gizmag'da yayınlanan eski tarihli bir makale ile dikkatimi çeken bu beyefendi, erkeklerin gözünde kadınları neştersiz doktorsuz iki fıs fısla gençleştiriyormuş. Erkekler, "Timeless View" isimli bu formülü kullanan kadınları, oldukları yaştan ortalama altı yıl daha genç algılıyormuş. Timeless View'in, bildiğimiz vücut spreylerinden -kadınları olduğundan genç göstermesi dışında- hiçbir farkı yokmuş.

7 ahkam var
tuttum
5

Yandı bitti kül oldu!

Pentagon komplo iddialarına karşılık ilk defa saldırı anında çekilen video görüntülerini yayınlamış ancak baktığım kadarıyla ben hala bir uçak göremedim!

6 ahkam var
tuttum
0

Yalancının Mumu

Belki de, çeşitleri sonsuza kadar uzanmasına rağmen, altında yatan sebepleri bu denli yavan olan, üzerinde düşünülmeye başlandığında, bu çeşit-neden ikilisinin beraberce pek güzel bir halka oluşturduğu başka bir kavram yoktur. Yine, geometrisinden olsa gerektir ki, nerede başladığı, nerede biteceği belli olmayan, sonunun sadece insanın yok olmasıyla geleceği bilinen, tedavisiz, tedavisini bulmaya kimsenin gönüllü olmadığı, zaten artık rahatsızlıktan bile sayılmayan, hatta öyle ki, bir çok durumda sağlık göstergesi olarak kabul edilen, buna rağmen tu-kaka tek kavram "yalan" olabilir mi ?
Olsa bile, yataktan kalkar kalkmaz yaptıklarını ve yapacaklarını gerçek dışı hayali olaylara bulayanları ve bunları nakletmeyi saplantı haline getirmiş örnekleri konu dışında bırakmak doğru olacaktır, zira bunlar tıbbın ilgisni çekmeyi hala başarabilen tek yalancılar komünüdür. Bu saykoları, onlara kafa yoran değerli saykolog ve saykiyatristlere bırakıp, uğraşması daha zevkli, ancak içinden çıkamayacağımı bildiğim ; daha az komplike ve bilindik yalanları, üç öğün aç veya tok karna yutan ya da yutturan tiplemelere dönmeli.
Aslında, "yalanların nerede başlayıp, nerede bittiklerini-biteceklerini söyleyemeyiz" deyişini, yeryüzüne indirip, sağından solundan kırpıp, ölçeğini küçültüp açısını daraltmak suretiyle, insanın bir günlük yaşantısının, yataktan kalkarak başlayıp, geceleri yine yatağa uzanmasıyla sona erdirmesi fikrinden yola çıkarsak, yalanların başlangıç ve bitiş noktası konusunda da bir fikrimiz olabilir.
Tabii ki bu kadrajın seçilmesi bir tesadüf değildir, zira bilinen en efsanevi yalanlardan biri, partnerlerin çoğunlukla yatakta gerçekleştirdikleri bir takım faaliyetler esnasında gerçekleşmektedir. Bu hususta, kadınların bir takım numaralarla finali oynamaları yüzünden, daima başroldeki yalancı oldukları inancı yaygın olsa da, esasında erkeklerin de farklı istikametlere yönelen yalancıkları ve de takdire şayan yaratıcılıkları kadınlardan geri durmayacak gibidir. Kadınların neden bu konuda yalan söyledikleri ya da rol yaptıklarını rasyonalize etmek güç olsa da, erkeklerin süre ve basınç gibi değerlerle bağıntılı başarısızlıklarını örtbas etme girişimleri anlaşılır durumdadır. Aradan çok uzun zaman geçmeksizin bu tür konularda itiraflarda bulunanlara tanık olmak, "dün gece benim herifi şöyle uyuttum" ya da " abi dün gece bana bi haller oldu, fıstık gibi hatun, ben de tık yok" benzeri diyaloglar açısından şaşırtıcı olabilir. Bu arada, konunun, "nasıl anlıycaz peki bu kadının ne zaman yalan söylediğini ? " kısmına kafa yoran araştırmacıların sayısı, "neden peki ? " kısmıyla ilgilenenlerden bir parça fazladır, her nedense ?!... Bir takım sonuçlara da varılmış bu konuda, ancak kadınların öğrenip tedbirli davranma olasılığına karşı açıklanmıyor olsa gerek. Bu çok ciddi ! sonuçlardan biri aklımda kalmış ki, kadının mevzu bahis eylem esnasında, ayak baş parmaklarının aldığı pozisyonla ilgili bir şey idi :)

7 ahkam var
tuttum
0

ROBOTEK:1 - ADEMOĞLU:0

Etiketler: , , , ,

Makinaların insan hayatındaki yerinden derin şüphelerim var. Aslında bunları tek başına incelemek imkansız çünkü her yazdığım yazının sonunda bir koca YALAN'a ulaşıyorum. Ama yine de makinalardan (özellikle 4 tekerli olanlardan)her geçen gün soğuyorum...

İnsan ve makine bütünleşebilir mi gerçekten? Bu barışçıl bir ortak yaşam mı olur? Ama asıl soru, şimdi çoğu kişinin düşündüğü gibi bu zorunlu mudur?



En başında arabalar geliyor. Bu aceleyi anlayamıyorum. En başında insanlar vardı, binlerce yıldır yürüyorlardı. Bu motor ve çelik işin içine girince mertlik bozuldu. Heryer onlar için düzenlendi. Asfalt döküldü dünyanın çevresine. Ve şehirdeki insanlar, kaldırımlara sıkıştılar. Arabalar yanlarından geçip giderken, onların yoluna çıkmamak zorunda kaldılar. Bütün bu arazide ulaşım kurallarla denetlenir oldu. Ve ayağı yerden kesilenler herşeyi unuttular.

13 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu