Daha kaç askerimiz ölecek? Neden hiç birşey yapmadan bekliyoruz...
Boğazım düğümlendi sabah haberleri öğrendikten sonra. Çaresiz miyiz elimiz kolumuz bağlı oturuyoruz!!?
Çok sinirliyim, çok! Kalbim ağrıyor gene, bunların yüzünden.
Kendi aramızda bıdı bıdı yaptığımızla kalıyoruz. Şahsiyetli, ne yaptığını bilen, kararlı, istikrarlı bir politik duruşumuz olmalı ve taviz vermemeliyiz.
İçim yanıyor, anlamıyorum nasıl susabiliyoruz? Nasıl kurtarıldı, sahip olundu bu vatana? Şimdi üçlü beşli habire götürüyorlar insanımızı!!!
Bu yorgunluğa nasıl bir çözüm bulmalı? İş, ev, eh biraz sosyal hayat... Nedir bu koşturmaca? Nereye kadar? Hangi rüzgara kadar?
Nasıl alışılır???
Yaşamak molalarda gülümsemek mi? Sonra gene iş. Gene.
Nereye?
Yapmak istediklerim bir tarafta birikedursun, ben ruhumu satıp geliyorum – günde en az on saatliğine-
Niye?
Faturalarımı ödemek için mi? Yaşamak ne? Yorulmak, yorulmak için dinlenmeye çalışmak soluk aralarında. Pazartesi sendromu ben de pazartesinden başlıyor.
İşimden memnun olmasam, çoktan boş vermiştim...