Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "gossip girl 1x18 sezon finali"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

yangın hakkındaki yazılar:

Siz siz olun mikrodalga fırında paket halinde margarini yumuşatmaya kalkmayın..Pazar günü dışarı çıkmak istedim, her zaman gittiğimiz ağaçlar içindeki çay bahçesine ama önce birşeyler yapmalı kek, poğaça, kurabiye.

Mutfağa girdim malzemeleri çıkarttım, bilenler bilir kurabiye için yumuşak margarin gerekir, eritmeden yumuşak olarak un ile karıştırmak lazım, baktım margarin taş taşş maşallah, dur dedim ben bunu migrodalga da azıcık yumuşatayım. Ben hala annemin margarinini kullanıyorum alışamadım o donmayan margarinlere, aslında sadece böyle şeylere kullanıyorum genelde de sıvıyağ ile yaparım ama bu sefer çok canım çekti. Paketi ile attım mikrodalgaya 30 saniyecik, bu arada yumurta çıkartıyorum buzdolabından anamm o ses ne çatır çuturrr floşşşş bir baktım benim mikrodalganın içinde alevler var, allam patlayacak, hemen açtım kapağını anında söndü, yağ erimiş içine, her tarafa sıçramış, off yaa off yaa eriyen yağa mı yanayım, yangın çıkacak, hatta patlayacak ertesi gün okurdunuz kurabiye yaparken öldü diye penguenin patates baskısına çıkardı sonra başlık :) anlam veremezdiniz nasıl yani diye, işte böyle bir başlık görürseniz bundan sonra şaşırmazsınız, kurabiye kek yaparken ölenlere:)

103 ahkam var
\

Hep dikkat etmişimdir, kamu kurumlarında, özel kuruluşlarda, dolapların üzerine yapıştırılan kağıtlarda bu ibare vardır: "yangında ilk kurtarılacak". Peki ya içimizdeki yangınlarda ilk kurtardığımız şey nedir? Ateşe atıp yok etmek istediğimiz kalbimiz mi? Ateşe atlayıp yok olmak isteyen beynimiz mi?
20 ahkam var
...
...

Ah, bir gönül kırıklığı ki; sorma, anlatamam. Tarifi imkansız. "Farzet" diyorum kendime, "sanki hiç olmadı!"...

Biraz zaman geçiyor, yine acımaya başlıyor.

bu bir pilli patisözüdür!

Page copy protected against web site content infringement by Copyscape Yaranın üzerine esen rüzgar; rüzgarın taşıdığı o dokunuş; dokunuşun seni kendine getirişi... O bir anlık nefesini tutuşlar gibi, gözünü sıkıca yumuşlar, dudaklarını ısırışlar gibi...

Nereye kadar karşı koyabilir can? Sen kaderine hangi noktada "dur!" diyebilirsin? İşte, o nefesini artık tutamayacak raddeye geldiğinde, gözünden sızan bir damla yaş artık bedenini terk ettiğinde ve "dudağım acıyor" dediğinde, pes ediyorsun.

5 ahkam var
\

Babamı gördüğümde 2 yaşındaydım.
O anki bulunduğum bilişsel duruma göre:
Saçları vardı hafif dalgalı, zayıftı ama göbeği belirgindi. Beni sürekli gülerek karşılayıp arada bir de kızan biriydi.
Evet, oyuncaklarda alırdı.

Babamı sevdiğimde 5 yaşındaydım.

Artık bana daha fazla zaman ayırıyor, işinden erken bile çıkıyordu. Yanlış bir şey yaptığımda kızmadan önce açıklama yapıyordu.

Babama güvendiğimde 6 yaşındaydım.
İnsan sevdiğine güvenmez mi, elbet güvenir. Ama o zamanlar sorgularım vardı yanımda.
İlkokula başladığım gün herkesten biraz daha fazlaydı korkum. Paranoyaktım belki de.
İlk gün okula bırakan beni babamdı. Okul bitiminde ve her ihtiyacım olduğunda yanımda olacağı sözünü verdikten sonra her an tam zamanında oradaydı.
(insan sevdiğine güvenmekten ziyade onu sevene güvense daha güzel olmaz mı!)

21 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu