
cep telefonunu çoğunlukla kısa mesaj almak-yollamak için kullanan insanlar iyi bilirler ki bir süre sonra parmaklar kendiliğinden hareket eder. hatta öyle ki arkadaş grupları kendi aralarında "en hızlı mesajı kim yazacak yarışması" düzenler. büyük bir sükse kazanır en hızlı mesaj yazan kişi.
yine türk telefon kullanıcıları iyi bilirler ki cep telefonlarında türkçe karakterler yoktur, özellikle "sıkıcı", "sıkıldım", "sıkılıyorum" yazmak tam bir kabusa dönüşür. insan kendine gelen "cok sikici bir gun, can sikintisindan olmek uzereyim, disari cikalim mi" mesajlarına gülse mi ağlasa mı bilemez.
Türk spor tarihi çalışmalarında, eski tarihli Türkçe kitap ve dergilerden yeteri kadar yararlanılmaması nedeniyle eksiklikler görülmekte olduğunu gözleyen Sevengül Sönmez bu dergileri tanıtan kısa bir yazı hazırlamış ve kısaca özetlediğim şu detaylara değinmiştir:

Profesör Uzi Vishkin’in başında olduğu bir ekip tarafından geliştirilen bu teknolojinin Windows ve Linux’un yanısıra Mac OS’la da uyumlu olduğu ve geliştirilmelerine faydası olacağı söyleniyor.
Prototipi gösteren fotoğrafların çok da ilgi çekici olmadığı, büyük ve kullanışsız gözüktüğü yorumlarınıysa üniversite yetkilileri, bunun sadece bir prototip olduğu ve üretime geçildiğinde çipin el tırnağı ölçülerine geleceği şeklinde cevapladı. Profesör Vishkin’in prototipi anlattığı video da bu blogdan izlenebiliyor.
World Wide Wine... Sitenin üstünde koca koca yazıyor. Hayyam.com Şarap kültürü üzerine kurulmuş güzel sitelerimizden biri. Ayda bir yaptığı ödüllü iki soruluk bir yarışmada kalecik karası, öküzgözü, boğazkere, merlot un rubaili tadından kazanıyorsunuz. Şarap genel kültürüne güvenenler katılsın, kültürünü arttırmak isteyenler de siteye ufak bir göz atsın...
Fotoğraftada görüldüğü gibi bıyıklı sakallı abilerimizin
el emeği göz nuru binbir cefa çekerek (sefasına değermi bilmem)
bıyık ve sakallarını değişik şekillere sokup kendini kanıtlama yarışması.
Baktığım Sitede yeralan bilgilere göre ilk olarak
1990 Yılında almanyada küçük bir köyde başlamış bu şampiyona.
Sonrasında aynı külüp 1995 yılında 2.şampiyonayı da düzenlemiş
ama bu kez farklı bir yerde.
1997 Yılında 3. Yarışma Norveç de düzenlenmiş.
Bunu 1999 yılında İsveçde düzenlenen 4.dü yarış takip etmiş.
İlk yarışma ile 2.yarışma arası 5 yıl alırken tahminimce ilgiden dolayı arayı kısaltmışlar ve yarışmaları 2 yıl arayla yapmaya karar vermişler.
arkadaşın biri ismini halka açık bir oylama ve yarışmada değiştirmeye karar vermiş. tekliflerinizi bekliyor. sizin teklifiniz seçilrse 25.000$ vermeyi vaad ediyor.sonuçta seçilen ismi mahkeme kararıyla alacakmış. yalnız oylama için site üyelik istiyor. teklifler serbest.


Geçtiğimiz Cumartesi günü (29 Nisan) Beyoğlu sokaklarında 300 kişinin katıldığı bir yarışma yapıldı. Belki televizyondan gazetelerden duydunuz, belki de haberiniz yok... Ben size biraz anlatayım.
Ben bu aktiviteden, birkaç hafta önce gelen bir e-posta sayesinde haberdar oldum. Beck’s’in sponsorluğunda Oyunevi tarafından define avı şeklinde düzenlenen bir organizasyondu. Daha önce küçük gruplar için düzenlenmiş benzer oyunlara katılıp süper vakit geçirmiştim. Dur bakalım, bu da iyi olursa çok eğleniriz, gidip bir görmek lazım diyerek katılmaya karar verdim. Yalnız kurallar var: 3 kişiden oluşan bir takım kurulacak, takım üyelerinden biri de karşı cinsten olacak. Takımı kurduk, kaydolduk. Kısa bir süre sonra internet üzerinde basit bir ön eleme yapıldı, sonra da telefon edip ilk 100 takıma kaldığımızı söylediler. Eyvallah.
soğumuş kahvemi fincanından yudumlayarak, o site senin, bu site benim geziniyorken sıkkın sıkkın, hiç ummadığım bir anda o'nunla; Lucy In the Field With Flowers'la gözgöze geldim! belki de yıllardır surf yaparak aradığım ama bir türlü
bulamadığım o şeyi bu kez bulmuştum. içimde yeşeren umudun neden olduğu tarifi mümkün olmayan heyecan, yudumlamakta olduğum orta şekerli, sütsüz kahvemi "puufrs!" diye bilgisayarımın -kaç inçlik olduğunu yine surf yaparken öğrendiğim- monitörüne püskürtmeme neden oldu: harikulade! bunun uzerine konuyu incelemeye koyuluşumun akabinde, yukarıda resmini gördüğünüz, narin vücut hatları ile bir kuğuyu anımsatan grigor'la karşı karşıya kalışım, bana doğru yolda ilerlemekte olduğumun sinyallerini veriyordu. incelemelerim sonucunda, umutlarımın boşa çıktığını ve gördüklerimin bu kadarla kaldığını sanıyorsanız, sıcak bir tebessüm ederek yanıldığınızı söyler; sizleri, gururla şu linklere davet ederim: