Hafızasını yitirmiş adamdan hayali birini yaratmıştım.
Kelimesi kelimesine haindi bu dünya.
Kendini inkarlıyordu.
Her yaptığıyla.
hayal adam,
sokaklarda, puralarda, limonsuz votkalarda
yüz-üyordu.
yüzleşiyorduk.
"beni sen yarattın" diyordum.
sahi mi diyordu
artık, ben benim.
kendimi çaldım
diyordu.
ben bir hiç miydim
o hal durakta ?
iki kere yanmışız ya çaktırmadan sek sek oynarken
iki tek atıp tek kişilik aşka bahane ararken
ikilik çıkarmasın bu seyyah sevdan
ruhum kana ererken
tek tek söktüğüm yaradır bu düğüm
talan edilmiş bir sözcüğün ızdırabı kalbimden sızarken
ikilesin şimdi bu kırık, daima yutkunduğum ölüm
bana sormazsanız sormayın!
işte orda, ortada sıçan lök gibi hüzün!
insan nedir?
insanı anlayıp onu tanımlamadan onun iyiliğini düşündüğünü söylemek ne kadar doğru olur? –bilmiyorum.
ama bence insanı tam anlamıyla anlamadan onun için bir şeyler yapmak boş ve temelsiz olur.
insanı anladıktan sonra insanlığın iyiliğini düşünmeye başlamalıyız.
insan bence yeni birleşimler (sentez ), yeni fikirler, yeni yapıtlar yaratmak için yaratılmıştır.
insan her nasılsa (bunu bir üstün güce, doğaya yada başka her hangi bir şeye bağlamak zorunda değilim ama her nasılsa) bir şekilde tasarlanmış(dizayn) bir varlıktır.
insan yeni şeyler tasarlamak için tasarlanmış bir varlıktır.
burada insanın yaratma özelliğini değil,yaratma ihtiyacını vurgulamak istiyorum ben.
"KIYICILIK VE YIKICILIKLA YARIŞMA, YARATMAYI SEÇ;
AŞK O ZAMAN AŞK OLACAK
Gerçekten kendine güvenmek, aynı zamanda herkese güvenmektir. Çünkü ömrünü bir gecede kaybedileceklerin peşinde tüketmemişsindir. Çünkü hayata dair projelerin kişisel değildir. Biriktirmeyi seçtiğin şeyler, bu sistemin içinde üretilemez. Onun dışında ve ona rağmen ürettiklerine ise bu sistemin eli yetişmez. Çünkü onun kıyıcılığı ve yıkıcılığıyla yarışmak yerine yaratmayı seçmişsindir. Bu sistemin kıyısında bir yerlere tutunup, oradan akıl yarıştırmayı değil, onu aşan, günü aşan bir uygarlığın peşine düşmüşsündür. Rekabet yerine dayanışmayı, yalnızlaşmak yerine çoğalmayı, biriktirmek yerine paylaşmayı seçmişsindir. Kendin için dileyebileceğin her şeyin, herkes için hale gelmedikçe, ortaya çıkan eşitsizlikte ve bencillikte ne aşkın aşk, ne de sevginin sevgi olarak kalamayacağını, yenilmeye mahkum olduğunu bilirsin. Seni tüketen bu sistemin karşısında alternatifini adım adım örersin. İnsanlar senin yaşadığın hayattan, başka bir hayatın olabilirliğine ilişkin dersler çıkarabiliyorsa, tecrübeleri tersyüz edebiliyorsan, kendine güven meselesi de kişisel niyetlerle, güçlerle, becerilerle alakalı olmaktan çıkmış demektir. Yaşamı çözebilmekle ilgilidir. Bu hayatta, bir ölümlünün yürüyebileceği yolun, iyilikleri ve kötülükleriyle aşağı yukarı bir fotoğrafını çekebilmek ve buna uygun hazırlıkları bir adım önden yapabilmekle ilgilidir. Ve en önemlisi, bu sistemin hiçbir kurumuyla ve kuralıyla ölümüne anlaşmalar yapmamakla ilgilidir. Değiştirilebilir olanı bilip, değiştirmenin, o hayata, bin hayat katan yollarını yürümeye başlamakla ilgilidir. Dünyaya, dünya dışından bakabilme perspektifine sahip olmakla ilgilidir.