Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "bilim kurgunun kayıt merkezinden duvar kağıtları"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

yatak hakkındaki yazılar:

Etiketler: , , , ,

İnsanların bir çok hakları var bunlardan birisi de yatakta ki haklarımız. işte yataktaki haklarımız

0 ahkam var

Sasha Dith' in rus kızlarla birlikte çektiği klibi topluca izleyen RTÜK üyeleri, bu klibin yayımlanmasından dolayı Number One Tv' ye bir gün yayın durdurma cezası vermişler. Klibi değerlendiren üyelerin aldığı kararda, kızların popolarının çok yakından çekildiği, adamın elleri bağlı bir şekilde yatakta yattığı ve kızların onu okşayarak psikolojik işkenceye maruz bıraktığı yer alıyor.

Ruslar cidden ayıp etmişler, bu kadarı da PESSSSSS....

18 ahkam var

0 yerçekimi ortamını simule etmek için yatakta 3 hafta kımıladamadan yatabilecek gençler arıyor nasa. ayaklar baştan biraz daha yukarıda duracak, yemek dahil herşey yatakta yapılacak. bu kadar uzun süre hareketsiz kalmak kas ve kemikleri güçsüzleştiriyor.

araştırma ekibinden dr warren: niçin gönüllü bulmak bu kadar güç anlayamıyorum, amerikada bir çok kişi hiçbişey yapmadan patates yiyerek yaşıyor. bizimle çalışmayı neden kabul etmsinler? demiş burda.

1 ahkam var

İnsanın mazoşist bir yönü vardır, sanırım bunu kimse inkar etmez. Sadist bir yönü de vardır ki, bunu zaten kimsenin inkar edebileceğini sanmıyorum. Bu yönlerimiz de yıkıcı bir yaratıcılık içinde beden bulmuştur, işkence! Bu iddialara kanıt arama ihtiyacı duyulursa tarihte uzun bir yolculuğa çıkılabilir, nitekim her tarih diliminde bunun örnekleri görülecektir. Ama buna hiç ihtiyaç yok, çünkü bugünlerde farkında olunsun ya da olunmasın yeterli sayıda işkenceye maruz kalınıyor. Bu yazı da işkence uygulamakta kullanılan aletlerden birini tanıtacak . Bu işkence aletinin iki koca kulağı bir de kulaklarına çarpan burnu var. Bu çarpma işleminde ötürü tarifi imkansız acılara neden olan bir de işlevi var. Ve işin çarpıcı yönlerine gelirsek, bunlardan biri bu işkenceye istisnasız her gün milyarlarca insanın maruz kalması. Daha da çarpıcı olanı ise bu işkence aletlerinin, işkenceye maruz kalanlar tarafından öz istençle, yürekten gelerek faal hale getirilmesi. Ne mi bunlar? Çalar Saatler! Her sabah yatağınızın yanı başında -siz rüyanızda uyurken- hain planını işleme koymak için periyodik salınım yapan sarkacının dört boyutlu evrenin zaman diliminde uygun yere gelmesini pusuda bekleyen işkence aletleri! Bu aletler, bilinç altınıza öyle işlemiştir ki, ayıkken çalar saatin çalan sesini duyarsanız titremeye başlamanız kuvvetle muhtemeldir. Nereden geliyor bu derin etki? Tabi ki bir pazartesi sabahı, o korkutucu sadeliğiyle ritmik şekilde beynimizin derinliklerini işleyen o sesten. İlk başlarda bu pek bir şey ifade etmez, sadece sabahlarımızı zehir eden sinir bozucu bir sestir ama zamanla bu ses, o kaçış olmayan sabahlardan genellikle yaşanılan kötü anıları da taşımaya başlar. Sıkışan trafik, kaçırılan otobüs, unutulan cüzdan gibi.. Duyulan anda bütün bu anılar, anlamlar bilinçaltından bilince doğru saldırıya geçer ve bu aşırı yükleme sonu olarak ufak veya büyük çapta bir sinir krizi geçirilir. Dolayısıyla o sese yüklenen anılar arttıkça, işkence değeri de yükselecektir.

0 ahkam var

Bu birkaç gün önce okuduğum bir yazının başlığıydı, o günden beri yanıtı üzerinde düşünüyorum. Bugün buraya bu konuda birşeyler yazmamda ise infuscoare'nin yalancının mumu adlı yazısının etkisi var. Girizgah burada bitiyor.


Kadınlar yatakta ne ister sorusunun yanıtını hafifin kadınları verir umarım bu yazının altına ahkam keserek. Benim niyetim, yatağımıza aldığımız erkeklere ne istediğimizi neden söylemediğimiz-söyleyemediğimiz üzerine bir fikir jimnastiği başlatmak.


Başlığını aldığım yazıdan alıyorum yine: Feminizmin onca kazanımına rağmen neden hala kadınlar için seks konusunda dürüst olmak bu kadar zor? "Hayır orgazm olmadım", "sevişmelerimiz öyle monoton ki", "oral seks yapmaktan hoşlanmıyorum". Neden bu kadar basit şeyleri bile söylemekten kaçınıyoruz? Kadınlar neden kendi cinsel tatminleri pahasına partnerlerininki için kul köle olurlar? Çünkü belki bizi terk etmelerinden korkuyoruz. Gidip oral seks yapmaktan hoşlanan bir başka kadın bulmalarından korkuyoruz. Partnerlerimiz bizi başka biri sansın istiyoruz. İlişki sürsün diye, evlenip çocuk yapalım diye bir sürü şeye katlanmaya hazırız çünkü....İyi yanıtlar doğrusu. Partnerlerimiz bizi başka biri sansın meselesiyle başlayayım. Şöyle bişiy var mesela: Bir yatılacak kadın vardır. Bir de tapılacak kadın. Erkekler yatılacak kadınlara aşık olup, tapılacak kadınlarla evlenirler. Yatıp da adamı yakacak ama sonunda atılacak kadınlar olmamak için, tapılacak icebergler haline gelenlerimizi düşünün. Cinsel hazlardan ömür boyu mahrum kadınlar. Buzdağının altındakilerden kendilerini ve partnerini mahrum eden kadınlar. Üstelik erkeklerin egoları kırılgandır biliriz: üstümüze çıkıp tepinirlerken aman da ne güzel orgazm taklidi yaparmışız biz...


Ya da mükemmel bir karışım için bkz: Sokakta hanımefendi, yatakta orospu. Yine erkeklerin kaygan zemin ereksiyonu-iktidarı meselesi. Orospudan zevk alması beklenmez. Zevk vermesidir esas olan. Zevk alıyormuş gibi yapan tabi yine en makbul olan.


Böylece kadınlar yatakta ne istiyorum sorusunu sormadan, yatakta benden ne isteniyor sorusuna verecekleri yanıtı cilalayıp dururlar.


Kendi adıma ilk gerçek orgazmımı tatmadan önce, bir kız arkadaşımın anlattıkları altında ezilip, yahu işte benimki de böyle birşey herhalde demişliğim vardır. Oysa hiç değilse bu konuşmadan sonra biraz keşfe zorlasaymışım kendimi ve partnerimi, deseymişim yok ben bu işten bişiy anlamıyorum diye. Ben yatakta ne istiyorum sorusunun yanıtını daha çabuk ve daha az meşakkatli bir şekilde öğrenirmişim bi kere. belki beni tatmin edemediğini öğrendiğinde kendine güveni sarsılacak hatta bu durum onu benden uzaklaştıracaktı ama -kendime bunu o zaman itiraf etmediysem de muhtemelen daha iyi bir seks umuduyla-, bir başka erkek için terk ettim onu bir süre sonra zaten. Üstelik dürüstlüğüm ona da yarardı. Kendini kandırmaktan vazgeçer, iyi sevişmenin, gerçek tatminin haz almak kadar haz vermekle ilgili birşey olduğunu keşfeder, hem kendi ah uh'larının haz skalasında ne kadar gerilerde olduğunu anlar, hem de hiç değilse bir sonraki partnerinin sahte orgazm gülücüklerine kanmazdı. (iki yazı konusu çıkar burdan: bir, kendi haz skalalarının üst basamaklarını hiç bilmeyen erkekler (malbeze erkekler?). iki, altlarında yatan kadının orgazm taklidi yaptığını az çok bilmelerine karşın bu durumla yüzleşme cesareti gösteremeyen erkekler. )
yine başlığa konu olan yazıdan alıyorum: Peki ya şu büyük penis takıntısına ne demeli? İçim yarılmış gibi hissettiren bir penistense, içime uygun boyutlardakini tercih ederim. ve açıkçası memelerimin mıncıklanmasından da hiç hoşlanmıyorum.
Bu mesele de önemli. Bir kere büyük penisli erkekler bu konudaki mitlerden dolayı partnerleri için zaten bulunmaz hint kumaşı sandıklarından kendilerini, berbattırlar yatakta. Foreplay bilmezler, çoğu durumda can yakarlar ama pek az kadın vardır partnerine hop dur bakalım diyen, çoğu hemen boşalsın diye dua eder ki acı bir an önce bitsin. İşte böyleee. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, kıssadan hisse.

172 ahkam var

yalnız yaşamak her ne kadar dilenilen bişey olsa da gerçekte benim gibi bir paranoyak için sinir sistemi yıpratgacı...

nitekim saat 3:15 civarı "bi banyo yapayımda sabaha oh pırıl, sonra zaten 3-4 saat uyku ve ardından ver elini anlamsız ders web programming" derken nasılda safmışım? banyoya girdim, ve sakin sakin gerekli hijyen seviyesine ulaşma çabamın bitmesini bekledim. bu işlem 10 dakika kadar sürdü. ama tam suyu kapadım içeriden "çaaat" diye bi ses. bitmek tükenmek bilmez bir süre sabit, üşüyerek sessizliği dinledim.. sonra bi tane daha.. bişeyler kırılıyo sanki. evde birisinin olduğuna o kadar eminim ki karşıma çıkınca kafasına vuracak bişeyler arıyorum. elime bi tahta ne idüğü belirsiz cisim aldım ve kapının arkasında buzlu banyo camından antreyi izleyerek bi yarım saat geçirdim. gözümdeki yarmış miyop ve astigmat karışımı hem düzgün görmemi engelliyor, hem de gözümün odaklanamaması nedeniyle devamlı büyüyüp küçülen bilimum cismi hareketli görüyorum. çıldırmak üzereyim. o kadar büyüttüm ki, artık kendimi direk saldırıya maruz kalmış biri gibi hissettim. ve gene o ses... korkudan nası bi çığlık attım bilmiyorum ve olduğum yerde sıçrayıp sonra da yere düştüm. oturdum ağladım bi süre.. gerginlikten çıldırmak üzereydim. artık ne olursa olsun diyerek banyodan çıktım. bütün odaları ve her köşeyi gezdim itinayla. pencereleri kapıları kontrol ettim. yok tabi hiçkimse. ve yatağımın yanına gelince çıkan ses. "çaaat". bakakaldım. bişey diyemedim. yatağa saldıramazdım heralde. yani hıncımı ondan çıkarmak istedim bi an ama o kadar mantıksızdı ki öyle baktım yatağa. bi süre öyle durduktan sonra arkamı dönüp saatimi buldum. 4:25. 1 saat 10 dakika boyunca salak salak paranoyalarımla didiştim. neden girsinler ki evime. para yok, bişey yok. televizyon ve bilgisayar. o kadar. kendime sinirlendim.

5 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu